İlmia Süleyman Kılıç & Ömrün Kıyısında Bir Merhaba

50 yaşıma geldim.
Ama bu yaşın ruhuma değdiğini hiç hissetmedim.
Belki zaman dediğimiz o garip kavram, bedeni sayılarla tartıyor ama ruhu hiç hesaba katmıyor.
İşte ben de o hesaba sığmayanlardanım.
Artık anlıyorum ki, ömür dediğimiz şey aslında göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.
Gençliğin telaşında fark edemediğimiz o “bir gün gelir de…” dediğimiz zamanlar, şimdi kapımda.
O gün geldi.

Ama bu bir veda değil, aksine bir merhaba.
Kendime...
Hayatı yeniden tanımaya, yeniden anlamaya...
Görmediğim sokaklara, tanımadığım yüzlere, belki bir dağ yamacındaki sabaha ya da bir deniz kıyısındaki akşama...
Artık günlük rutinlerimle vedalaşıyorum.
Alarm sesinden, bitmeyen ev işlerinden, hep ertelenen hayallerden uzaklaşmak istiyorum.
Kendime yeni projeler çiziyorum.
Ama bu kez başarı için değil; yaşamak, hissetmek ve gerçekten anmak için.
Her gün yeni bir yer, yeni bir koku, yeni bir yüz...
Ve ben, her adımda biraz daha kendime yaklaşıyor olacağım.
Yanıma fazlaca bir şey almayacağım; fotoğraf makinesi, laptopum, biraz umut, biraz cesaret, biraz da merak yeterli.
Geriye sadece bir şey kalıyor: paylaşmak.
Bu yolculukta sizi de yanımda istiyorum.
Gözümle gördüğüm yerleri, göreceğim insanlar ve de kalbimle hissettiklerimi, zihnimle düşündüklerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Belki siz de bir sabah, hiç planlamadan yola çıkarsınız.
Belki hayatın geç kalmadığını, sadece doğru zamanı beklediğini hatırlarsınız.
Çünkü ömür kısa.
Ama güzel şeyler için hâlâ yeterince uzun.
Yola çıkıyorum…
Birlikte yürüyelim mi?


