HAMDİ YILMAZ & ‘ROMANYA’NIN HACI ATASI’

Güç ve kudret sahibiydiler.
Kendilerinden olmayana, ya da kendi etki alanlarına alma imkânı bulunmayana bırakın insan olmasını, Türk olmasını, Müslüman bile olsa bir bardak su vermedikleri gibi vereni engelledikleri günlerdi.
Romanya’da gittikleri yerde masada sehpada şayet bizim gazeteyi görürlerse, el kaş göz ve yüz mimikleri ile “Sen de mi abone oldun?” diye küçümseyerek müdahil oldukları günlerdi.
“Abicim gazete sahibi kapı kapı gezer mi? O adam ajan!” vs maval okudukları, rızkımız onların elinde olsa kuş cücüğü gibi açlıktan cıyaklayarak öldürecekleri günlerdi.
Bir abonemizin abonelik süresi bitmiş, bir iki ayda geçmişti. Yolum düştü uğradım, abonelikten başka gelirimizin olmadığını vs anlatarak, aboneliği yenilemesini rica ettim.
Adamcağız yekten “Hamdi Bey, ben geçen sene kendi kararımla abone oldum. Biliyorsun (aslında bilmiyordum) ortağım Fetullahçı, birbirimizle papaz olduk. Parası önemli değil ama şimdi bir daha abone olursam …” diye devam etti.
Adama hiçbir şey demedim. Kimse bizim gazeteye abone olmak mecburiyetinde değildi.
Kırdıkları ceviz kırkı değil bini geçmiş, öfkem kabarmıştı. Onlarla diyaloğu olan bir vatandaşımıza durumu anlattım.
Vatandaşımızın ısrarı ile O’nunla görüşmeye karar verdim.
Kamusal alanların baş konuğu olduğu için sima olarak da birbirimizi tanıyorduk.
Gittim, görüştüm. Niye benim ekmeğimle oynadıklarını sordum.
“Abone olmayın diye alınmış bir prensip kararımız yok! O arkadaşımızın ferdi kararıdır.” dedi. Sonra da ilave etti, “Hem sen Türkiye’ye zararlı biri değilsin!”
Türkiye onlarındı, kim zararlı kim zararsız kararı da onlara aitti.
Uzatmayayım, tam bir ay sonra Milli Güvenlik Kurulu Kararı ortaya çıktı. “Türkiye için tehlikeli örgüt” olarak çoktan ilan edilmişler ama kamuoyuna yeni açıklanıyordu.
***
Bir vatandaşımızın yüklüce alacağı olduğu Fetullahçı kişi Romanya’dan Afrika’nın bilmem ne ülkesine kaçmıştı.
Alacaklı çaresiz O’na gitmişti. O, telefonla Afrika’dakini aramış bulmuş, durumu anlatmıştı. Telefonun sesini de açığa vermişti. Afrika’daki Fetullahçı “Ben burada kazandığım para ile Romanya’daki borcu ödemem!” demişti. O’da yapacağı bir şey olmadığı için üzüntüsünü beyan ederek alacaklıyı savuşturmuştu.
***
Bir başka vatandaşın çalışan Türk işçisi işten çıkmış ama iddiaya göre hak etmediği bir para da talep ediyordu. İşçi meselenin çözümü için O’na gitmiş. O hâkim gibi tarafları çağırıp dinlemiş ve işçiyi haklı bulmuştu. Onlardan olmayan işveren içine düştüğü durumun vahametinden habersiz, “Abi bana olmayan borcu ödettirdi” diye bize sızlanıyordu.
***
15 Temmuz kanlı FETÖ kalkışması sonrasında başında bulunduğu kurumla ilgili haberlerden dolayı iki defa telefonla beni aramış, “Sorumlu ben değilim. Vakfı müdür idare ediyor. Ben başkanlıktan da ayrıldım, ama daha resmi prosedür devam ediyor. Ben ülkemi seviyorum, başka Türkiye yok.” Minvalinde konuşmuş, söylediklerini de o zaman yazmıştım.
Geçenlerde korona virüsten dolayı öldü. Ölüm haktır, ölüme saygı da inancımız gereğidir. Böyle bir yazıyı da yazma niyetinde değildim.
Ta ki, takma adla melanet sitesinde “Romanya’nın Hacı Atası” diye ağıt yazıldığını görünceye kadar..
Ta ki, kendisini Rumen gazeteci olarak ilan edip, “Türkiye Rumen gazetecinin mal varlığına el koydu” diye haber yaptıran Hero necdet’in de “’Romanya’nın hacı atası’ diyebileceğimiz” diye attığı tiviti görünceye kadar.


