Ana Sayfa / Gündem / İlmia Süleyman Kılıç & Bir Varmış, Bir Yok Olmuşuz

İlmia Süleyman Kılıç & Bir Varmış, Bir Yok Olmuşuz

31 Temmuz 2025 22:020 görüntülenme
İlmia Süleyman Kılıç & Bir Varmış, Bir Yok Olmuşuz

Bir gün, kalabalığın ortasında yürürken kendi iç sesimi duymaya çalıştım. Şehir uğultusunun arasında zihnimde yankılanan tek bir soru vardı:

“Sen bu dünyada ne olmak isterdin?”

Bu soruyu sormak bile başlı başına bir cesaret işi. Çünkü insan, bazen en gerçek arzularıyla yüzleşmekten korkar. Ya o sesi duyarsa da, elinden hiçbir şey gelmediğini yeniden fark ederse? Çünkü çoğumuz, hayatı kendimizce değil, bize öğretilen kalıplar içinde yaşadık. Çocukken ne olmak istediğimiz sorulduğunda, cevabımız değil, beklentilere uygun düşen yanıtlar alkışlandı. Biz de zamanla kendi iç sesimizi susturmayı öğrendik.

Ben gazeteci oldum. Kelimelerin peşinden gittim, gerçeklerin izini sürdüm. Ama o sorunun cevabı, hep içimde bir yerlerde usulca bekledi. Belki hiçbir zaman susmadı, sadece ben duymadım.

Ben masalcı olmak isterdim.

Kulağa biraz çocukça gelebilir. Ama bu, çocukluk değil. Tam tersine, dünyanın hoyratlığına karşı içimde büyüttüğüm en naif ama en dirençli hayaldi bu. Masallarla gerçeklerden kaçmak değil amacım; aksine, hayatı, insanı, kalbi ve umudu yeniden anlatabilmekti. Masallar benim için bir teselli değil, bir varoluş biçimi.

Köy köy dolaşmak isterdim. Yaşlıların dizlerinin dibine oturup eski hikâyeleri dinlemek, unutulmuş sözcükleri yeniden hayata kazandırmak… Sonra bu hikayeleri çocuklara anlatmak, onların gözlerindeki merakla, korkuyla, neşeyle her defasında yeniden büyümek… Masalların sessizliğinde, kendi iç sesimi yeniden duymak...

Ama olmadı.

Çünkü hayat, çoğumuza hayalini değil, mecburiyetini sunuyor. Bizi “gerçekçi” olmaya çağıran sesler daha baskın geliyor. “Ne iş olsa yaparım” diyen cümleler, hayallerin yerini alıyor. Ve biz, bir sabah servisine yetişmeye çalışan kalabalıklar gibi, kendi hayatımıza geç kalıyoruz.

Sistem, bize diplomalar, kariyer planları, terfiler sunuyor. Ama karşılığında ne alıyor biliyor musunuz?

Ruhumuzu.

O çocukken gözümüzü parlatan hevesleri, içimizde sakladığımız masum tutkuları sessizce elimizden alıyor. Biz de “şükür” diyerek kabulleniyoruz. Ses etmeden, sorgulamadan, sadece yaşamak için yaşıyoruz.

Ama içimde hala o küçük kız çocuğu var. Sırtında hayal çantasıyla yola çıkmaya hazır. Çantasında kitaplar değil, masallar taşıyor. Çünkü ben inanıyorum: Bu dünyanın en insani yanı, en kadim anlatılarında saklı. Korkuyu, sevgiyi, iyiliği, umudu içinde barındıran o eski hikâyelerde...

Ben masalcı olmak isterdim. Ve biliyorum, bu hayal yalnızca bana ait değil. Çünkü bu dünyada çok az insan, gerçekten sevdiği işi yapabiliyor. Çoğumuz başkalarının doğrularına göre yaşıyoruz. Kimimiz ailesinin, kimimiz toplumun çizdiği sınırlarda yol alıyoruz.

Ama hayalini kurmak bile bir direniştir.

Eğer hala içimizde o sesi duyabiliyorsak, hala bir kıvılcım varsa, umut vardır. Ve belki bir gün… Belki bir sessizlikte… Kendi iç sesimi yeniden duyduğum o anda anlatacağım ilk masal, insanın kendini yeniden hatırlayışı üzerine olacak.

Bir zamanlar unuttuğu bir hayali, kalbinin kıyısında yeniden bulan bir ruhun hikayesi…

Ve o zaman diyeceğim ki:

“Masalcılar ölmez. Sadece bir süreliğine susar.”

Paylaş:
İlmia Süleyman Kılıç

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz