Hamdi YILMAZ & Diktatör karıları

1960’lı yılların sonuydu. Türkiye, o günkü adı ile ‘Teknisyen Okulu’ denilen ve ABD’den kopya olduğu söylenen bir okul açmıştı. Bugünkü Teknik Liseler yani. Yine o günkü adı ile Sanat Enstitülerinin birinci sınıflarından başarılı öğrenciler sınavla bu Teknisyen Okullarına alınıyordu. Öğrenci bulunduğu yerde Teknisyen Okulu varsa normal okuyor, yoksa yatılı veya burslu olarak devlet tarafından bir tarafa gönderiyordu. O yıllarda Türkiye genelinde okul sayısı 30 civarındaydı.
Biz de bu fasıldan Kayseri’ye gönderilmiştik. Tekniker kelimesine alışkındı millet ama ‘Teknisyen’ kelimesi sözlüğümüze yeni giriyor olmalı ki, ilk vardığımızda hocalar bize ‘teknisyenliği” anlatmışlardı uzun uzun. Öğretmenlerden birisi, “teknisyen demek hem mühendisin dilinden anlayan hem de işçinin dilinden anlayan insan demektir” diye ballandıra ballandıra Teknisyenlik mesleğini anlatınca, kulakları çınlasın bizim Hasan dayanamamış, “Desene Hocam, yarın aldığımız kız ‘Teknisyen Karısıyım’ diye bizi beğenmeyecek!” deyivermişti.
***
Devrik Tunus Diktatörü, anlaşıldığı kadarı ile zorla uçağa bindirilip, kaçmaya zorlanırken gitmek istemeyince karısı Leyla, “Bin uçağa geri zekalı” demiş.
Bizim Hasan’ın bakış açısına göre Diktatör Bin Ali’nin karısı Cin Leyla, “Diktatör karısıyım’ diye kocasını dahi beğenmeyenlerdendi. 74 yaşındaki diktatör Zeynel Abidin Bin Ali "Hayır, ben kalıp ülkem için ölmek istiyorum" diye diretince, Cin Leyla böyle diyordu: “Bin uçağa geri zekalı. Tüm hayatım senin ahmaklıklarına katlanmakla geçti!" 53 yaşındaki, eski kuaför olan eşi Cin Leyla, Bin Ali'yi parmağında oynatıyordu. Zeynel’i beğenmiyordu. Çünkü o bir diktatör karısıydı.
***
Devrik Romanya Diktatörü Nikolay Çavuşesku’nun kunduracı çırağı olduğu günlerde bir hayali vardı, “Ben Romanya’nın Stalin’i olacağım” oldu da. Nikolay’ın kunduracı çırağı olduğu ve ikide bir hapishaneye girip çıktığı günlerde Elena çekirdek satıyordu. Sonra ne oldu, Elena, kocası diktatör olunca, ipleri eline aldı. Koskoca ülkenin istihbarat kuruluşunu dahi parmağında oynattı. Sıra kurşuna dizilmeye gelince, kocasını gözü bile görmedi. Eli silahlı askerlere, “Yapmayın! Ben sizin annenizim!” diye yalvardı.
***
Bizim Berrin Nadi de diyordu ki, “Nadir’in karısı olmak zordu”.
Celal Bayar Kayseri cezaevine tıkıldığında karısı kahrından ölmüştü. Onlar bizim kadınlarımızdı. Gerçi Semra Özal’ın Kayseri meydanında seçim otobüsü üzerindeki kocası Turgut Özal’ı “Ceketini giy Turgut!” diye garibimize giden azarlamasına şahit olmuşsak da orada da kocayı korumaya yönelik bir öfke vardı.
Kocalarının gölgesinde kerameti kendisinden sanarak kocalarını beğenmeyen türden olmadılar.
İstisnalar kaideyi bozmaz, biliyorum.
(Bu yazı 15 Şubat 2011 tarihinde yayımlandı)


