Hamdi YILMAZ & Suç hazırlama merkezi

İlk yurt dışına çıktığım 1992 başından 11 Eylül 2001’e kadar uçak yolculuklarından büyük keyif aldım.
Havaalanlarında öyle ufak tefek şeyler sorun olmazdı. Vizenin bittiği gün tüm çabamıza rağmen Almanya’yı terk edemeyip, ertesi gün çıkışımızda da sorun yaşamazdık.
Rotterdam’dan yola çıktığımızda Amsterdam havaalanında uçağın kalkışına 30 dakikalık süre kaldığını hatırlarım. Ama biz yetişirdik. Bunda uçağın alan görevlisi arkadaşların rolü olduğu kadar havaalanındaki rahatlığın yüzde bin beş yüz oranında rolü vardı.
İzmir’den THY’nin rötar yapması yüzünden İstanbul’a geç indiğimizde bizi dış hatlara süratle ulaştıran iyi niyetli görevlilerin aklına kötü bir şey gelmezdi.
Pasaport kontrollerinde de öyle sorunlar yaşamazdık.
Bu Almanya’da da böyleydi, Hollanda’da da böyleydi, Türkiye’de de böyleydi. Başka ülkeleri bilmem ama aynı paralelde olduğunu sanıyorum.
11 Eylül 2001 ABD olayları ile birlikte havaalanları işkencehaneye dönüştü. Daha ilk günlerde anlaşıldı ki, yapanı yaptıranı kim olursa olsun, 11 Eylül saldırıları bir dünyayı “zapt-ı rapt” altına alma operasyonu idi.
Sonra biri için “Müslüman” dendiği an insanlara “Bu terörist” çağrışımı yaptırma operasyonuna geçildi.
Başarılmasına rağmen operasyona hala devam ediliyor. Çakal Carlos ve benzerleri yüzünden Hıristiyan alemi terörist olmadı ama ABD beslemesi Bin Ladin yüzünden milyarlarca Müslüman potansiyel suçlu muamelesi görüyor.
Daha geçen hafta Amerikan Kongresi’nde “Amerika’daki Müslüman Toplumun Radikalleşmesi” konulu oturumlar yapıldı. Potansiyel suçlu Müslümanlar tartışıldı. Amerikan Kongresi’nin ilk Müslüman üyesi Demokrat Partili Keith Ellison, böyle bir oturumun yapılmasından bile rahatsız oldu. “Genelleme yapılmasının; suç yüklenmesinin en bariz örneği bu” dedi. Ama boşa dedi. Amerika huyundan ve netice verdiğini gördüğü uygulamasından vazgeçecek değildi ya.
Aslında Amerika bu konuda deneyimliydi. 1950’li yıllardan beri hayali suç üretiyor, ardından hayali suça göre suçlu bulmakta mahir çıkıyordu. Amerikan halkı bir yana tüm dünyayı bile buna inandırılabiliyordu. Amerika’nın bu gözde metodu şimdilerde pek çok ülke tarafından uygulanıyor. Haksızlık etmeyelim Amerika’nın bu metodu aslında eski komünist ülkelerden aşırma.
Önce suç üretilecek, buna göre bir sorgulama mantığı geliştirilecek ardından da icraata geçilecek. İnsanlar sorgusuz sualsiz deliğe tıkılacak, “Niye takma adla yazıyorsun?” gibi bir mantık süreci oluşturulacak. Vs. bazıları da “Küçük Amerika” hevesi ile taklit yapacak.
(13 Mart 2011 tarihinde yayımlanmıştır)


