Ana Sayfa / Gündem / İlmia Süleyman Kılıç & Ortak Tencerenin Hikayesi

İlmia Süleyman Kılıç & Ortak Tencerenin Hikayesi

16 Şubat 2026 12:530 görüntülenme
İlmia Süleyman Kılıç & Ortak Tencerenin Hikayesi

Romanya ile Türkiye arasındaki mutfak ilişkisi, yalnızca komşu coğrafyaların benzerliğiyle değil, yüzyıllar süren tarihsel temasla şekillendi. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde Eflak ve Boğdan prensliklerinin Osmanlı’ya bağlı olması, saray mutfağından halk sofralarına kadar uzanan güçlü bir etkileşim yarattı. Bu dönemde yalnız askeri ve siyasi bağlar değil, gündelik hayatın en kalıcı unsurlarından biri olan yemek kültürü de sınırları aştı.

Bugün Romanya’nın milli yemeklerinden sayılan sarmale, aslında Osmanlı mutfağının lahana ve yaprak sarması geleneğinin Balkanlardaki devamıdır. 15. ve 16. yüzyıllarda saray mutfağında gelişen dolma ve sarma teknikleri, Balkanlar’a yayıldı ve yerel malzemelerle yeniden yorumlandı. Benzer şekilde köfte kültürü de Osmanlı aracılığıyla bölgeye taşındı; Romanya’daki chiftele ve mangalda yapılan mititei (mici), baharatı daha sadeleştirilmiş bir Osmanlı köfte geleneğinin izlerini taşır. Hatta “çorba” kelimesi bile Türkçe kökenlidir; Romanya’daki ciorbă terimi, ekşili Balkan çorba geleneğiyle birleşerek Osmanlı’dan kalan bir dil mirası olarak yaşamaya devam eder.

Tatlılarda da iz sürmek mümkündür. Şerbetli hamur tatlılarının zirvesi sayılan baklava, Osmanlı döneminde Balkanlar’a ulaştı ve Romanya’da baclava adıyla benimsendi. Aynı şekilde pilav kültürü de Osmanlı etkisiyle yerleşti; etli ve sade pilav çeşitleri Romanya mutfağında “pilaf” adıyla yer aldı. Kahve ise ayrı bir hikâye taşır: 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı coğrafyasında yayılan Türk kahvesi, Balkan şehir kültürünün ayrılmaz parçası haline geldi ve Romanya’da da sosyal hayatın sembollerinden biri oldu.

Etkileşim tek yönlü değildir; ancak Türkiye’ye geçen unsurlar daha çok Balkan ortak mirası üzerinden hissedilir. Romanya’daki telemea peyniri ile Trakya beyaz peyniri arasındaki benzerlikler, Tuna havzasındaki göç ve ticaret ağlarının sonucudur. Mısır lapası olan mămăligă, doğrudan bir aktarım olmasa da Karadeniz bölgesindeki mısır ekmeği ve kuymak kültürüyle paralel bir tarihsel gelişim gösterir; 17. yüzyılda Amerika’dan gelen mısırın Balkanlar ve Karadeniz hattında hızla yayılması bu benzerliği açıklar. Ekşili çorba teknikleri ve sirke kullanımı da Balkan etkisiyle Türkiye’nin Trakya bölgesinde daha belirgin hale gelmiştir.

Sonuçta Romanya ve Türkiye mutfakları, birinin diğerinden “aldığı” yemeklerden çok, yüzyıllar boyunca aynı siyasi ve kültürel atmosferde pişmiş tariflerin iki farklı yorumu gibidir. Aynı tencerenin içinden çıkan ama zamanla farklı isimler, küçük malzeme değişiklikleri ve yerel dokunuşlarla kimlik kazanan yemekler… Tuna kıyısında yapılan bir sarmayla Edirne’deki bir sarma arasındaki benzerlik, tarihin bazen en iyi belgelerinin mutfakta saklı olduğunu gösterir.

Kaynaklar:

Caroline Finkel, A History of the Ottoman Empire: Osman's Dream (New York: Basic Books, 2005).

Halil İnalcık and Donald Quataert, eds., An Economic and Social History of the Ottoman Empire, 1300–1914 (Cambridge: Cambridge University Press, 1994).

Nevin Halıcı, Turkish Cookery (Istanbul: Oğlak Publishing, 1990).

Silvena Rowe, Culinaria Hungary (Cologne: Könemann, 1999).

Radu Anton Roman, Bucate, Vinuri și Obiceiuri Romanești (Bucharest: Paideia, 1998).

Paylaş:
İlmia Süleyman Kılıç

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz