Hamdi YILMAZ & Falcılara göre Romanya’nın geleceği parlak!

Ünlü Rumen fıkrasında anlatılır. Kız istemeye giden bir aileye “Oğlunuz ne iş yapar?” diye sorulduğunda işsiz oğlanın babası “Falcılara göre bizim oğlanın geleceği çok parlak!” cevabını verir.
***
Pazartesi günü bizim, Romanya’nın bu yılki ekonomik büyümesini “Hükümet 4,3’den 5’e revize etti. IMF yüzde 6 olarak açıkladı. ABD’li ünlü banka yüzde 9 dedi” diye haber yaptığımız saatlerde Bükreş’te bir hastanede oksijen kesilmesi sonucu 3 kovid hastası öldü. Ölenler öldüğü ile kaldı, aileleri bol bol başsağlığı mesajı duydu.
Sağlık Bakanının istifası tartışılmaya başlandı. Bakan’ın partisi “Vlad Voiculescu’yu yedirmeyiz!” minvalli, diğerleri başka minvalli açıklamalar yaptı.
Kendi istifası tartışılırken Bakan’ın “Üç aydır çırpınıyorum. Mevcut 1352 yataktan 6 boş yoğun bakım yatağımız kaldı. 1600 acil yoğun bakım yatağına ihtiyacımız var” şeklindeki sözleri de gümbürtüye gitti.
Bir yoğun bakım yatağı 60 bin Euro bedelindeymiş. Toparlarsak ihtiyaç duyulan 1600 yatağın bedeli 102 milyon Euro.
Romanya, Rusya’nın bildiği tarihi korkusundan Amerika’nın şerrine ve Avrupa Birliği’nin insafına teslim olmuş bir ülke.
GSYİH’sı 200 milyar Euro. Bunun 4 milyardan fazlasını Rusya’nın korkusundan ve NATO’nun hatırından dolayı Savunmaya harcıyor.
IVECO, Romanya Ordusu’na sattığı kamyonları monte etmek için ülkeye montaj fabrikası kuruyor.
Ülkenin en büyük 100 ihracatçı firmasının içerisinde 3 tane yerli firma var. Yıllık toplam ihracatı Rusya korkusu için harcadığının sadece 20 katı kadar.
Bu yılın ilk üç ayındaki ticaret açığı 3 milyar Euro.
Bir taraftan iş gücü yetersizliği olan, diğer tarafta 70 bin açık iş için 497 bin CV’nin dolaştığı bir ülke.
Romanya öz itibarı ile bir göçmen ülkesi değil. Ama Cumhurbaşkanı Alman, Başbakan Yardımcısı ve Meclis Başkanı Macar, sosyal demokrat yahut liberal bütün iktidarların gözde bürokratı (Raed Arafat) Arap kökenli olan bir ülke.
Tablo bu.
Yine de başta kendi hükümetleri olmak üzere IMF ve ABD’li banka falcılarına göre Romanya ekonomisi bu yıl uçacak!
Aklıma bir cümle daha geliyor ama zülfü yâre dokunur diye yazmıyorum.
***
İKİNCİ YAZI
Namerdi namert adı ile anın!
Azerbaycan Adalet gazetesi yazarlarından Aqil Abbas, mensubu olduğu Türk milletini iyi tanıyan, onun tarihini ve kültürünü iyi bilen biridir.
Abbas bizim “Canlı bomba” tabirini kullanarak andığımız teröriste Japonca “Kamikadze” denmesine dayanamaz ve “Şeytan evladına ‘Kamikadze’ demek günahtır” diyerek ‘Kamikadze’nin ne olduğunu anlatır.
Şimdiki Rusların Akdeniz’de çizme yıkama sevdaları gibi bir zamanlar Türklerin de denizleri aşıp, Japonya’ya ulaşma sevdası varmış. Cengiz Han Ordusunu denizden geçirmek için muazzam köprüler yaptırmış. Cengiz Han ve Türk ordusu hakkında çok şey bilen Japonların Allah’tan yardım istemekten başka yapabilecekleri bir şey yokmuş. Öyle de yapmışlar.
Muhteşem Ordu’nun Japonya’ya doğru ilerlediğini gören Japonlar, diz çöküp Allaha’a dua etmeye başlamışlar. Ki Allah onlara yardım etsin.
Allah Japonları işitir ve dualarını kabul eder. Dehşetli bir fırtına kopar, Cengiz Han’ın kurduğu köprüler yıkılır, asker denize dökülür. Yüzme bilmeyen ordunun yarısı da kırılır.
“Türkler şimdi de yüzmeyi bilmiyor, şimdi denizlerimiz var ama yüzme alanında bir dünya şampiyonumuz yok, demek ki kandan geliyor” diyen Abbas, Türklerin o zamanlar deniz suyunun tuzlu olduğunu da bilmediğini, Cengiz Han’ın savaşan atları denizde sulamak istediğini, ancak atların tuzlu deniz suyu (şor) içmediğini yazıyor.
Böylece Cengiz Han’ın Japonya’yı istila etmekten vazgeçtiğini belirten Abbas, “Diyeceksiniz ki bunda ne var?” diye soruyor ve cevabını da kendisi veriyor.
Japonlar diz çökerek Allah’ı yani Tanrı’yı yardımı çağırmışlar. Japon dilinde Tanrı “Kam” demekmiş.
“Altay dil grubuna ait olan Japonca’nın kökü Türk dilleri ailesine bağlıdır. Türkçe’de de ‘Kam’ veya ‘Qam’ sözleri ‘Allah’, ‘Tanrı’ demektir. Bugün Japoncada yüzlerce söz var ki, bizim kullandıklarımızla aynı anlamı taşıyor. Hatta Japonca’nın dil yapısı, kurgusu Türk dil kurgusudur. Bu meseleyi dilcilere bırakalım.”
‘Kadze’ kelimesi de Japonca’da ‘yardım eden kişi’ anlamında ‘Külak’ demektir. Dua ettikleri ‘Kam’ın gönderdiği ‘Kadze’nin yardımı ile Cengiz Han’ın hışmından kurtulan Japonlar o günden sonra kim kendisini Japonya uğruna feda ediyorsa, o kişiyi mukaddes saymışlar ve ona “Kamikadze” demişler.
Kamikadze’yi böyle anlatan Akil Abbas, kamikadzelerin sivil ahaliye zarar vermediklerini de anlatıyor. Ardından da ekliyor; “Beline bomba bağlayıp, mescidi, Pazar yerini, toplu mekanları kendini patlatarak kana bulayanlar kamikadze değil şeytan evladıdır. Teröristtir. Onlara kamikadze diyerek Allah adı ile bağdaştırmak günahtır”.
(Bu yazı 26. 11.2012 tarihinde yayımlandı)


