HAMDİ YILMAZ & Mösyö Jak veya Başkan Gutsul

Bir zamanlar TRT Genel Müdürlüğü koltuğunda gayri milli birisi oturuyordu. Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, müdürün yönetim biçimine bakarak, “Mösyö Jak TRT Müdürü olsaydı!” başlıklı bir yazı yazmıştı.
Hacıeminoğlu yazıda, Mösyö Jak’ın başarılı olmak için TRT’nin hedef kitlesi olan dinleyici ve izleyicilerinin yüzde 99’unun Türk ve Müslüman olduğu tespiti ile işe başlayacağını ve bu kitlelerin değer yargılarına saygılı olan bir yayıncılık anlayışını benimseyeceğini, o günkü TRT müdürünün bu tespiti bile yapmayarak Türk milletinin değerlerine saygısız davranışını anlatıyordu.
***
Moldova’ya bağlı Gagauz Özerk Yeri’nin yeni başkanı Yevgeniya Gutsul geçen hafta yemin ederek göreve başladı.
Rusya yanlısı olduğu belirtilen Başkan Gutsul, yemin töreninde konuşurken şöyle dedi, “Belirli siyasi partilerin değil, Gagauz Özerk Yeri'nin başkanı olacağım. Gagauz yanlısı başkan olacağım."
Aslında bu söz üzerine bir kitap dahi yazılabilir. Gagauz halkının birinci turda en çok oy alan diğer adaydan 40 oy fazlasını vererek ve 14 Mayıs’ta yapılan seçimin ikinci turunda ise yüzde 52 oyla başkan seçtiği Gutsul, “Gagauz yanlısı başkan olacağım” diyor.
“Lütfen, zahmet olur” mu diyelim?
Moda tabirle, Başkan Hanım’ın sözleri oldukça ‘manidar’!
Ne demeli bilmem ki!
***
En iyisi biz, ana dili Türkçe olan Başkan Gutsul’a bundan 27 yıl önce 26 Haziran günü vefat eden “Türkçe’nin Karanlık Günleri” adlı kitabın yazarı Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu’nu hatırlattığı için teşekkür edelim.
Ve yazıyı merhumun vefatının 20’inci yıl anısına yayınlanan “Necmettin Hacıeminoğlu - Hatıra Kitabı’nda yer alan Yıldız Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Cevdet Şanlı ile Priştine Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ergin Jable’nin “BALKANLARDA TÜRK’E BARİKATLAR” başlıklı yazısından bir alıntıyla tamamlayalım:
“…İsimler veya bölgeler farklı olabilir ancak hedef aynıdır. İlk hedef Türk dilidir.
Balkanlarda maalesef içimiz burkularak doğruyu söylememiz gerekiyor ise Türkiye’nin Dış İşleri Bakanlığı’nın desteğiyle Makedonya ve Kosova anayasalarından yerli Türk partileri tarafından yani yerli Türklerin kendi eliyle Türk dili resmiyetten kaldırılmıştır.
Balkanlarda ilk hedef olan Türk dilini kaldırmakla başarı gösteren AB, NATO, BM ve diğerleri, Türk’ü ve Türk’ün eserlerini ortadan kaldırıp, Türk’ün adını Balkanlardan silmektir. 6000’den fazla eser sayısını yıktıkça bitiremeyenler, Balkanlarda küçük devletler kurarak, bu devletlerin anayasalarında Balkanları Türksüz ve Türkçesiz yazarak, bu doğrultuda yasalar oluşturarak, uygulamaya tabi tutarak, Türklere ve Türkiye’ye barikatları kurmuş, kurmaya devam etmektedir. Ne yazık ki, başta Türkiye bürokrasisi olmak üzere (kişiler hariç) kurumsal anlamda gereken yapılmamıştır.
Çok geç kalınmış olsa da Balkanlarda yaşayan Türk-İslam anlayışı halen Türkiye’nin eline bakmakta, Türkiye’yi beklemektedir.”


