Ana Sayfa / Gündem / İlmia Süleyman Kılıç & Bir Atın Nal Sesinde Balkanlara Doğru

İlmia Süleyman Kılıç & Bir Atın Nal Sesinde Balkanlara Doğru

11 Haziran 2025 12:430 görüntülenme
İlmia Süleyman Kılıç & Bir Atın Nal Sesinde Balkanlara Doğru

Tarih, zamanın paslanmaz aynasıdır. O aynaya baktığınızda yalnızca geçmişi değil, kim olduğunuzu da görürsünüz. Türklerin Romanya topraklarına uzanan yolculuğu da işte o aynada, zamanın derin izleriyle parıldayan bir yolculuktur. Bir macera, bir arayış, bir yerleşme ve belki de bir kaderin kıyısına varış…

Anadolu’nun ova rüzgârlarından kopup gelen akıncılar, bir zamanlar Tuna’nın kıyısında yankılanan savaş naralarına dönüşmüştü. Kimi zaman bir fetih sevdası, kimi zaman bir sınır bekçiliği, kimi zaman da sadece hayatta kalma içgüdüsüydü onları Balkanların kalbine sürükleyen. Rüzgâr gibi geçtiler; bazen esip geçtiler, bazen de toprağa karışıp kök saldılar.

Romanya… O zamanlar Eflak, Boğdan ve Transilvanya adlarıyla anılan bu diyar, Türklerin sadece savaştığı değil, yaşadığı, yerleştiği ve iz bıraktığı bir coğrafya oldu. Tuna'nın serin suyunda atlarını suladılar, Karpatların gölgesinde otağlar kurdular. Her ne kadar tarihin kalemleri bu gelişleri kimi zaman ‘istila’, kimi zaman ‘işgal’ diye yazsa da, gerçekte yaşanan, bir kültürün bir diğerine dokunuşuydu. Kimi zaman kılıçla, ama çoğu zaman dille, mimariyle, müzikle ve gündelik hayatla…

Bugün Romanya’da hâlâ Türkçe kelimeler yankılanıyor sokak aralarında. Camiler hâlâ gökyüzüne selam duruyor bazı kasabalarda. Bir çay, bir nazar boncuğu, bir baklava... Küçük ayrıntılarda büyük hikâyeler gizli. Çünkü Türkler sadece geldikleri yerin çocukları değildi; vardıkları yeri de yeniden yoğuran, yeni bir vatanın parçalarına ruh veren bir halktı.

Zaman aktı, imparatorluklar çöktü, sınırlar değişti. Ama geride kalan sadece haritalar değil; insanlardı. Bir annenin ninnisinde, bir dedenin anlattığı eski hikâyelerde hâlâ o uzun yolculuğun izleri duyulur. Türklerin Romanya’ya gelişi, bir göç hikâyesinden çok daha fazlasıdır. Bu, hem toprakla hem zamanla yapılan bir anlaşmadır. Ve her anlaşma gibi, iki tarafın da hayatını değiştirir.

Tarihi yalnızca kazananlar yazmaz; yaşayanlar da yazar. Ve Türkler, Romanya topraklarında sadece bir dönem değil, bir iz bıraktılar. O izler bugün hâlâ orada, Tuna’nın yüzeyinde yansıyan bir hatıra gibi, Karpatların sisleri arasında kaybolmayan bir sıcaklık gibi duruyor…

Not: Bu yazı, toprağın sesiyle büyüyen, geçmişin izini yüreğinde taşıyan siz güzel Dobruca Türklerine; varlığınız, diliniz, kültürünüz bir çınar gibi köklü ve dimdik. Nerede olursanız olun, gönlümüz bir, yüreğimiz bir. Sizlere selam olsun…

Köydeki Türkler. (1881-1900)

İbrahim Themo (1865-1945) Romanya'ya gelişinin ilk yıllarında. (1895-1898)

Paylaş:
İlmia Süleyman Kılıç

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz