Ana Sayfa / Gündem / İlmia Süleyman Kılıç & Kaybolmuşluğun Zarafeti

İlmia Süleyman Kılıç & Kaybolmuşluğun Zarafeti

21 Ekim 2025 15:200 görüntülenme
İlmia Süleyman Kılıç & Kaybolmuşluğun Zarafeti

Açıkça itiraf etmem gerekirse, varlığımın amacını ya da anlamını bulmakta güçlük çekiyorum. Pek çok insan için, bu tür bir itiraf cesur bir açıklama olabilir. Belki de kimileri bu samimi itirafa kayıtsız kalırken, kimileri “Ben de aynı hissiyatı yaşıyorum” diyecek. Fakat, itiraf etmek gerekirse, artık buna dair bir kaygım yok. İnsan, bir noktadan sonra etrafının ne düşündüğünü umursamayı bırakıyor. Kendi içindeki sessizlik, dünyanın gürültüsünden çok daha değerli hale geliyor.

Son yıllarda, sosyal medya çağında bir kavram var ki, neredeyse herkesin dilinde: "Kendini bulma". İnsanın içsel huzura ulaşması, öz benliğini keşfetmesi, ruhuyla barışması... Etrafımız bu söylemlerle dolup taşıyor; videolar, yazılar, tavsiyeler… Kendine inan, asla pes etme, doğruyu bulmak için çabala... Derin bir boşluk içinde kaybolmuşken, bu tür cümleler bir anlık umut veriyor; ama bir bakıyorsunuz ki, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, o boşluk bir türlü dolmuyor.

Gerçekten ne oldu da içindeki boşluğu doldurmayı başaramadım? Neden "kendine inan!" cümlesi beni uçurmak bir yana, yerin dibine sokuyor? Belki de bir şeyleri ısrarla anlamaya çalışmak, o kadar da sağlıklı bir çaba değil. Hepimizin içinde bir tür boşluk var; ama bu boşluk bir eksiklik değil, bir varoluş gerçeği olabilir. İnsan bazen kaybolduğunda, en çok kendisini bulur.

O anı biraz düşünün: Yolunu kaybetmiş bir insan, dışarıdan bakıldığında çaresiz gibi görünebilir. Ama kaybolmak, aslında kaybolan kişinin içindeki gücü ortaya çıkarabilir. Belki de kaybolmuş olmanın zarafeti, insanın hayal kurabilme yeteneğinden gelir. Çünkü gerçek, çoğu zaman keskin, gürültülü ve boğucudur. Fakat hayaller, her zaman yumuşak, sessiz ve çok daha özgürdür. Onlar, tam da olması gerektiği kadar uzaktır ve bazen bu uzaklık, ruhu en çok tatmin edendir.

Tanrı, evren ya da her neyi kutsal sayıyorsak, her şey karmaşık ve anlaşılması güç. Anlamaya çalışırken kaybolmak, belki de insanın varoluşunun ta kendisidir. Çünkü belki de mesele anlaşılmak değil, anlam arayışının içinde savrulmak olmalıdır. İnsan, sürekli bir anlam peşinden koşar. Ama belki de asıl anlam, bu savrulmanın içinde gizlidir. Belki de bir şeyleri bulmak değil, kaybolduğumuzda kendimizi keşfetmek en önemli yolculuktur.

Ve eğer kaybolmuşsam, artık kaybolduğum için endişelenmiyorum. Bu defa kaybolmuşsam, yolumu bulmaya değil; kaybolmanın zarafetini unutmamaya çalışıyorum. Çünkü belki de kaybolmak, bir tür özgürlüktür; daha önce hiç gitmediğimiz, hiç bilmediğimiz yerlere doğru bir adım atma cesareti. Eğer bugün bir kaybolmuşluk içindeysem, belki de tam olarak kaybolmayı seçmişimdir. Kim bilir, belki de kaybolmak, insan olmanın en değerli yanıdır…

Paylaş:
İlmia Süleyman Kılıç

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz