HAMDİ YILMAZ & ARAPLAR, İSRAİL, FİLİSTİN VE EFELİK

Ham petrolü ucuza alıp, dilediği fiyata dünya piyasalarına süren aç gözlü ve “7 kız kardeş” olarak nitelendirilen büyük petrol şirketlerine karşı petrol üreticisi ülkeler tarafından OPEC karteli kurulup, bu kartel 1973 yılında petrol ambargosu uygulayınca, başta son imparatorluk olmak üzere batılı zenginlerin etekleri tutuştu.
Ve küresel imparatorluğun merkezi “Washington böyle bir ambargoya bir daha fırsat vermemeye yemin etti.”
Ekonomik Tetikçi John Perkins, o günleri aktarırken şunları söylüyor:
“Ambargo, dünya siyasetinde Suudi Arabistan’ın konumunu yükseltip bizim ekonomimiz için stratejik önemini fark etmemize yol açtı.”
“Ambargo biter bitmez Washington, Suudi Arabistan’la görüşmelere başladı. Petro dolarlar ve bir daha ambargo olmaması karşılığında onlara teknik yardım, askeri teçhizat / eğitim ve modern tesisler önerdi. Müzakereler JECOR (Amerika- Suudi Arabistan Ortak Ekonomik Komisyonu) adlı sıra dışı bir organizasyonun kurulmasıyla sonuçlandı.”
“MAIN’in elemanı olarak görevim, muazzam paraların nerelere harcanabileceğini gösteren senaryolar yazmaktı. Kısacası, Amerikan mühendislik ve inşaat firmalarının milyarlarca dolar kazanabilmesi için yaratıcılığımı kullanacaktım. Bir taraftan Suudi ekonomisi bizimkine bağımlı hale gelirken bir taraftan da ülke Amerika’nın sadık dostu olacaktı.
Yaptığım planlara göre çölde dev rafineriler, petrokimya kompleksleri, teknoparklar, elektrik santralleri yükselecek, ülke boydan boya elektrik hatları, otoyollar, boru hatları, iletişim ağları, ulaşım sistemleri, bunları çalıştırmak için gelecek yabancı işçiler için konutlar, alışveriş merkezleri, hastaneler, deniz suyu arıtma tesisleri ile donatılacaktı. Hepsi son teknolojiye dayalı olduğu için yıllar boyu bakım ve teknik servis gerekecekti. Böylece MAIN, Bechtel, Brown&Root , Halliburton, Stone&Webster ve diğer Amerika firmaları yıllarca para kazanmaya devam edecekti. Suudi Arabistan’ın düşmanlarından korunmak için savunma sanayimiz de en pahalı araç gereci satarak ve bakımını yaparak nemalanacaktı. Suudi Arabistan bundan böyle hiçbir şekilde ambargo konmasına mahal vermeyecekti”
“Tuhaf olan şuydu ki tutucu Vahabi ilkelerine dayanan bir krallığın bütün geleceğini bir grup yabancı (onların gözünde kafir) belirleyecekti.”
Gerçek olan da şu ki, daha çok üretip ve ürettiğinizi satarak Sudilerinkine benzer bağımlılıktan kurtulmadığınız sürece küresel imparatorluğu tasmasından yakalamış olanlara karşı (şart olsa da) efelenmeler sizi asla başarıya götürmez ve Filistinlileri kurtarmaya yetmez.
(Bu yazı 31 Ocak 2009 tarihinde yayınlanmıştır)


