Ana Sayfa / Gündem / HAMDİ YILMAZ & YÖK’ÜN ‘YOK’LUĞU

HAMDİ YILMAZ & YÖK’ÜN ‘YOK’LUĞU

13 Ocak 2023 16:530 görüntülenme
HAMDİ YILMAZ & YÖK’ÜN ‘YOK’LUĞU

15 YIL ÖNCE

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Romanya ziyareti sırasında, Romanya Başbakanı Calin Popescu Tariceanu ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısı sırasında yaşanan bazı olumsuzlar Türkiye’deki kaynak israfı ve vurdumduymazlığı da gözler önüne sermeye yetti.

İki Başbakan’ın ve gazetecilerin konuşmalarını biri yaşlı biri genç iki hanımefendi Türkçeden Romence’ye veya Romence’den Türkçeye çeviriyorlardı. Bu iki hanım sanırım Romen vatandaşı Türklerdi. Bildiklerini sandıkları Türkçe adına yan gelip yatanlardan olmalıydılar.

Başbakanlar profesyonel oldukları için tercümanları düşünerek konuşuyorlardı. Onlara konuşmaları anlamaları için zaman tanıyorlar, amiyane tabirle “tane tane” konuşuyorlardı.

Ama gazetecilerin tercümanları düşünmek gibi bir kaygıları olmadı.

Sıra gazetecilere gelince, her iki başbakana da ilk soruyu ben sordum. Sorum oldukça kısa idi. Sanırım tercümanlar güçlük çekmediler. Doğrusu benim aklıma onlar hiç gelmedi. İkinci olarak Romen gazeteci Erdoğan’a soru sordu. Tercümanların Romence sıkıntıları olmadığı için, Romen gazeteciyi anlamakta zorlandıklarını da sanmam. Eh, çeviriyi de zaten bildikleri gibi yaptıklarından bir sorun yaşanmadı.

Üçüncü soruyu Sabah gazetesinden Okan Müderrisoğlu bizim Başbakan’a sordu. Okan, önce Rice’ın açıklamalarını aktardı, ardından da sorusunu sordu.

Belli ki, Erdoğan’ın görüşmeler sırasında gelen açıklamayı henüz duymadığını düşünüyordu. Soru oldukça uzun oldu.

Soru bitince, salonda bir ses boşluğu oluştu. Boşluğu, Erdoğan tercümanlara dönerek “Haydi, tercüme edin” diyerek giderdi. Topu, yaşlısı genç olanına genç olanı da yaşlı olanına attı. Sonuçta nasıl yapıldığını sadece Allah’ın ve birde tercümanların bildiği bir çeviri yapıldı. Allah’tan soru soran ile cevap veren aynı dili konuştuklarından işin bu kısmında bir sıkıntı olmadı.

Daha sonra çevirmenlerden yaşlı olanı gazetecilerin bulunduğu bölüme gelerek Okan Müderrisoğlu’nu bir güzel haşladı. Beni göstererek, “Soruyu bu arkadaşa bir kez daha tekrarla da görelim bakalım. İnsaf yani, biz de insanız, biraz da bizi düşünün” minvalinden bir şeyler söyledi.

YÖK’ün üniversitelerini bitiren yüzbinlerce genç iş bulamazken, yaklaşık 5 bini ekonomik sıkıntısı olamayan patron konumunda bulunan 20 bin vatandaşımızın yaşadığı Romanya’ya 20 yılda 50 tane Romence bilen gencimiz yetiştirilip gönderilemez miydi? 4 duvar, 50 sıra ve lise öğretmenlerinden ibaret adı üniversite olan bir yerde de olsa, Romen dili ve edebiyatı bölümü açmak YÖK için çok mu zordu? Aynı şey iş adamlarımızın mal satmak için çırpındıkları Gürcistan, Ukrayna ve belki Bulgaristan için de geçerlidir. Hala da geç kalmış sayılmazlar, haberleri olsun.

(Bu yazı daha önce yayımlanmıştır / 24 Kasım 2007 tarihinde ikinci kez yayınlanmıştır)

Paylaş:
Hamdi YılmazYÖK

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz