Ana Sayfa / Gündem / Hamdi YILMAZ & ZAMAN TÜNELİ YAZILARI: 25 ŞUBAT 2013

Hamdi YILMAZ & ZAMAN TÜNELİ YAZILARI: 25 ŞUBAT 2013

27 Nisan 2021 19:300 görüntülenme
Hamdi YILMAZ & ZAMAN TÜNELİ YAZILARI: 25 ŞUBAT 2013

Rus finansı ile yayımlanan Dacia adlı Ermeni gazetesi

Bugün Hocalı soykırımının yıl dönümü ama biz önce Van’a bakalım.

Sözde Van’da Ermenilere yapılan soykırımı ve göçü anlatmaya çalışan ilkel, gerçeklerle bağdaşmayan sinema ve sanat tekniğinden yoksun “Ararat” filmi yine piyasaya çıktı. Van’da yapılan neydi, film neyi anlatıyor?

İşte Van’da yaşananların fotoğrafı: “Van ve Bitlis vilayetlerinin işgali sırasında Ruslarla Ermeni çeteleri tarafından İslâm ahaliye feci zulümler yapıldığı; Bitlis’e gelen Rus süvarileriyle Ermenilerin kaçmakta olan İslâm ahaliyi büyük-küçük, çoluk-çocuk demeden katlettikleri; Van’a Rusların yaklaştığını öğrenen Ermenilerin isyana teşebbüs ettikleri ve göç eden İslâm ahaliyi takip ederek yollarda feciâne bir şekilde katlettikleri, göç edemeyip içerde kalan binlerce kadın, kız ve erkeği vahşice kestikleri, Van’a bağlı Timar nahiyesi dahilindeki köylerden Zive, Mollakâsım, Şeyhkara, Şeyhayne, Ayans, Paksi, Zorâbâd ve daha birçok köy ahalisinin göç edemediklerinden dolayı Ermeniler tarafından hiçbir ferd bırakılmaksızın tamamının soykırıma tabi tutulduğu, Rusların, Hakkari’ye bağlı Dir kasabasına geleceği sırada ortaya çıkan çetelerin yol üzerinde bulunan Kürd köyleri İslâm ahalisinin erkeklerini katledip, en büyüğü üç yaşında olan binden fazla çocuğu kılınç ve kamalarla parça parça ettikleri ve her parçalarını bir el kadar bırakarak çocuk cesetlerinden siper yaptıkları, üç dört yüzü aşkın Kürd kızının bikrini izale ederek kadınların ihtiyar olanlarını katl ve idam ettiklerine dair.” Kaynak:15 Ş. 1334 (17. VI. 1916) HR. SYS. 2872/2, Belge no: 92-98

Gerçekler bu. Çevir tersine, film yap, dünyayı kandır. Başarıyorlar da. Türkler yabancı uyruklu eşlerine bile işin aslının filmdeki gibi değil yukarıda anlatılan gibi olduğunu anlatamıyor.

ROMANYA VE BULGARİSTAN ERMENİLERİNİN ROLÜ

Hatta, Romanya ve Bulgaristan’da yaşayan Ermenilerin Rus gemileri ile Kafkaslara taşınışından ve Van’a soykırıma giden Rus ordusuna katılışından kimsenin haberi yok. Rusların finansı ile Romanya’da 1915 yılında yayımlanan ‘Dacia’ adlı Ermeni gazetesi ile de batıya propaganda yapılıyor. O dönemde sanılanın Aksine Ermenilerin Bükreş’de değil Köstence ve Braila gibi Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde etkin oldukları görülüyor.

“Devlet i Aliyye i Osmâniyye” nin Köstence Başkonsolosluğu ise olup biteni sadece,

“Köstence’de Rus parasıyla münteşir Daçya nâmındaki paçavraya eyyâm ı ahîrede Ermenilerin de mu‘âvenet i nakdiyyede bulunarak Hükûmet i Seniyye aleyhinde makâlât neşr ettirdikleri … 31 Temmuz sene 1915 târîhli nüshasında görülen şâyân ı dikkat ve ehemmiyyet iki kıt‘a makâle tercemeleriyle …” şeklinde Bab-ı Ali’ye aktarmaktan ve seyretmekten başka bir şey yapamamıştır.

Tıpkı bugün seyrettiğimiz gibi.

***

İKİNCİ YAZI

ZAMAN TÜNELİ YAZILARI: 24 MART 2013

Türk Milletinin yaşama ve kendisini koruma hakkı

Her millet gibi Türk Milletinin de yaşama ve kendisini koruma hakkı vardır. Bu hakkı gerektiğinde, “Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş” olsa bile kullanmıştır. Dileriz öyle bir gün yaşanmaz ama yaşanırsa yine kullanılır.

Türk milleti tüm cihan milletlerinin üstüne çullandığı bir dönemde kendi varlığına kasteden her millet gibi Ermeni milletine de gereken dersi vermiştir. İngilizlerin ve Rusların dolduruşları ile Türk’ü Anadolu’da yok edeceğini sanarak, asırlarca barış içinde yaşadığı komşusu, köylüsü ve kentlisine vahşice saldıran Ermeni çeteleri boylarının ölçüsünü almıştır. Oluk oluk akıttıkları Türk kanında kendileri boğulurken, geriye hem kendileri hem de Türk milleti için dramdan başka bir şey bırakmamışlardır.

Bugün kuşaktan kuşağa aktarılarak geçtiği için, hiç okuması yazması olamayan bir Anadolu kadını, normal bir insanın yapması mümkün olmayan bir kötülüğe maruz kaldığında, kötülüğü yapana hakaret anlamında “Ermeni tohumu” der. Çünkü, öyle bir kötülüğü onun ataları ancak o milletten görmüştür.

Bugün hala Dağlık Karabağ adlı Azeri Türk yurdu 18 yıldır o milletin işgali altındadır. İşgal sırasında yaşananların insanlıkla bağdaşır bir yanı yönü de yoktur. Yaşlı, kadın, çocuk vs.. Bu Ermeni çeteleri için önemli olmamıştır. Uluslararası savaş hukuku vs. boş sözlerdir. Ermeni, bundan bir asır önce uyguladığı anlayış neyse, Hocalı’da, Karabağ’da aynısını yapmıştır. Ermeni milleti bilincini tüm dünyada diri tutmak için “1915 Soykırım Masalı” anlatanların yalanları ile mücadele bile bugün başlı başına bir iş haline gelmiştir.

Bizim aymazlığımızdan aldıkları cesaretle Türk Milleti’nin diplomatlarına tüm dünya genelinde saldırıya geçmişler, çıktıkları deliğe tıkandıkları güne kadar da onlarca diplomatımızı şehit etmişlerdir.

Biz kin gütmüyoruz, hiçbir Türk devlet adamı da kin güdücü politikaların savunucusu olmamıştır. Kimsenin bir karış toprağında gözümüz yoktur. Ama, kimseye de bir karış toprağımıza yan gözle baktırmayız. Er veya geç Karabağ da Ermeni’nin boğazına düğümlenecek ve yutamayacaktır.

Pek çok Türk’ün Türkiye’de veya Türkiye dışında Ermeni arkadaşı, dostu vardır. Hatta bazen eski bir Ermeni vatandaşımız bizden daha çok da Türk milliyetçisi olabiliyor, duyuyoruz. Esasen, Türk’ün canına, malına ve namusuna dokunulmadığı sürece kimseyle bir alıp veremediği olmamıştır.

‘Ararat’ adlı yalan dizisi film niyetine yeniden piyasaya sürüldü. Tüm dünya televizyonları 24 saat ‘Ararat’ filmini yayımlasalar, bu gerçek değişmez.

Paylaş:
Hamdi YılmazZaman Tüneli Yazıları

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz