HAMDİ YILMAZ & BABAM ADİLDİ / BABAM KATİLDİ!

*Bu yazıyı İsmet Bayındır’ın anısına yeniden yayınlıyorum
Keşke yazanın ismini ve şiirin devamını hatırlayabilseydim..
“Devlet”i, “baba” belleyerek büyüyüp genç olduğumuz yılların başlarındaydık.
Sonra, halen darbe planladıkları gerekçesi ile pek çok insan Silivriyi doldurmuşken, asıl darbecilerden olup, paşa gibi yaşayan Netekim Paşa geldi, bir darbe ile “Baba” bellediğimiz “Devlet”in başına geçti.
Hışımla gelindi üzerimize, çekilen çileler, işkenceler yazılacak gibi değildi. Bu yüzden kimse yazamadı da zaten. Bu yüzden bizim neslin daha doğrusu bizim takımın yaşadıklarının yazılamamasının sebeplerinden birisi de belki bu “Devlet”i “Baba” bellememizdir bilemem.
Ben o günlerde yazdım şu kısa dörtlüğü:
“Babam vurdu, babam vurdu
Can evimden babam vurdu
Saygıda kusur etmezdim
Diz çökerken babam vurdu”
Öyle bir vurdu ki babamız bize.. Halen, en azından ben o sersemlikle dolaşırım.
Bu yazının başlığı da işte o günlerde yazılmış bir şiirin belleğime silinmezcesine kazınmış iki mısrası. Keşke yazanının adını hatırlayabilseydim. Eğer yaşıyorsa, bağışlasın bizi. “Babam adildi / babam katildi” dizelerinin yazarı.
Dün adını dahi şu an hatırlamadığım o şairi bir kez daha andım ve onu düşündüm.. Daha doğrusu neslimizin ızdırabını.. O yıllarda hiç birimizin Nemrut Mustafa’nın mahkemesinde idama mahkûm edilenlerden farkı yoktu.
Biz sapla samanı birbirine karıştırarak adalet sağlamak için zulmû ortaklaştıran ‘Baba Devlet’e karşı mısralarla boşluğa haykırıp, acılarımızı yaşanılır kılmaya çalışırken darbenin ‘Tosun’u Özal geldi.
“Devlet baba maba değil” dedi.
Sonra aradan 35 yıl geçti. Bükreş’te dönemin Büyükelçisi A. Rıfat Ökçün ile ikimizin de yaptığı kamu görevinden dolayı karşı karşıya geldik.
Öylesi günlerde bizi teskine çalışan o zamanki TİAD Başkanı İsmet Bayındır dikildi karşımıza.
“Hamdi Ağbi, sen haklısın ama ne yapalım ‘O Baba’, babaya el kalkar mı?” diye sordu. Baba dediği “Devlet”. Ökçün de onu temsil eden kişi.. Acı acı, için için derinlere gülümsedim. Kimbilir, değerli, iyi niyetli ve nazik insan İsmet Bey de bizim gibi “Devlet”i baba bellemişlerdendi.
Ve aslında biliyor musunuz; “Devlet-i ebed müddet”, babanın keyfi için elinin altında kendi rızaları ile can vermeye hazır evlâdları her zaman var olduğu için yaşayarak, sonsuzluğa doğru akıp gidiyor.
Bir anlamda Çanakkale şehitleri de böylelerden oluşuyordu. Ruhları şâd olsun.
(Bu yazı 19 Mart 2010 tarihinde yayımlanmıştır)


