HAMDİ YILMAZ & Satmasını galiba öğreniyoruz!

*Bu yazı 5 Kasım 2019’da yayınlandı
Batı’daki 27 yıllık gazetecilik hayatım boyunca, işadamlarımızla hep kavga eder gibi konuştum. Samimiyetimi bildiklerinden ya da en azından anladıklarından dolayı hiç birisi kızmadı. Ya “haklısın” dedi, yada bilmediğim bir husus varsa beni aydınlattı.
Böylesi olayların biri 1995 yılında Köln Anuga Gıda Fuarında başıma geldi. İzmir’den gelerek Fuarda stant açan bir Türk’ten İsrailli bir adam 100 ton reçel almak istiyordu. “Malın kaliteli ve fiyatın da uygun. Hemen şimdi sözleşme imzalayalım” diyen müşteriyi bizimki başından savdı.
Adama kızdım. “Neden Türkiye’den gelip stant açtın? Malını satmak için değil mi? öyleyse 100 ton mal almak isteyen müşteriyi niye başından savıyorsun?”
Adam benim ses tonumla bana cevap vermişti; “Bilmediğin bir şey var, imzalarsam o reçeli yapacak şekeri Türkiye’de bulamam!”
Ağzım açık kalmıştı.
***
Geçen yıl Eylül ayında Başarılı Türk Firmaları Ödül töreni için bir işadamımızı ziyaret etmiştim. Ziyaret sırasında ora bura konuşurken işadamımızın bir önceki yıla göre cirosunun 5 milyon ley düştüğü ortaya çıkmıştı, hayli de üzülmüştü. Bu yıl içerisinde birkaç defa bana, “iyi ki de beni uyardın. İki ay yerimde durmadım, mal sattım ve o açığı da kapattım” demişti.
Bu yıl 2018 bilançolarını değerlendirirken aklıma düştü. Hakikaten o ciro açığını kapatmış mıydı? Kapattığını ve yüzde 15 oranın da üste çıktığını görünce sevindim.
***
Bir ziyaret sırasında da 2018 yılında hayli ciro yapmasına rağmen kâr elde edemeyen işadamımızın moral bozukluğunu görünce, “Bak 300 küsür kişiye iş veriyorsun. Bunların birer eşleri veya sevdikleri olsa 600 kişi eder. Bırak çoluk çocuğunu. Bunun hiç mi sevabı yok da kendi kendine kahrediyorsun” dedim.
“Haklısın hiç o açıdan bakmamıştım” dedi.
***
Bu yılın başlarında da Romanya’da hatırı sayılır bir ihaleye giren Türk firmasına Romen basını çullanınca, baktım bizimki bir başka Avrupa ülkesinde ciddi başarı elde etmişti.
“Satmasını bilmiyoruz” başlıklı bir yazı yazdım ve Türk firmasını başarılarını pazarlayamadığı için eleştirdim.. Oysa pazarlayacak her türlü imkanları vardı.
Sanırım eleştirinin dozunu da biraz kaçırdım.
Ertesi günü Türkiye’den firmanın sahibi aradı. Ben bana kızmasını beklerken, o bana “Bizim gözümüzü açtın, çok büyük ders verdin” diye teşekkür üstüne teşekkür ederek beni ziyaret edeceğini söyledi. Ben de gazetemizin yıl dönümü gecesi yakındı, “Buyurun misafirimiz olun” dedim. Gecenin süresini epey uzun buldu, haftaya geleceğini, gün içinde hangi gün olacağını da söyledi. Öğleden sonra günü de kararlaştırdık.
Araya ecinniler girmiş olmalı ki, gelmedi. O gün aradığımda Telefonumu da açmadı.
Bir ay sonra baktım, Romanya’da müdürleri ile bir basın toplantısı düzenlemiş, işin gereğini yapmaya başlamıştı. Için için sevindim.
Önceki aylar da ihaleyi kazandığını öğrenince mutlu olmuştum.
***
Satmanın kollektif bir savaş olduğunu bilmeyenimiz yok. Ama gereğini yapmayı düşe kalka öğreniyoruz.
İKİNCİ YAZI
Satmasını bilmiyoruz!
* Bu yazı 10 Kasım 2020’de yayınlandı
Türk Sivil toplum kuruluşlarına rağmen Bükreş’in 100 Tramvay ihalesine Türk firması 1-0 yenik olarak katılacak
20 MART 2019 TARİHLİ YAZIMIZ
Konumuz Romanya ile ilgili ama izin verin habere Polonya’dan başlayalım.
Durmazlar Holding, geçtiğimiz Temmuz ayında Polonya’da Olszytn Belediyesi’nin açtığı tramvay ihalesini kazandı ve 12 adet tramvay satacak.
İhale sonrası düzenlenen basın toplantısında Olsztyn Belediye Başkanı Piotr Grzmowicz, Olszytn’de 1965 yılında kaldırılan raylı sistem taşımacılığına ancak 2004 yılında dönebildiklerini belirterek, raylı sistemlerin kent ve bölge halkı için en temiz, en ucuz taşımacılık sistemi olduğu söyledi.
Başkan Grzmowicz, “Şimdilik 12 adet tramvay siparişi verdik. Bu tramvaylar şu anda kullanmış olduğumuz tramvaylarından çok daha sessiz ve çevre dostu. Önümüzdeki 21 aylık teslimat süresinin ardından duruma göre 12 adet tramvay daha satın alabiliriz“ dedi.
Durmazlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatma Durmaz Yılbirlik, böylesi bir anlamlı amaç için Olsztyn’de bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Yılbirlik, imzalayacakları anlaşmanın Polonya ve Türkiye arasında raylı sistemlerde ilk adım olmasını diledi.
Buraya kadar ne güzel haber değil mi?
***
Dünya’nın çeşitli merkezlerinde Türkiye’yi önce ekonomik, sonra siyasi olarak dize getirmeye ant içmiş yığınca ‘yeminliler grubu’ var. Bırakın Türkiye’yi dize getirmeyi, Türk’ü Anadolu’dan silme gönüllüleri, fanatikleri var.
***
Bu ön veriden sonra devam edelim.
Bükreş Büyükşehir Belediyesi Türkiye’den aldığı ve bir uçtan getirmeye başladığı 400 adet otobüsten sonra şimdi de 100 adet Tramvay alımı ihalesi yapacak.
Otobüslerin tamamının teslimini önlemek için bir lobi var ki, harıl harıl çalışıyor. Nerdeyse her otobüsün peşine bir muhabir takmışlar, görebildikleri her falsoyu abartarak, şişirerek, büyülterek haber yapıyorlar.
O lobinin içerisinde kimler var, sorusunu konuyu uzatmamak için “Kimler yok ki?” sorusu ile cevaplayıp geçelim.
O kasıtlı haberlere, kendisine olumsuz bakmama rağmen Büyükşehir Belediye Başkanı Gabriela Firea’nın açıklıkla ve başı dik cevaplar verdiğini söylemek bir hakkın teslimi olur.
Ama Türk tarafından tık yok. Hadi satıcılar, Romance bilmiyor, Romen basınını takip etmiyor vs gibi unsurları maruz görelim. Ya buradaki sivil toplum örgütlerimize ne demeli?
Ve yeri gelmişken bir soruyu da açıklıkla soralım. Hangi sivil toplum örgütümüz hangi Türk malının ayağındaki prangayı çözdü, hangi haksız fonu veya kotayı kaldırttı? Bırakın netice almayı, böyle bir niyetle hangi girişimde bulundu?
Dönelim konuya:
Bükreş Büyükşehir Belediyesi’nin açacağı ilk Tramvay ihalesine katılmak için iki firma başvurmuş. Biri Romen biri de Polonya’ya 12 adet tramvay satan Türk firması..
***
Türkiye’yi salt Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tapulu malı gibi gören, bu yüzden Türkiye’ye verdikleri her zararın Erdoğan’a verilmiş olacağını düşünen bir ahmaklar grubu var. Ahmaklık hafif bir niteleme oldu ama ağırına girmeyelim, konumuz o değil..
Bu grubun bilgi ve belge desteği ile Türkiye aleyhine oluşturulmuş Romanya lobisi hemen iş başına geçti.
Daha ihale yapılmadan atışa, ihale açanları caydırıcı salvolara başladılar..
İlk tutundukları dal da, hali hazırda Bükreş sokaklarını süsleyen ‘Turkuaz’lar. Yani Türkiye’den alınan otobüsler.
Şimdi “Anasına bak kızını al!” yani, “Türklerin otobüsüne bak, tramvayını al!” demeye getiriyorlar.
Lobiciliğin hasını yapıyorlar. Hatta işi iki vatman (Tramvay sürücüsü) arasındaki diyaloga dökecek kadar mizahileştirdiler. Satıcıya göz dağı olarak da “Belediye’nin Avrupa fonlarından alacağını umduğu para” ifadesini kullanıyorlar. Yani, “para yerine havanızı da alabilirsiniz, unutmayın” demeye getiriyorlar.
DURMAZLAR HOLDİNG DURUYOR
Holdingin adını ‘Durmazlar’ koymuşlar ama duruyorlar. Hatta uyuyorlar.
Polonya’da gerçekleştirdiğiniz o altın değerindeki ilk yurt dışı satışınızı parlatamaz mıydınız?
Madem, Romanya’da böyle her biri 20 milyon euro olan 100 adet tramvay satışına niyetlendiniz; iki gazeteciyi Polonya’ya gönderip, o belediye başkanı ile konuşmalar yaptırıp Romen basınında yayınlatamaz mıydınız?
Aynı şeyi kendi üretim tesislerinizi gezdirerek, referanslarınızı göstererek önceden Romen basınında kamuoyu hazırlıyamaz mıydınız?
FIREA’NIN ARKASINDA DURUN!
“Kahrım yâre değil kahpe feleğe” diye güzel bir türkümüz var.
Bizim ki o hesap, yazımın başında sitem okumun hedefi sivil toplum kuruluşlarımızdı.
Vaz geçtim.
Yeterki biriniz, yada hepiniz bari bir açıklama yapın. Üç beş gazeteci ile kahvaltılı vs herneyse bir toplantı yapın. Bükreş Büyükşehir Belediye Başkanını FETÖ güdümündeki lobinin ağzında yem olmaktan kurtarıcı bir adım atın.
Yoksa gelecekte bedelini ağır öderiz.
Türk malı alacak Romen kamu görevlisi bulamayız.
Türk sivil toplum kuruluşları böylesi günler için yoksa, hangi günler için veya ne için var olacak?


