Ana Sayfa / Gündem / Hamdi YILMAZ & Kuşatılmış Türkiye

Hamdi YILMAZ & Kuşatılmış Türkiye

23 Aralık 2021 17:250 görüntülenme
Hamdi YILMAZ & Kuşatılmış Türkiye

On altı beyliğe bölündüğümüz, her birimizin diğerini yok etmekle mükellef olduğu, tarihe ‘Fetret Devri’ diye geçmiş dönemimizi hatırlayabilen var mı? Bugün üç aşağı beş yukarı Anadolu’da aynı kaderi yaşadığımızı kimse göz ardı etmemeli.

Her birimiz bir diğerinin gözünü çıkartmak için tetikteyiz. Her etnik grup düşman olarak kendi öz kardeşini görüyor. Aklı başında olanlarımızın bile kendi öz kardeşine duyduğu nefret, ABD’ye, Fransa’ya veya diğer canımıza ot tıkamaya amade devlet ve milletlere duyduğu nefretten daha fazla. “Girmeden bir millete tefrika (ayrılık), düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler top sindiremez” diyen şairin sözü ne kadar da doğru. Biz ‘gönlümüzde ‘Tefrikaya kapı araladığımız için düşman sağımızda solumuzda cirit atıyor. Yüreğimizi beynimizi avcunun içine almış vaziyette.

Partisi, pırtısı, irili ufaklı cemaatleri, üç grupluk aşiretleri ile neredeyse 16 yerine 16 bin parçaya bölünmüş, aykırılık ve ayrılıkları sürekli artan toplum yapımızla nereye kadar gideriz? Cihana hükümdar olmak için değil ama kendi birlik ve dirliğimizi muhafaza için yeni bir Osmanlı’ya ne kadar da muhtacız.

Çoğumuz mert bile değiliz. Kendi kardeşimizden kaçmayı mertlik sanıyoruz. Görüşmekten kaçıyoruz. Konuşmaktan kaçıyoruz. Çünkü bir araya geldiğimizde öfkemizden bal damlıyor. Kimse kimseyi dinleme, anlama ihtiyacı duymuyor.

Karşımızdakinin hemen bizim düşündüklerimizi kabul etmesini, peşinden gittiği üç keçilik ağayı terk etmesini ve bizim liderimize biat etmesini bekliyoruz.

Liderlerimiz politikayı birbirlerini eleştiri ya da birbirlerine hakaret yarışı saydıkları için kendisine tabii olmayan vatandaşlarla arasına mesafeyi çoktan koymuş, gönül kapısını baştan kapatmış oluyor.

Birimizin putu, diğerimizi ifrit ettiriyor. Bundan kurtulmalıyız. Hadi denince bunun olmayacağı ortada. Ama “semavi din mensubu” diye kendi, milliyet, zilliyet ve dinimizde olmayanlara dahi gönül kapısı aralayanlarımız öncelikle aynı dinde olan kardeşlerine muhabbet duymayı, onu dışlamamayı öğrenmelidir.

İktidarda olanların, karşısındakilerin peşinden gittiklerine hakareti bırakması tansiyonu düşürmede ilk adımdır. Yaptıklarınızı anlatın. Muhalefette olanların aklı başında atacakları ilk adım yapacaklarını anlatması, karşısındakine hakareti bırakması kaçınılmaz işlerdendir.

Madem ki, insan “eşref-i mahlukat.” O zaman hoşgörün, anlamaya çalışın birbirinizi. Hiç değilse “Yaradan’dan ötürü.” Ki önce kendimiz sonra Türkiye kin kuşatmasından kurtulsun. (Bu yazı 06 Mayıs 2011’de yayımlanmıştır)

Paylaş:
Hamdi YılmazKuşatılmış Türkiye

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz