Hamdi YILMAZ- Sağlık, Bayram, yardımlaşma ve Tamer Atalay

Yıl 2015 olmalıydı.
Herkesin tatlı uykuda olduğu bir saatte, yatak odasından çıkmış, üç metre ötedeki çalışma masama doğru yürüdüğümde şiddetli öksürüğe yenik düştüm.
Öksürük beni devirdi.
Devrilirken masanın üzerine doğru düştüm. Düşerken çenem masanın kenarına geldi ve jiletle kesilmiş gibi kesildi. Öksürüğün şiddetine, gücüne mi bakayım, acıya mı bakayım, yalnızlığın çaresizliğine mi bakayım vs.
Yalnızlık kadar oluşan zatürre korkuma takıldım.
Gündüz samimi olduğum biriyle konuşurken, “Benim Almanya’da arkadaşım vardı, Hollanda’da vardı. Gecenin o saati de olsa arayabilirdim. Burada niye o samimiyette bir arkadaşım yok, niye kimseyi arayamadım?” dedim.
Konuştuğum kişi anlattıklarımı Romanya Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tamer Atalay’a aktarmış.
Akşama doğru Atalay aradı, “Sabah saat yedide benim şoför gelip seni alacak, .. hastanesine gideceksiniz” dedi.
Öyle de oldu.
Hastanede bir Hanımefendi beni aldı, oda oda dolaştırdı. Muayeneler, filmler, analizler, tahliller vs üç saat dolaştık durduk. Her bir odaya girişimde kapıda sıra bekleyen insanların çokluğunu görünce suçlusu benmişim gibi de kendimden utanıyordum.
Sonuçta, ciddi bir şey çıkmadı, Hanımefendiye teşekkür ederek hastaneden ayrıldım. Yazılan reçete de Tamer Başkan’ın şoförüne verilmişti. Şoför bir Eczaneden aldığı ilaçları da elime tutuşturarak beni eve bıraktı.
Sonraki saatlerde Tamer Bey aradı, bir rahatsızlığım çıkmadığına sevindiğini söylerken, “Şekerin 110’muş, dikkat etmelisin” dedi..
***
Hayatım boyunca, kendime ait bir sorundan dolayı başkalarını rahatsız etmekten hep kaçındıysam da bazen beceremedim.
Sonra, geriden sessizce Tamer Bey’in bu özelliğini gözlemledim. Şu gurbet elde hangi Türk’ün hasta veya sağlık açısından ihtiyacı olduğunu öğrenmişşe, Romanya veya Türkiye’de sahip olduğu o devasa çevreyi harekete geçiriyordu. Bir insan bu kadar ilgiyi ve önemi kendi sağlığına göstermek istese bile beceremez.
Bu bayram öncesi yaşadığım sağlık sorununu Tamer Bey’e aktarmış ama herhangi bir talepte de bulunmamıştım.
Önce gideceğim şehirde tedavi sürecinde kalacağım yeri ayarlayabileceğini söyledi. “Teşekkür ederim Başkanım” dedim.
Sonra adım adım izledi beni. Çıkmaza girdiğim bir anda da “Tekirdağ’da seni bekliyorlar” dedi.
Detaya girmek istemiyorum. Başkan Tamer Atalay’a bir kez daha sağlığım açısından minnet borçlanarak Bükreş’e döndüm.
***
Bir araya geldiğimizde bazen hayatını kurtardığını bildiğim insanların işi bitince arayıp sorma zahmetine katlanmadıklarından yakınır üzülürdü. Bir süre sonra o kişinin yeni bir talebi olduğunda bütün kırgınlıklarını unutup o kişinin tedavisi için çırpındığına şahitlik etmişliğim çoktur.
Bir romanlık hikâyeyi bir köşe yazısında özetlemenin güçlüğünün farkındayım. En iyisi yazıyı Romanya Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tamer Atalay’ın, “Üç günlük dünya, yarın her birimiz çekip gideceğiz..” sözleri ile bitirelim.


