Hatay, Antakya’da asrın felaketinin birinci yılı

*Bulgaristan Radyosu’ndan Sevda Dükkancı ve Mariya Petrova, "Asrın felaketi" olarak nitelendirilen depremin birinci yılında Hatay'a giderek izlenimlerini aktardılar

“Depremzedelerde umut: Görecek günümüz, içecek suyumuz varmış” başlığı ile yayınlanan izlenimleri aynen aktarıyoruz:
***
Türkiye 6 Şubat 2023 sabahı saat 04.17 'de 7,7 ve aynı gün 13.24’te ise 7,6 büyüklüğünde ikinci depremle sarsıldı.
BNR Türkçe Yayınlar ekibinden Sevda Dükkancı ve “Horizont” programından Mariya Petrova depremin birinci yılında dört gün boyunca deprem bölgesini gezdi, oradaki izlenimlerini dinleyicilere paylaşmak üzere derledi.
50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği yıkıcı depremde Hatay’da 24 000 kişi vefat etti.
“Asrın felaketi” olarak adlandırılan bu afetin birinci yılında yetkililerle, yerel yönetim temsilcileri, depremzedelerle, gönüllülerle görüştük ve “bir yıl öncesi- bir yıl sonrasının” tablosunu çizmeye çalıştık.
Hatay tabelasından sonra kilometrelerce yol geçmemize rağmen, şehir yapılaşmaları görmedik. Depremin yıktığı kadim kent yerini konteynerlere bırakmış.
Geçen yıl Şubat ayındaki yıkıcı depremde 24 bin kişinin yaşamını yitirdiği Hatay’da, depremin birinci yılında 215 bin kişi konteynerlerde yaşam sürüyor.
AFAD’ın Hatay İl Müdür Yardımcısı Tamer Bayındır 185 konteyner kentte 215 bin depremzedenin yaşam sürdüğünü bildirdi ve hiç kimsenin artık çadırda yaşamadığını belirtti.
Yıkılan şehrin insanları şimdi 70 bin konteynerde yaşıyor. 20 metre kare bu alanda yaşayan ailelere devlet desteğini esirgemiyor. “Her gün 25 Tır içme suyunu sağlıyoruz. İlk yedi bin konutu da Şubat ayında hak sahiplerine vereceğiz” dedi Taner Bayındır.
“Antakya’nın yüzde 94’ü yıkılmış durumda. Bu yıkımda hem insanların konutları, hem iş yerleri var. Burada bütün sayılar büyük- ölen insanların sayısından tut, yıkılan evler vs. Sayılar büyük olunca vatandaşa hizmet anlamında yapılması gereken iş de büyük” diye anlatan AFAD yetkilisi, konteyner kentlere artık prefabrik iş yerleri ve prefabrik çarşılar yapıldığını söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın konut projeleri devam ediyor. 42 bin konut projesinin inşası sürüyor. Taner Bayındır: “Bu da bizim en büyük gururumuz olacak. 7 bin konut Şubat sonunda çekiliş yapılarak kura ile hak sahibi vatandaşlara teslim edilecek. Konteyner kent hayatını değil de, kendi evine yerleşen insanlarla normal hayata geçişi konuşacağız” dedi.
Depremin ilk saatlerinden daha arama- kurtarma çalışmalarının kahramanları AFAD, hala sahada ve bir yıl sonra da deprem bölgesindeki tüm çalışmalar onların koordinasyonu altında gerçekleşiyor.
AFAD’ın Hatay İl Müdür Yardımcısı Bayındır, ilk günlerden daha yardıma koşan Bulgaristan’a teşekkürlerini iletirken, ülkemizle ayrı bir bağı olduğunu da aktardı.
Dedelerinin Sviştov’tan Türkiye’ye göç ettiğini kaydeden Taner Bayındır, Hatay’da BNR ekibi ile konuşurken, heyecanını gizlemedi: “Bulgaristan göçmeniyiz. Ama nasip oldu Hatay’a geldik, Hatay’da çalışıyorum. Bu gurur verici bir şey. Bulgaristan arama- kurtarma ve insani yardım boyutunda bize yardıma koştu. Bu yardımlar çok anlamlıydı. Yurtdışından gelen her yardıma, Bulgaristan’dan gelen her arkadaşıma binlerce kez teşekkür ederiz”.
FAD’in himayesinde güvenli yaşam alanları olarak günlük hayat konteyner kentlerde sürerken, BNR ekibi böyle bir semti ziyaret etti.
“Yeni umut Yeni Hayat” yazılı bir konteyner kadınlara umut olmuş. Depremin yıkıcı pençelerinden sağ kalan kadınlar, bu kez tüm gücünü umutla yardımlaşmaya bağlamış.
Hüsne Özer bir yıl önceki 6 Şubat’ı anlatırken, gözleri hala o dehşetin korkusunu anlatıyor:
“Deprem anını şöyle izah edeyim- Mahşer Günü! Küt- küt çok kötü bir sesle geldi. Ben bu yaşıma kadar böyle bir gürültü sesi duymadım. Ben tavanın açıldığını gördüm, hani bizler filmde görürüz böyle şeyi. Ama film değil, gerçeğini gördük. Masanın altına kendimizi zor attık. Yedi katlı binanın altında kaldık”.
Hüsne Özer, şimdi beraber gönüllü olarak kadınlara ve çocuklara yardım ettikleri arkadaşı Hasine Gölçek’i göstererek: “Biz beraber 24 saat göçük altında kaldık, vedalaştık ve helalleştik. Ölümü gördük ve işte şimdi buradayız. Hatay diye bir şehir şimdi yok. O yedi kez tarihte yıkılmış, şimdi de biz ayakta kalıp, onu yeninden inşa edeceğiz” dedi ve yardım ettikçe mutluluklarına mutluluk kattıklarını aktardı.
Hüsne Özer: “Biz ölümden kalkıp da, buraya geldik. Biz burada ders veriyoruz, yaşayanlara bir nebze de olsa bir yardım olursa, ne mutlu bize. Kurslar açıyoruz, kütüphanede çalışıyorum, ihtiyacı olana yardıma koşuyoruz, umudumuza umut katıyoruz” dedi.
7. katın yıkımı altında 24 saat kalan ve yaşama dair umudu kestikten sonra, yeniden hayata sarılan arkadaşı Hasine de mutevazi bir tebessümle hayata sarıldığını anlatırken, şükretti ve : “Biz orada ölümü kabullenmiştik. Rabbimizin bize biçtiği bir ömür var. Ama demek ki daha görecek günümüz, içecek suyumuz varmış. Hayattayız! Antakya’nın kalkınmasına yardım ediyoruz”.
O umudu yağmurlu bir günde prefabrik yapılar arasında top oynayan ve gülüşen çocukların gözünde de gördük. “Konteyner kentler arasında futbol müsabakasına” hazırlanan çocuklar çok heyecanlıydı. Semt içinde okullar, oyun alanları, kütüphane ve dershaneleri de var.
11 yaşındaki Emir “Yoğurt gibi çalkalandık. Korkmayacak gibi değildi” diyor bir yıl öncesinin depremini anlatırken. Bir başka çocuk ise: “Abla bizim ev yıkıldı. Annem çok üzüldü” diye anlatırken: “Peki sen evini özlemiyor musun?” sorusuna, adeta hayat dersi bir cevap verdi: “Yok, üzülmüyorum. Ev zaten geri gelir. Bütün ailem yaşıyor ve hayatta ya- o önemli”.
13 yaşındaki Reşit de bu konuşmaya titrek sesle katıldı: “Benim tüm ailem öldü, hocam. Teyzelerim, halalarım, amcalarım depremde öldü”. Bazen olan depremlere artık alıştıklarını ve korkunun yavaş, yavaş sıyrıldığını anlatıyor Reşit.
Büyünce Emre yunus polisi olacak, 11 yaşındaki Melisa ise doktor olmayı hayal ediyor.
Yağmurlu bir günde konteynerler arasındaki oyunlarına devam ederek, mutlu bir fotoğraf karesinden sonra bize veda ediyorlar umuda umut katan depremin çocukları.



