HAMDİ YILMAZ-BÜKREŞ’TE CUMHURİYET BAYRAMI

Türkler tuhaf bir millettir. Bu tuhaflığı elbette olumsuz anlamda kullanmıyorum.
Bükreş’teki ulusal günlerimiz, katılımcıların bir gününü dolduracak yoğunlukta olur. Ülkede normal iş hayatı devam ettiği için burada yaşayan Türkler işlerinden vakit ayırarak düzenlenen etkinliklere katılırlar.
Kentin önemli merkezinde bulunan Atatürk büstündeki tören ile başlar herşey. Bazıları “Sessiz kahraman” masallarımızdaki gibi sadece 30 Ağustos ve Cumhuriyet Bayramında buradaki törene iştirak ederler. Bu yüzden bu iki Bayramımızdaki törenlerimiz kalabalık olur.
Kent trafiğinin tamamının neredeyse felç olduğu iş günlerine rağmen Bükreş Türk Şehitliği ve hemen bitişindeki soydaş mezarlığı da milli ve dini günlerimizde yoğun ziyaretçi akını ile karşılaşır. 1500 küsür şehidimizin yattığı şehitlik düşünme duyusunu yitirmemişler için derin anlamlar içerir.
Şehitliğin yanı başındaki soydaş mezarlığı da tarih sevenler ve mezarlık taşından anlayanlar için ilginç bir ziyaret yeridir. Burada, Türkçe’nin en hoyrat zamanlarda bile yaşatılma mücadelesini görürsünüz. Bazı Türk harflerinin bulunmadığı Romen alfabesi ile Türkçe yazılmış, kominist dönem mezarlık taşı metinleri anlayana ilginç mesajlar verir. Burayı da duygusallaşmadan gezmek mümkün değildir. Geniş Türk cografyasının geniş nimet ve külfetleri de beraberinde getirdiğinin en güzel algılandığı yerdir, soydaş mezarlığı.
Ardından Büyükelçilikte verilen Bayram resepsiyonları gelir.
Bugüne kadar Büyükelçiliğimiz resepsiyonları hiç başka mekanlarda verme ihtiyacı hissetmemiştir. Ama Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu için Büyükelçilk kapalı mekanlarının yetersizliği de artık bilinen bir gerçektir. Bu gerekçe ile olsa gerek, ilk defa bu yıl, dün yabancı misyon şeflerine verilen Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu Büyükelçilik binamızın dışındaki bir mekana taşındı.
Cumhuriyet Bayramı dolayısı ile yabancı misyon şefleri için verilen resepsiyonlarımız en çok ilgi gören ülke resepsiyonudur. Bazen Hagi ve Patrik örneklerinde olduğu gibi ilgi odağı isimler de davete katılınca kalabalık kaldırılamayacak boyutlara ulaşır.
Geçen yıl buna da çözüm bulmuştu Büyükelçilik. Büyükelçilik bahçesine çadır kurulmuştu. Üstelik de ısıtıldı ve bence kapalı alandan daha da güzel olmuştu.
Başka var mıdır bilmem ama Bükreş’te mülkiyeti kendisine ait ilk ve belki de halen tek Büyükelçilik binası Türkiye’ninkidir. Bunu da Bükreş’te Büyükelçilik yapan ve Gagauz Türkleri için yoğun mesai harcayan Hamdullah Suphi Tanrıöver’e borçluyuz.
(Bu yazı 30 Ekim 2012 tarihinde yayınlanmıştır)


