Ana Sayfa / Gündem / İlmia Süleyman Kılıç & Çocukluğumun Ülkesi Bildiğim Gibi Değilmiş…

İlmia Süleyman Kılıç & Çocukluğumun Ülkesi Bildiğim Gibi Değilmiş…

20 Aralık 2024 14:030 görüntülenme
İlmia Süleyman Kılıç & Çocukluğumun Ülkesi Bildiğim Gibi Değilmiş…

Motto:

“Komünist rejim, insanların ne düşündüğünü söyleme, siyasi ve sosyal olarak örgütlenme özgürlüğünü ayaklar altına alan totaliter bir rejimdi, her şey kontrol altındaydı. Bunlar tanımlayıcı özelliklerdir.”
Tarihçi Dorin Dobrincu

Yıllar önce, Romanya’da yaşanılan Komünist dönem hala bazı aileler için büyük kayıplar anlamına geliyor. Komünist rejimi, sorulanların %48'ine göre iyi bir şeydi, diğer %46,4'ü ise o dönemde şimdiye göre daha iyi yaşandığını düşünüyor. Daha da ötesi, Romanyalıların %64,3'ü Nicolae Ceaușescu hakkında iyi bir görüşe sahip...

Nicolae Ceaușescu, Mart 1965'te Gheorghe Gheorghiu-Dej'in ölümünden sonra parti genel sekreteri olarak atanmış ve iktidara geldikten sonra hızla otoritesini güçlendirmiştir. 1967'de, devlet konseyinin başkanı olarak da atanarak, parti ve devletin en yüksek görevlerini aynı anda yürütmeye başlamıştır... Ailemin yaşadığı sistemin realiteleri bir yana, o dönemde ben öğrenci olduğum için, bu konuda bir yetişkin ile anılarımız aynı olmayabilir. Dolaysıyla bugün sizlere elimden geldiğince, somut veriler ile olayın ciddiyetini anlatmaya çalışacağım…

Halkın birbirine hitap şekli ve yabancı radyolar

1977 yılında çıkarılan 29 sayılı yasa ile vatandaşlar “yoldaş” ya da “vatandaş” hitap şekillerini kullanmak zorundaydı.

Komünizmde, vatandaşların veya yoldaşların, rejimi eleştirmeleri, görüşlerini özgürce ifade etmeleri, protesto etmeleri veya haklarını talep etmeleri yasaktı. Yasak listesine yabancı radyo kanalları da dahildi. Örneğin, Avrupa'nın Sesi, Amerika'nın Sesi, BBC gibi yabancı radyo istasyonlarını dinlemeleri yasaktı. Çocukluğum özellikle kış akşamları sobanın karşısında, sessiz bir şekilde, ailece TRT1’in Sanat müziği, Türküler dinlemekle geçiyordu...oradaki berrak Türkçe yüreğimize akıyordu adeta...tabi ki, lapa lapa kar yağışı da masal gibiydi o günlerim...Aman, ne diyordum? Evet, yabancı radyo dinlememiz yasaktı...

Özellikle bu tür hareketler Securitate'nin dediğimiz Gizli Servis’in dikkatini çekerdi ve insanları izlemeye alır, çoğu zaman "sosyalist düzene karşı propaganda" suçlamasıyla ceza dosyaları açılırdı. Ceza Kanunu'nun 155-157. maddeleri, ihanetle ilgilidir ve bunlar, yabancı vatandaşlarla herhangi bir şekilde temas kuran kişileri kapsıyordu.

Komünizmin olumsuz sonuçları, Romanya'nın tüm vatandaşlarını, milliyet ayrımı yapmaksızın eşit şekilde etkilemiş olsa da, komünist yetkililer tarafından uygulanan politikaların bazı alanlarda ülkedeki azınlık üyelerini özellikle etkileyerek, bu topluluğun varlığının temellerini, geleneklerinin, dilsel ve kültürel kimliklerinin korunmasını tehlikeye atmıştır. Bu alanlar şunlardır: topluluğun ekonomik varlık temeli, bizim durumunda Türkçe eğitim, kültürel hayat, azınlık dini inançları ve topluluğun sosyal yapısı.

Din veya İnanç

Büyük değişiklikler sıralamasında, “yoldaşların” din ile yolların ayrılmasıdır. 177 sayılı Kararname, tüm dinler için suçluluk varsayımları esas alıyordu. Bunun nedeni ise, tüm RPR (Romen Halk Cumhuriyeti) topraklarında inanç özgürlüğü ve dini özgürlükleri resmen garanti etse de, 6. maddesinde şu ifadeyi kullanmıştı: "Dini cemaatler, örgütlenmekte özgürdür ve eğer uygulamaları ve ritüelleri Anayasaya, güvenliğe veya kamu düzenine ve ahlaka aykırı değilse serbestçe faaliyet gösterebilirler." Böylece, yeni kararnameyle devlet, dini inancı fark etmeksizin, dini meselelerin tüm yönetimini üstleniyor ve Dini İşler Bakanlığı, sadece denetim ve gözetim kurumu olmaktan öteye geçiyordu.

Soydaşların Durumu

Soydaşlar, 1930 nüfus sayımına bakıldığında, Romanya'da 180.000 Türk ve Tatar yaşıyordu. Bunların çoğunluğu ise Dobruca’da bulunuyordu.

Eğitimle ilgili olarak, iki kategori sonuç ayırt edilebilir. Bir yandan, tüm nüfusu etkileyen, ancak Macar azınlık üzerinde daha ciddi sonuçları olan önlemlerden bahsedilebilir. Diğer yandan ise doğrudan azınlık eğitimini hedef alan ve bu eğitimi kısıtlamayı veya hatta yavaş yavaş ortadan kaldırmayı amaçlayan girişimler vardı.

Nitekim bu eğitim kapatıldı. 1950 veya 1952’lerde, babamlar köylerinde ilk okulda ana dilinde ders görürken, aniden dersler Romence olarak verilmeye başladığını anlatmıştı. Resmi kaynaklar babamın söylediğini doğrular nitelikteler: 1945-1990 dönemi, Türk entelektüelliğinin Türkiye'ye göç ettiği ve Türkçe eğitim veren okulların 1954 yılına kadar faaliyet gösterdiği, ardından ise kapandığını bir dönem olduğunu tespit ettim.

Toplumun Tek Partili Düzeni

Tek Partili rejimde, halk bir tek bebekken Parti’nin üyesi değildi. Gerisinde 6 yaşından itibaren Parti’nin bir üyesi olup, küçük beyinlerin rejimin getirdiği ideolojileri ile dolduruluyordu. Nüfusun partiye katılmadan önce örgütlenmesi başlıyordu. 1970'lerin ortalarına gelindiğinde, tüm gençlerin 14 yaşına geldiklerinde otomatik olarak Komünist Gençlik Birliği'ne (UTC) kaydedilmesi sağlanmıştı. Böylece, İhtilalin olduğu yıla yani,1989'a kadar, UTC, 4.100.000'i aşkın genç üyeye ulaşmıştı. Ayrıca, üniversite öğrenci dernekleri de UTC' nin kontrolündeydi. Romanya Komünist Öğrenci Dernekleri Birliği (UASCR), adı gereği tüm öğrencileri, yalnızca parti üyelerini değil, zorunlu olarak bir araya getiren bir yapıydı ve 1988'de 142.000'den fazla üyeye sahipti. 7 ile 14 yaş arasındaki çocuklar, 1980'lerin sonlarına kadar 2.500.000'den fazla üyeye sahip olan Pionerler birliğine katılıyordu. Son olarak, tüm çalışanlar otomatik olarak Romanya Genel Sendikalar Birliği'ne (UGSR) dahil ediliyordu ve bu birliğin üye sayısı 7.800.000'i geçiyordu. Kısacası, ömrün hep bu Parti’de olmakla geçiyordu.

Üniversite Öğrencilerin Tek Resmi Direnişi

30 Ekim'de, Politehnic Enstitüsü'nün kantini tamamen doluydu, tahminlere göre yaklaşık 3000 öğrenci katılmıştı. Enstitünün yönetimi son anda yapılan duyuru ile toplantıya katıldı, ayrıca Bükreş'ten gelen iki parti lideri, Petre Lupu ve Ilie Verdeț de katıldı. Gençler, Romanya'daki Sovyet birliklerinin varlığı, zorla kolektivizasyon, Tuna Karadeniz Kanalı inşasında siyasi tutukluların kullanılması, tüm halkın düşük yaşam standardı gibi konuları ele aldılar ve açıkça anti-Sovyet duygularını ifade ettiler (örneğin "Ruslar ülkeden gitsin!" ve "Özgürlük istiyoruz!" sloganları atıldı). Bu vesileyle sunulan öğrenci bildirisi, sadece öğrenci meseleleriyle ilgili değildi, aynı zamanda ülkedeki genel durumu da kapsıyordu. Öğrencilerin talepleri arasında: kişilik kültünün ortadan kaldırılması, ekonomik normların iptali, tarımda kotaların ve vergilerin düşürülmesi, tüm çalışan gruplarının maaşlarının artırılması, tüm devletlerle eşitlik ilkesine dayalı ilişkiler, Sovyet birliklerinin derhal geri çekilmesi, tüm devletlerle, kapitalist devletler dâhil, ekonomik anlaşmalar yapılması, basın ve ifade özgürlüğü, bursların dağıtım kriterlerinin değiştirilmesi, böylece daha fazla öğrencinin burs alabilmesi, Rusçanın, Marksizmin ve siyasal ekonominin üniversite müfredatından çıkarılması yer alıyordu. Toplantıya katılan yetkililer, öğrencilerin taleplerini Bükreş'e ileteceklerini ve bir cevap vereceklerini vaat ettiler. Ancak toplantı bitiminde, katılımcılar, kampüsü çevreleyen askeri güçler tarafından tutuklanarak, Timișoara yakınlarındaki Becicherecul Mic adlı bir askeri üssüne götürüldüler ve birkaç gün boyunca orada hapsedildiler.

Komünist Ekonomisi

OECD tahminlerine göre, 1989'da kişi başına GSYİH 3.941 Amerikan doları idi. 2020'de ise bu değer neredeyse 32.000 Amerikan dolarına ulaşmıştı. Ulusal İstatistik Kurumu’na (İNS)göre, 1989'da, Çalışma Bakanlığı'na göre, ortalama net maaş yaklaşık 3.063 ley idi. Şu anda ise, 2023 Ekim ayı itibariyle, bu rakam 4.692 ley idi.

1989 yılında, Bir siyah-beyaz televizyon 3.000 ley, renkli bir televizyon ise 10.000 ley, bir Dacia 1300 ise 70.000 ile 85.000 ley arasında değişiyordu. Ancak bu gıda maddeleri mağazalarda bulunmuyordu, Romanyalılar, hava koşullarına bakmaksızın, saatlerce, sonu gelmeyen kuyruklarda beklemek zorunda kalıyordu.

Başka bir örnek, benzin örneğidir... Aylık 40 litreyle karneye bağlanmış olmasına rağmen, bulmak çok zordu. İnsanlar, depolarını doldurabilmek için kilometrelerce uzanan kuyruklarda bazen iki gün boyunca bekliyorlardı. Ceaușescu'nun son yıllarında, pazar günleri araç trafiği kısıtlanmıştı - bir günde sadece "çift sayılı" numaralı araçlar, diğer günde ise "tek sayılı" numaralı araçlar hareket edebiliyordu.

Dış Ziyaretler Yasağı

Romanya dışına yapılacak her seyahat için, hatta öğrenim bursları için bile, pasaport almak için Securitatea'nın onayı gerekiyordu, çünkü yasa çok sıkıydı. Securitatea'nın, sıradan vatandaşların ülkeyi terk etmelerine nadiren izin verdiği için, birçok kişi kaçmayı seçiyordu; bu, başarısızlık durumunda büyük bir risk anlamına geliyordu, çünkü sınırı yasa dışı geçmekten dolayı soruşturma, hapis cezası ve hatta sınır muhafızları tarafından vurulma ihtimali vardı.

1969 ile 1989 arasında, 100.000'den fazla Romanyalı Batı'da siyasi sığınma talep etti.Sadece 1989'da, UNHCR'ye göre, 50.000'den fazla Romanyalı, sınırı yüzer veya botla geçerek Yugoslavya'ya, oradan da Batı'ya gitmek üzere yasa dışı olarak Tuna Nehri'ni geçti.

Ünlü Jimnastikçi Nadia Comaneci’in kaçışı bile destan kadar olaylı ve macera doludur. Şimdilik bu kadar diyeyim ve sonraki yazıda Romanya’nın o çok konuşulan, çok soru işareti ile kalan “1989 İhtilali” konusuna değineceğime dair bir söz bırakmış olayım…

Kaynaklar:

1. “Romanya’daki Komunist Diktatörlüğünü Analiz Etmek İçin Cumhurbaşkanlığı Komisyonu”- Final Raporu

2. Özgür Avrupa Radyosu (Romania)

3. Adevarul Gazetesi

Paylaş:
İlmia Süleyman Kılıç

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz