Hamdi YILMAZ & Sanatta küfür hürriyeti

Şu Hollanda tuhaf bir ülke diyeceğim ama, tuhaf olmadığını biliyorum. Yıl 1993 olmalı. Amsterdam’da ikinci el televizyon satıcısı bir Hollandalının dükkanına o sıralar yayımlamakta olduğum gazeteye reklam istemek için girmiştim.
Biraz hoşbeşten sonra iş politikaya döndü. Adam kolumdan tutarak, “Gel size bir şey göstereyim” diye beni dükkânın dışına çekti. Dışarı çıkınca karşıdaki bir dükkânın tabelasını göstererek bakmamı istedi ve “ne yazıyor?” diye sordu.
Okudum: “Tek yol İslam Kasabı”. “Pekiyi” dedi Hollandalı, “Ben İstanbul’a gitsem ve açacağım dükkânın tabelasına ‘Tek yol Hıristiyanlık Kasabı’ diye yazsam olur mu, öyle tabelası olan bir dükkân açabilir miyim?”
Dilim ile dişimin arasında kendimin dahi zor duyacağı bir sesle “Tabi açabilirsiniz” filan dedim. İçimden de “Nah açarsın!” dediğimi Allah biliyor. Demem o ki, böylesine özgür bir ülke ne oldu da İslam’a Küfür memurları türetmeye başladı?
Önce Ayan Ali Hırsi adlı Sudanlı bir kadın, “Beni ülkemde sünnet ettiler” diye sığınma istedi. Önüne gelen yayın organına demeçler verdi İslam’ı kötüledi. Biraz da zeki olmalı ki, 10 yıl içinde Hollanda vatandaşı ve milletvekili oldu. Hollanda’da İslam dinine küfür yarışını o başlattı. Ardından ırkçı ve homoseksüel bir siyasi parti lideri parlamentoyu bloke edebilecek sayıda milletvekili çıkaracak kadar güçlendi.
İslam dinine iyi küfür ediyordu. Adamı vurdular.
Sonra bir zübük çıktı. Film meraklısı idi. Ayan Ali ile müşterek filmler yaptılar. Filmde çıplak insanların sırtına Kur’an ayetleri yazdılar, ardından küfürleri savundular. Derken o yapımcı da öldürüldü. Ayan Ali adlı Sünnetli Dudu’ya gelince devlet tarafından korunuyordu. Önce milletvekilliği gitti. Ardından iltica ederken sahte evrak verdiği gerekçesi ile Hollanda vatandaşlığından atıldı. Amerika’da yaşıyor. Geçen yıl Avrupa Birliği’nden koruma ve para istiyordu. Fransa da destekliyordu. Gerçekleşti mi bilmiyorum. Bundan birkaç yıl önce Müslümanlara karşı nefret ve ayrımcılığı teşvik etmekle suçlanan aşırı sağcı Hollandalı bir siyasetçi, Londra’nın koyduğu seyahat yasağı sonucu İngiltere’ye sokulmadı ve kendi filminin gösterimine katılamadı.
Geert Wilders adlı Hollandalı milletvekili “İslam faşist bir dindir” diye çığlık atıyordu. Kur’an için bazı sayfalarının yırtılması gereken bir kitap olduğunu söylüyordu. Filminin adı da ‘Fitne’. Eylül ayı içinde yapılan seçimlerde gereken dersi aldı. Partisi yüzde 50 oy kaybetti.
Kervana Amerika’da biri katıldı. Şimdi İslam Alemi onu protesto ile meşgul.
Bir zamanlar Amerika’nın Bükreş Büyükelçiliği sitesinde, “Bükreş’in köpeklerini umursamazsanız, onlar da sizi umursamaz” diye yazıyordu. Müslümanlar bir de bu metodu deneseler diyorum.
(Bu yazı 4 Ekim 2012 tarihinde yayınlanmıştır)


