Iaşi kentinde Türk izleri

*Bu konudaki ilk çalışma 1983 yılında Aurelia Ignat tarafından “Yaş'ta Türkçe izler” adıyla yayınlandı
İlk gençlik yıllarımızda, yani “Sokaklar yürümekle aşınmaz” denilen yıllarda Ankara caddelerinde yaptığımız protesto veya milli duyguları dile getirme eylemlerinde dilimize pelesenk olan marşlardan birisi “Ne Kafkasya ne Prut / Şu bin yıllık Anayurt” şeklindeki mısraları içeren ve Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu tarafından yazılan şiirdi.
Prut ismini ben ilk kez böyle duymuştum.
Prut, 2005 yılında Romanya’ya geldiğim zaman karşıma çıktı. Romanya’nın kültürel merkezlerinden, Moldova bölgesinin başkenti niteliğindeki Iaşi kentine 17,3 km mesafedeki bir nehrin adıydı.
Iaşi, Ortodoksluk merkezi de olan önemli bir şehir. Bir dini bayram törenine ev sahipliği yapan bu kent Yunanlılar için de önemli bir yer. Dini bayramlarda binlerce Yunanlı akın eder.
***
Gençosmanoğlu’nun Süleyman Özmen anısına yazdığı şiirine alacak kadar önemli bulduğu Prut’a 20 dakikalık mesafedeki Iaşi kentinde Türklere ait izlerin bulunmaması mümkün mü? Bu izlerin peşine düşecek üç-beş mastır veya doktora öğrencisi de mi çıkmaz?
“Ne Kafkasya ne Prut..” diye marş söyleyen gençlerin arasında hiç mi tarihçi yoktu?
Neyse ki, Rumen dostlarımızdan Aurelia Ignat, ortaya “Yaş'ta Türkçe izler” adıyla bir çalıma çıkarmış. Hem de Komünist rejim zamanında. O da Türk izleri yerine Türkçe’nin izlerinin peşine düşmüş. Zaten Türkçe’nin izini sürmeden Türk izi bulmak mümkün mü?
Böyle bir çalışmayı nereden biliyoruz?
Eğer Sorin Iftimi, Iaşi kentindeki kiliselerinin tarihi üzerine yazdığı 2014 yılı basımı “Aziz Spiridon Kilisesi Kulesi” adlı eserine Aurelia Ignat’a ait “Yaş’ta Türkçe izler” adlı kitaptan alıntı yapmasaydı, haberimiz olmayacaktı.
Iftimi ise “Aziz Spiridon Kilisesi Kulesi” adlı eserinde söz konusu Kilisenin anıtını, çeşmesini, Iaşi’nin sosyal hayatını inceliyor.
Kule’yi iki dünya (Doğu-Batı kültürleri) arasında bir yere oturtuyor. İstanbul’un izlerini ortaya çıkartıyor. Modaya dolayısıyla modern çağa uygun olarak 18. Yüzyılda inşa edilen kulenin İstanbul’dan taşıdığı izleri inceliyor.
Öte yandan Rumen Ülkesinde Fener Dönemi Mimarisi ve Temsili Anıtlar’dan bahsediliyor.
20 Nisan 1723 yılında ilk olarak açılan “Aziz Spiridon Kilisesi” 1752-3, 1847, 1758, 1857 tarihlerindeki yenilemeler, 14 Ekim 1802 depreminden dolayı St. Spiridon kilisesi oluşan çatlama sonrası işlemler, 1786, 1807, 1843, 1862 restorasyonları vs.
300 küsur sayfalık “Aziz Spiridon Kilisesi Kulesi” adlı eserde, kilise çeşmesi, çeşmenin İstanbul’da yaptırılan musluklarının nakliyesi, muslukları süsleyen heykelin özel niteliği dikkat çekici bulunuyor.
Bu çerçevede olmak üzere Iaşi’taki pek çok kilise incelenir. Siloam kuyusu, Süleyman’ın banyosu, Altın harflerle yazılmış iki oval kartuşta yer alan Osmanlı yazıtları, Çan kulesi ve düşmanlara karşı kalkan görevi gören Osmanlı arması, kule tepesinde yer alan hilalin üçgen gözle değişimi vs.
Su medeniyettir. Bir yerleşim biriminin medeniliği de su ile doğru orantılıdır. Dolayısı ile Iaşi kentine suyun getirilişi, çeşmeler, İstanbul malı musluklar,
Kültür Sarayı'nın yanında düzenlenen lapidarium'da inşa edilen Osmanlıca yazıt (1983 yılında bu yer boştu, yazıt kaldırılmıştı. Parça kaybolmadı ve Tarih Müzesi koleksiyonlarında korunuyor.)
Eski belediye başkanlarından Scarlat Pastia (1827-1900), Osmanlı yazıtının çevirisini yeniden yaptırdı. Yaş'taki eski konsolos Selim Courdy tarafından yapılan tercüme şöyleydi:
“Akan su temiz ve berraktır.
Allah'ın elçisinin sevgisi için içiniz."
***
Kırıntı kabilindeki bu bilgilerden bile yeni haberdar oluyoruz. O da Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Romanya Koordinatörü Hasan Burak Ceran’ın dikkatimizi çekişi ile.
Koordinatör Burak Ceran, Iaşi’de Aurelia Ignat ve eski belediye başkanı Scarlat Pastia’dan sonra sanırım Türkçe’nin izini süren tek kişi. Ceran’ın güncel bazı tespitleri de var.
(Gazete Balkan / Hamdi YILMAZ)











