Ana Sayfa / Gündem / HAMDİ YILMAZ & Müslüman’ın böylesi

HAMDİ YILMAZ & Müslüman’ın böylesi

12 Ocak 2022 13:490 görüntülenme
HAMDİ YILMAZ & Müslüman’ın böylesi

Bundan yıllar evvel Wuppertal’da ayak üstü yemek satıcısında çorba içiyordum. Biracıların iki metre boyundaki sehpalarına benzer masaya yanaşan zebellah gibi boya sahip, fötr şapkalı oldukça yaşlı ama dinç bir amca yanaştı masama.

“Yeğen” sözcüğünü bizim Kırşehir şivesi ile telaffuz ederek sordu; “Yiyen nerelisin?” “Kırşehir” cevabını alınca da başladı; “Kümbetaltı mahallesinde bir dairem var. Yenice Mahallesindeki dairem ...” demeye.

Bana söz hakkı vermeden bir çırpıda Kırşehir’deki beş- altı dairesini ve içinde oturanları anlattı. İlk kuşak “Alamancı”lardan olan hemşerim, hanımı ile Hacca gideceğini de söyledi.

Muhabbeti “Sosyalamt”a gitmesi gerektiği için keserken, bilmem neden dolayı sosyaldan aldığı paranın kesilme noktasına geldiğini, o işi halletmesi gerektiğini anlatarak vedalaştı.

Sosyalden aldığı para ile Hacca gidilir mi konusunda, ilgilisinden vicdanını rahatlatacak fetvayı da almış olmalıydı.

***

Kimsenin elinde ne tuttuğu ilgimi çekmez ama elde kitap görürsem dayanamam ve mutlaka kitabın adını ve yazarını öğrenmeye çalışırım.

Amsterdam – İstanbul uçağında colalı viskiyi elime almış, haftanın yorgunluğunu atmaya çalıştığımı sanıyordum.

Gözüm yine yanımda oturan bayanın elindeki kitaba kaydı. Fakat kitabın harfleri bir tuhaftı ve daha önce böyle bir alfabe görmemiştim.

Rus alfabesi değil, Bulgar alfabesini andırsa da o da değildi. Meraklı Melahat gibi sordum. İbraniceymiş.

Hanımefendi ile tanıştık. O dönem her hafta Türkiye’ye gidip geldiğimi aslında tam olarak nerede yaşadığını kendimin de bilmediğini söyleyince, kadın “ne güzel! Bir hanım buradan alırsın, bir de Türkiye’de varmış zaten” diyerek İslamiyet’in de buna cevaz verdiğini söyleyince kendiliğimden savunmaya geçtim ve tek evlilik üzerine İslami fetva vermeye başladım.

Kadın elimdeki viskiye sözü getirerek, “İyi ama İslamiyet bunu da yasaklıyor oysa siz içiyorsunuz!” dedi.

Ne diyeceğimi bilememiştim.

***

Uyuşturucuların muska yazılmış paketlere sarıldığı haberini okuyunca yukarıdaki yaşananlar aklıma geldi.

Yine ne diyeceğimi bilemedim.

İslam’ı yaşamayı, gusül abdesti almaya, Cuma namazı kılmaya ve domuz eti yememeye, türbe yanından geçerken araba teybinin sesini kısmaya indirgemiş, Müslümanlığı bunlardan ibaret sanan bir toplum haline geldik.

Keşke bu kadar basit olsaydı.

Başta Başbakan ve koca koca bakanlar olmak üzere hepimiz Mehmet Akif’ten toplumcu şiirler okuyor, akla hayale gelmeyecek çileleri çekerek ün ve eser bırakmış ululardan menkıbeler anlatıyoruz.

Ne kadar bilgili bir Müslüman olduğumuzu ortaya koyuyor, ardından da üç kuruşluk menfaat için fırıldağın âlâsını çeviriyoruz.

(Bu yazı 7 Ocak 2010 tarihinde yayımlandı)

Paylaş:
Hamdi YılmazMüslüman’ın böylesi

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz