HAMDİ YILMAZ & BEN KUMARBAZ MIŞIM!

Geçen gün ziyaret ettiğim bir iş yerinde iş adamımız tam vedalaşacağım sıra çekine çekine, “Abi sana bir şey diyeceğim, ama yanlış anlama. Bunu sana söylemek için çok düşündüm ama bilmen lâzım” dedi.
Sonra da ilave etti, “Sen kumar oynuyor muşsun! Diyorlar ki, ‘Hamdi Abi’ye yardım edeceğiz, gazetesine abone olacağız ama o kumar oynuyormuş’!”
“Son sözü de bu iddiayı çürütmelisin!” demek oldu.
***
Dışarı çıkınca iddiayı duyduğum an yanımda olmayan arkadaşıma dedim ki, “Ben kumar oynuyormuşum!”
Cevabı, “Euzu billahi, bir yaşıma daha girdim!”
-“Vallahi ben 7-8 yaşıma daha birden girdim.”
***
Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in, “Yalan ne kadar büyük olursa inananlar o kadar çok olur” dediğini çok kişi bilir.
Bunlar, Gobbels’in ilham verdiği CIA, BND (Alman istihbarat teşkilatı) elemanlarının kucaklarında ninni dinledikleri için şeytan yavrusu bile yanlarında çok masum kalır.
Anneannem, “Oğlum ben ‘şer’den korkarım derdi.
İnsanız, hepimiz korkarız, korkularımız vardır. Ben de korkarım, tehditten korkarım, beynime silah dayanmasından, iftiradan korkarım, korktum. Korku insani bir duygu.
Ama, korkuya teslim olmam!
***
2005 yılından beri Romanya’da yaşıyorum. Bunların, fişleme, dinleme, kaydetme günü gelince de servis etme işlerini ilk olarak Romanya’da hem de üst seviyede insanlara yaptıklarını daha önce çok yazdım.
O yüzden sureti Hak’tan görünerek kripto elemanlarına “Hamdi Abi kumar oynuyor!” dedirterek Gobbels vari, propaganda yaptırmaları şaşırtıcı değil.
Bir zamanlar, “O komünist, Doğu Perinçek’in Romanya’daki adamı” yalanını yaymışlardı. Oysa ben aleyhine yazdım diye Perinçek’e mahkeme kararı ile tazminat bile ödemiştim.
“O ajan abi, gazete sahibi elinde çanta ile kapı kapı dolaşır mı hiç!” diye az mavra sıkmadılar. Gittikleri yerde gazetemizi gördüklerinde, kaş göz el oynatarak, “Sen demi abone oldun!” diye küçümsedikleri günleri yaşadık.
Puştluğu, alçaklığı, iki yüzlülüğü, sahte delil üretmeyi, dolaylı hırsızlığı bunlar kadar becereni az bulunur.
Mecidiye’nin eski belediye başkanı “Bunlar kadar çirkef insan görmedim” dediğinde “Gördükleriniz ne ki” diyerek gülmüştüm.
Nefes ve çene sahipleri olmalarına bakıp, eşrefi mahlukat sayılmamalılar. Şirreti mahlukat bunlar.
Şimdilerde kendilerini siyasi bir fikir görüş sahibiymiş gibi ‘Muhalefet’ olarak takdim etme taktiğini uyguluyorlar. Fikir, zikir, ideoloji sahibi olmak için önce gurur haysiyet sahibi insan olmak lâzım.
Bunların donunu, çorabını koklayıp, artığını yiyerek kendinden geçtikleri Sümüklü Mehdi bozuntusunun Türk’ün canına ot tıkamak için ABD’ye taşeronluk etmekten başka ne ideolojileri ne fikirleri ne zikirleri var?
Kaldı ki, ihaneti ortaya çıkmış, deşifre olmuş şeytani bir örgütü iktidara getirecek bir güç yoktur.
Şimdi bu şirreti mahluklara, “nerde kumar oynuyor muşum, ispat etmezseniz şerefsizsiniz” filan diyerek soru sormanın manası var mı?
Asıl tehlike bilinenleri değil, moda tabir ile ‘Kripto FETÖ’cüler.’
İlk gençlik yıllarından beri Şairin “Ne diye oyunda oynaştasın? / Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!” sözlerini ilke edinmiş birisine “Kumar oynuyor” iftirası, Gobbels’in ‘Büyük yalan’ metodu ile kendilerine empoze edilmiş gizlenmiş şeytan yavrularının iğrenç kusmuğundan başka bir şey değildir.
Yıkarız, biter. Bize bulaşmaz.


