Ana Sayfa / Gündem / İlmia Süleyman Kılıç & Koray Avcı Konserinden Notlar

İlmia Süleyman Kılıç & Koray Avcı Konserinden Notlar

20 Mayıs 2025 11:110 görüntülenme
İlmia Süleyman Kılıç & Koray Avcı Konserinden Notlar

Geçtiğimiz Pazar akşamı, şehrin üstüne çöken o melankolik rüzgârın içime taşıdığı bir davetle çıktım yola. Nereye gittiğimi biliyordum: Koray Avcı’nın konserine… Ama ne hissedeceğimi bilmiyordum. Belki de konserin kendisinden çok, içimde uyanan bir çağrıydı bu. Sanki orada, salonun bir köşesinde beni bekleyen içsel bir buluşma vardı.

Konser salonuna adım attığımda başka bir dünyanın eşiğinden geçmiş gibi hissettim. Salon tıklım tıklımdı, ama bu kalabalık bir gürültü değil; tam tersine, sessiz bir coşku taşıyordu. Gözlerde bir heyecan, yüreklerde bir ortak bekleyiş… Kimisi ilk kez dinleyecekti onu, kimisi belki defalarca. Ama herkes aynı içtenlikle oradaydı. Genç izleyicilerin çokluğu ise özellikle dikkatimi çekti ve içimi umutla doldurdu. Türküler hâlâ genç kalplerde yer buluyorsa, bu toprakların sesi kesilmez.

Işıklar sönerken içimde tatlı bir çarpıntı başladı. Ardından sahneye adım attı Koray Avcı. Abartıdan uzak, sahici, doğal bir hali vardı. Mikrofonu eline aldığında, daha ilk kelimesiyle salonun enerjisini kendi etrafında topladı. “Tanıtım” dediği o giriş bölümü aslında bizi bir yolculuğa hazırlayan ilk adımdı. Her sözcüğü, her notası farklı bir hikâyeye, farklı bir yaşama götürüyordu bizi.

Kısa sürede salon bir konser alanı olmaktan çıkıp adeta bir türkü meclisine dönüştü. Bağlamanın yankısı ve Avcı’nın duru sesiyle içimize işleyen ezgiler yükseldikçe, hepimiz sessizce kendi içimize döndük. Gözler kapalı, eller kalpte... Ne cep telefonları havadaydı ne de konuşmalar duyuluyordu. Salon adeta bir dua anı gibi ağır ve kutsal bir sessizlikle doluydu.

Koray Avcı, büyük ustalara da saygı duruşunda bulundu o gece. Selda Bağcan’dan Cem Karaca’ya, Ahmet Kaya’dan Neşet Ertaş’a, Edip Akbayram’dan Aşık Mahzuni’ye kadar Anadolu’nun sesini ruhuna katmış herkese selam gönderdi. Yalnızca şarkılarını değil; onların acılarını, sevdalarını, mücadelelerini de taşıdı sahneye. O anlarda salon bir hüzün perdesine büründü. Ama o hüzün, aynı zamanda bir hatırlayış ve sahip çıkıştı.

Kendine ait eserleri seslendirirken sesi zaman zaman Volkan Konak’a yaklaşan bir tınıya büründü. O içtenlik anlarında gözyaşlarını tutamayan sadece biz değildik; Koray Avcı da duygularını gizlemedi. Bu karşılıklı duygu seliyle salon ayağa kalktı, dakikalarca alkışladık. O an bir sanatçının yüreğini sahneye koyduğu, içini döktüğü anlardan biriydi ve hepimiz buna tanıklık ettik.

Ve geceye damga vuran sürpriz: Ender Balkır’ın sahneye çıkışı. O an salonda bir dalga gibi yayılan heyecan, yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Balkır’ın söylediği üç türkü, üç ayrı roman gibiydi. Her biri başka bir hayat, başka bir yara taşıyordu. Alkışlar sadece sese değil, o sesin taşıdığı anlamaydı.

Konserin sonlarına doğru Koray Avcı’nın toplumsal konulara dair söyledikleri ise beni en çok etkileyen anlardan biri oldu. Ne ajitasyon vardı ne de sahneye oynanmış bir duruş. Söyledikleri yalındı ama derin, içtendi ama etkiliydi. Sadece kulağımıza değil, vicdanımıza da sesleniyordu. O an düşündüm: Bu adam yalnızca şarkı söylemiyor, bir dert taşıyor. Ve o derdi paylaşarak hafifletmeye çalışıyor.

Konser bittiğinde salon hâlâ sessizdi. Kimse hemen çıkmak istemiyordu. Herkes biraz daha o büyünün içinde kalmak ister gibiydi. Ben de öyleydim. Dışarı adım attığımda, içimde tarifsiz bir sıcaklık vardı. Bazı anlar vardır ya, insanın içine dokunur ve orada bir iz bırakır. İşte bu konser tam olarak öyle bir andı benim için.

Sadece içimde bir küçük burukluk kaldı: “Kaynatın Aynasıyım” türküsünü dinleyemedim o gece. Belki bir dahaki konsere... Duyduğuma göre yeni albümünde semahlara ve türkülere daha çok yer verecekmiş. Korkut Ata’nın geleneğinden gelen bu onurlu, samimi ve yürekli duruşu için Koray Avcı’ya içtenlikle teşekkür ediyor, yolunun açık olmasını diliyorum.

Paylaş:
İlmia Süleyman Kılıç

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz