HAMDİ YILMAZ & Yoksulluk haberlerini kimse okumak istemez

Evet, bu dünyanın her yerinde böyledir. Yoksulluk haberlerini kimse okumak istemez.
Hatta, Türkiye’de önemli bir medya grubu sahibi gazetelerinde yoksulluk haberleri kullanılmasını yasaklamıştı.
İrlanda kökenli ABD’li bir yazarın şimdi adını hatırlamadığım iki ciltlik bir romanı vardı. Okuduğum yıllarda dünyada yoksulluğu en iyi anlatan kitap olduğu söylendiğini öğrenmiştim.
Yıllar önce Kayseri’de Mimar Sinan Camisi karşısındaki büroma sabahın çok erken saatinde giderken, arkamda yaşlı bir kadının “Olmaz olaydım, olmaz olaydım” diye söylenip durduğunu fark etmiştim.
Türkü nakaratı gibiydi:
“Olmaz olaydım, olmaz olaydım”.
Geriye dönüp baktım. Teyzenin yüz hatları şimdi bile hafızamda kazılı.
Geçen gün haber ajansı Agerpres’e gitmek için Belediye otobüsüne bindim. Romanya’da halk küresel salgın tedbirlerine sıkı sıkıya bağlı. Bunu toplu taşıma araçlarında görmek mümkün.
Benimle birlikte tekerlekli Pazar çantası ile binen kadına önümdeki boş yeri gösterdim, oturmak istemedi. Sırtını cama dayayarak ayakta kalmayı tercih etti.
Bir süre sonra gelen sesler üzerine arkama döndüğümde kadının devrildiğini, devrilerek yarısı boşalmış Pazar çantasına tek eliyle sıkı sıkı sarıldığını gördüm.
İnsanlar yardıma geldi, kadın toparlandı. Kocaman bir karpuzu yerden alarak çantasına koyduklarını gördüm.
Sürücü otobüsü durdurarak olay yerine geldi, kadına iyi olup olmadığını sordu. Olumlu cevap almasına rağmen, “İyi olduğunuza emin misiniz?” diye sorusunu tekrarladı. Kadının iyiliğinden emin olduktan sonra devam etti.
Dikkat ettim, kadın bindiğimiz yere hayli uzak bir alanda otobüsten indi. Çantasını toparlıyordu.
Belli ki, kendisine hayli uzaktaki Mataki Pazarına alış veriş için gitmişti..
Romen devlet haber ajansı Agerpres’in bulunduğu yer bizim İstanbul’un eski basın merkezi Babı Ali yada Ankara’nın Rüzgârlı Sokağı gibi.. Romanya’nın eski basın merkezi.
İşim bitip çıktığımda sıra sıra ucuz yiyecek satan büfevari yerlerin önünden geçtim. Hepsini kontrol ettim.
25 Nisan 2005 Pazartesi gününü hatırladım. Romanya’daki ilk yayın günümüzdü. Yine bu alandaydım. Allahsız ve ahlaksız Avdi soyadlı Arap biraderlerin özelleştirmeden satın alarak iç ettikleri dağıtım firması Rodipet’te durum değerlendirmesi yapmış, kaç noktada gazetemizin satışa sunulduğunu konuşmuş, gazeteyi bir hafta gibi kısa bir sürede o noktaya getirmiş olmanın huzuru ile bu alanda yiyecek bir şeyler aradım.
Basın sektörünün civarları bizde de böyle ucuz yiyecek satan mekanlarla doluydu.
Bir peynirli börek ve kahve, 3 ley (0,60 Euro).
Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu’nun ucuz ama temiz otelleri anlattığı bir yazısı vardı. O yazıyı hatırladım.
Şimdisini bilmem ama bir zamanlar bizim Ürgüp’ün ucuz, temiz turistik kaldırım lokantaları da öyleydi.
Aslında güzel olan şey, herhalde insanların halis, temiz niyetlerle ve göz tokluğu ile işlerini iyi yapmaları ve huzur içerisinde karşılıklı sevgi saygı ile yaptıkları alış verişti.
(Bu yazı 10 Temmuz 2021 tarihinde yayınlanmıştır)


