HAMDİ YILMAZ & TÜRK KALMAK İÇİN AMERİKA’YA GİDEN ADAMI GÖRDÜM!

TARİH 11 MAYIS 2015
Geçen ay kaybettiğimiz Oktay Sinanoğlu hakkında yazamadım. İçimde ukde kaldı. O, Amerika’ya, gidiş hikayesini anlatırken şöyle diyordu:
“İçimden yemin ettim, dedim ki: Gideceğim ve kısmetse orada söz sahibi olacağım, ondan sonra gelip o namussuzluklarla burada uğraşacağım. O zaman anlamıştım ki burada kalırsam Amerika’nın kölesi olurum, oraya gidersem Amerika’nın efendisi olur, buraya gelip onlarla da rahat mücadele ederim. ‘Tamam’ dedim, gidiyorum.”
***
Geçen Cuma günü Köstence’de ünlü Türk tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat’ı yakından tanıma imkânı buldum. O da Oktay Sinanoğlu gibi normal yurdum insanına aykırı bir tipti. Kendisine, “Niye Amerika’ya gittin?” diyene, “Türk kalmak için Amerika’ya gittim” diyordu.
Oysa o Sinanoğlu gibi kendi ifadesi ile aşırı değildi. Hatta bütün aşırılıklara da karşıydı. „Ne aşırı dincilik ne aşırı milliyetçilik ne aşırı demokrasi. Aşırılık insana bir şey getirmez.” Ardından da ilave ediyordu bir mülakatında, „Öyle olduğum halde bunu söylüyorum. Türk kalmak için ben Amerika’ya gittim ve ben Amerika’da tam manasıyla Türkleştim. Neden? Çünkü orada rahat, serbest her şeyi okumaya imkân buldum. Türkiye’de bulunmayan kitapları orada buldum. Birçok dillerde…”
Salağıyla, solağıyla Türk aydını Cemil Meriç’i zamanında, sağlığında anlayamadı. Bence, Karpat da zamanında anlayamadıklarımızdan. 92 yaşında, dinç ve prıl pırıl da bir hafızaya sahip.
Önce, Bükreş’e batı istikametinden 450 km uzaklıktaki Cluj Babeş-Bolyai Üniversitesi’nin verdiği ve bizdeki anlamından çok daha farklı “fahri doktora” ödülünü aldı. Ardından Bükreş Büyükelçiliği ve Bükreş camiinde soydaşlarla bir araya geldi. Ve bu sefer Bükreş’e doğu istikametinden 300 km ötedeki Babadağ kasabasına oradan da doğduğu ve 73 yıl önce terk ettiği Armutlu Köyü’ne gitti.
Köstence’de buluştuğu yakınları ve soydaşlarına sitem etti: “Dobruca’nın Müslüman halkı nedense kendi kültürünü muhafaza etmenin önemini anlamıyor.”
Ama Türk- Tatar ayrımcılığından çok iyi anlayanlara da nasihat etti Karpat Hoca, “Bazen Türk - Tatar ayrımcılığına giriyorlar. Bu kadar saçma bir şey olamaz. Ayrılık söz konusu olmamalı. Dobruca’da Tatarlara bir şey olsa Türkiye yardıma koşar. Ben hem Türk hem Tatar’ım” dedi.
“Köyümü görmezsem, kendimi Romanya’ya gelmiş hissetmen” diyen Hoca, „Bir insanı bir ülkeden kolayca çıkartabilirsiniz ama bir ülkeyi bir insanın içinden asla çıkartamazsınız” şeklinde konuştu.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde 1684 yılının anlatıldığı ve doğduğu Tulça vilayeti Babadağ kasabası Armutlu Köyü’nü ziyaret eden Karpat, Köy mezarlığının bakımsızlığından ve çevredeki tarla sahipleri tarafından taciz edilmesinden, Babadağ’daki 15 çeşmeden bir tane çeşme kalışından büyük üzüntü duyduğunu aktardı.
Karpat Hoca, geçmişte Balıkesir, Gaziantep ve Erzurum’da günlerce kalarak ilmi metotlarla siyasal hayatımızın halk nezdindeki fotoğrafını da çekmişti.
Erdoğan’a Başbakan olacağını 5 yıl öncesinden söyleyen Hoca, Erdoğan’ın 2011 yılından sonraki tutumunu da beğenmiyor, Ortadoğu’ya yönelmesini doğru bulmuyor.
Başta “İslam’ın siyasallaşması” adlı kitabı olmak üzere 20’ye yakın kitabından Türkçe’ye çevrilmiş olanlar mutlaka okunmalı. Batılılaşma, laiklik, dindarlık gibi konularda beyinlerdeki klasik şablonların yanlışlıklarının görülmesi için bu şart.
(Bu yazı 11 Mayıs 2015 tarihinde yayımlanmıştır)


