HAMDİ YILMAZ & Batı Balkanlar üzerine

Söz konusu Batı Balkanlar olunca Batı Avrupalı ülkeler ne yardan ne serden vaz geçiyor. Anadolu tabiri ile ‘Ne kırığı küstürüyor ne kapıyı bastırıyor’.
Son olarak Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) ‘Kıdemli Politika Üyesi Majda Ruge, Eylül seçimlerinden sonra Almanya’da koalisyon ortağı olacağını öngördüğü Cem Özdemir’in Yeşiller Partisi’nin Batı Balkanlarla ilgili politikasını irdeleyen bir makale kaleme aldı.
Balkanların sorunlarından çok Batı’nın Türkiye, Rus ve Çin öcüsünün (!) nasıl engelleneceği ile ilgili görüşlerini aktaran Majda Ruge, Batının sorununu şöyle özetliyor:
“Avrupa Birliği, güçlendirilmiş kapasitelere, kara para aklama ve Batı Balkanlar'da ortaya çıkan veya genellikle Rusya bağlantısıyla bu ülkelerden geçen diğer yasadışı finansman biçimleriyle acil mücadeleye ihtiyaç duyulmaktadır.
Biden yönetimlerinin stratejik yolsuzluk ve kara para aklamayla mücadeleyi dış politikasına dahil etmesi göz önüne alındığında, Almanya ve Avrupa'nın bu politika alanında birlikte çalışacakları bir transatlantik ortağı olacak.”
Utanmadan gerilere uzanan yazar, “Bir Alman politikacının yaptığı en güçlü konuşmalardan biri, Yeşiller partisinin 1999'da Bielefeld'deki bir kongresinde yapıldı. O zamanlar parti başkanı ve yeni atanan Alman dışişleri bakanı olan Joschka Fischer, pasifist sol kanat Fundis'in egemen olduğu bir kalabalıkla karşı karşıya kaldı.
Almanya'nın Kosova'daki NATO müdahalesine katılımını destekleme kararını yuhalayan Yeşiller Partisi'nden öfkeli bir protestocunun yüzüne bir torba kırmızı boyayla vurmasının ardından Fischer, hükümetin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez Alman askerlerini savaşa gönderme kararını tutkuyla savundu.
NATO'nun en büyük üye ülkelerinden biri olan Almanya'nın, Miloseviç rejiminin Kosova'da yürüttüğü etnik temizlik, toplu katliam ve tecavüz kampanyasını durdurmak için ABD liderliğindeki askeri müdahaleye katılmak için ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu savundu. Bosna'da üç uzun yıl boyunca yaptığından farklı olarak. Srebrenica'daki 1995 soykırımı, Fischer'de, askeri güç kullanımının kitlesel cinayetleri sona erdirmek için vazgeçilmez olduğuna dair kesin bir inanç bıraktı” diyor.
Yani soykırımını seyrettikten sonra bir izlenim edinmiş!
Zahmet buyurmuş Fischer!
Fischer, anlaşılan Eylül’den sonra Dışişleri bakanı olacak. Şimdiden parlatılıyor.
Yazının bir bölümünde şu görüşler aktarılıyor:
“Mevcut anket puanları, bu sonbaharda yapılacak genel seçimlerin ardından Yeşiller Partisi'nin Almanya'nın bir sonraki koalisyon hükümetinin bir parçası olabileceğini gösteriyor. Ve Batı Balkanlar'daki ana dış politika zorluğu artık askeri nitelikte olmasa da 1999'dakiyle aynı düşünceleri içeriyor:
Bölgede istikrarı baltalayan ve Yeşiller'in demokratik değerlerini ihlal eden yerel politikacıları yatıştırmak gerek. Partiye değer verir veya bu tür eylemlerin siyasi sonuçları olduğunu göstermek için daha cesur bir yaklaşım benimsenmeli. Genel olarak Alman dış politikasında olduğu gibi, sonuç şudur: Almanya, değerlerini ihlal edenlere yaptırım uygulamadan değerlerini savunabilir mi?
AB genişlemesinin zayıflayan teşvikleri, Batı Balkanlar'da sınır değişiklikleri ve daha fazla etnik ayrım hakkında fikirlerin yeniden ortaya çıkması ve Rusya, Çin ve Türkiye gibi otoriter devletlerin bölgede artan etkisi göz önüne alındığında, bu soru kritiktir.”
Ve yazının devamında Yeşiller’i parlatma cümleleri bolca kullanılıyor.
Zavallı Balkanlar!


