HAMDİ YILMAZ & HANİ ELÇİYE ZEVAL OLMAZDI?

ESKİMEYEN YAZILAR: 15 OCAK 2010
Kim demiş, “Elçiye zeval olmaz!” diye.
Kabak genelde onların başına patlar.
İnsanlık ehilleşinceye kadar az mı can mı verdi elçiler..
Omuzlarının kaldıracağından daha ağır yükler kaldırmaya zorlanırlar. Ömer Seyfettin’in “İncili Kaftan” hikâyesi boşa mı yazılmıştır?
Devletin temsilcisidirler ya, bu gerekçe ile teröristlerin hedefi dahi olurlar. Başbakan, bakan kılıklı saygısızlar bile her türlü nezaketsizliği onlara sergilemekten zerre kadar tereddüt etmezler.
Yakın tarihte çoğu Büyükelçi 70 küsür diplomatımızı Ermeni teröristler şehit etmedi mi?
İşte Tel Aviv Büyükelçimizin başına gelenler. İsrailli Bakan, kinini Türkiye Cumhuriyeti’ne O’nun şahsında kustu..
Yayınlama izni almadan yazıyorum ama tam sırası.
Vahit Halefoğlu Bonn Büyükelçisi iken Alman Dışişleri Bakanı ile görüşmeye gider. Yanında o günün genç diplomatlardan, bugünün Merkez’deki Büyükelçilerinden Ahmet Rifat Ökçün de vardır.
Görüşme başlar. Ortada aynen İsrail’deki görüşmede olduğu gibi bir sehba vardır.
Alman bakan bacaklarını bir birinin üzerine atarak sehbaya saygısızca uzatır.
Büyükelçi Halefoğlu, genç diplomatı Ahmet Rıfat Ökçün’e Türkçe olarak talimat verir; “Ahmet sende bacaklarını aynen onun yaptığı gibi yap ve sehbaya uzat!”
Büyükelçi’nin talimatını Ökçün bir kaptan bir kaba koyamaz.
Ne aldığı aile ne de devlet terbiyesi bunu yapmaya musait değildir.
Tereddüt eder ve söyleneni yapamaz.
Ökçün’ün terddütünü gören Büyükelçi ses tonunu sertleştirerek diplomatına emrini yineler:
“Ahmet bacaklarını O’nun yaptığı gibi uzat!”
Ökçün çaresiz bacaklarını aynen Alman bakan’ın yaptığı gibi sehbaya uzatır.
Alman Bakan hemen bacaklarını sehbadan indirerek toparlanır ve “Özür dilerim, dalmışım da..” der.
Diplomatlar “Karşılık” ilkesini çok severler ve bu dilden iyi anlarlar. Bizim Dışişleri bunu yapmıyorsa, herhalde yapamadığından yada acizliğinden değildir. Büyüklüğe yakışır bir tavırla, “Elimi öp barışalım” dedi. El öpüldü, barışıldı.
Ancak, tarihin affetmediği şeylerin başında yanağına tokat yiyen bir devletin diğer yanağını uzatma lüksü gelir.
(Bu yazı 15 Ocak 2010 tarihinde yayımlanmıştır)


