Ana Sayfa / Gündem / Hamdi YILMAZ & Kalabalıklar ve düşünce adamları

Hamdi YILMAZ & Kalabalıklar ve düşünce adamları

29 Mayıs 2022 01:440 görüntülenme
Hamdi YILMAZ & Kalabalıklar ve düşünce adamları

“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diye haykıran Necip Fazıl Kısakürek, haykırdığı kalabalıkların durumunu da şöyle özetliyor; “Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!” ve “Durum diye bir laf var, buyurun size durum; / Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum.”

Cemil Meriç’in hedefi de Necip Fazıl’ın haykırdığı “kalabalığa doğruyu göstermek.” Bunu da ancak aydınlar yani düşünce adamları yapabilir:

“Düşünce adamı bir zümrenin emir kulu değildir. Hiçbir merkezden talimat almaz. Bir partiye bağlı olmayabilir. Ama tarihe angajedir. Yani vatandaş olarak vazifeleri vardır: Belli savaşları kabul etmesi, belli tehlikeleri göze alması lazımdır. Bir devrin şuuru olmak zorundadır o. Başlıca vazifesi: Bütün hakikatleri yoklamak, bütün yalanların maskesini yırtmak, kalabalığa doğruyu göstermek. Bazen yangın kulesindeki nöbetçi olacaktır, bazen engine açılan geminin kılavuzu. Sokakta insanlar boğazlanırken, düşüncenin asaletine sığınarak elini kolunu bağlamak, düşünceye ihanettir.”

Oysa, bizim aydınımız yani düşünce adamımız iki yüzlüdür, kaypaktır, “gelen ağam – giden paşam” havasındadır.

“Kıta’ları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar... Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, ‘Ben Avrupalıyım’ demeğe başladı, ‘Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.’ Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına: ‘Hayır delikanlı’, diye fısıldadılar, ‘sen bir az –gelişmişsin.’ Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir ‘Nisân-i Zîşân’ gibi gururla benimsedi aydınlarımız.”

“’Bir azgelişmiş’ olduğumuzu kabul edip ‘Batılılaşmaya’ çalıştığımız ilk günden bu yana aydınımızın takındığı tutum ve bu tutumun yarattığı tahribat bugün ‘gayr-i kaabil-i inkar’ bir mahiyet arz etmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi hemen her sorununun doğrudan ya da dolaylı olarak bu tutumla alakası vardır. Karşılaştığımız hemen her meselede suç siyasilere ihale edilmekte, mevcut siyasi otorite el değiştirince sorunlarımız hallolacakmış gibi bir vehme kapılınmaktadır.

Oysa siyaset de bütün olarak bir kültürün parçasıdır ve bütünün bir parçası olması münasebetiyle, onun karakter özelliklerini yansıtmaktadır. İşbu sebeple sorunlarımızın-ki yıllardır fasit siyaset dairesinde döne döne halli çok zor hale gelmiştir- çözümü siyasetin daha üstünde, onu da kapsayan ve ıslah edecek olan bir bakış açısı ile mümkündür. Meselenin adını koymak gerekirse içinde bulunduğumuz durum bir medeniyet krizidir.”

(Bu yazı 13 Mart 2010’da yayımlandı)

Paylaş:
Hamdi YılmazKalabalıklar

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz