Hamdi YILMAZ & Ahmet Rıza’nın Meşveret’inden bugüne

9 MAYIS 2013
1789 Fransız İhtilali’nin yüzüncü yıl dönümü dolayısı ile açılan sergiye katılma bahanesi ile İstanbul’dan ayrılan Ahmet Rıza, 6 yıl Paris’te yaşadıktan sonra “Meşveret” adlı gazeteyi çıkarmaya başlamıştı.
II. Abdülhamit’e “Kızıl Sultan” lakabını da ilk olarak o takmıştı. Basında Padişahı suçlayıcı ilk ve önemli yazılar da Meşveret’te yer almıştı.
1895 yılında yayına başlayan Meşveret gazetesi ilk sayısında işe Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin amaçlarını ilan etmekle başlamış ve Osmanlı İmparatorluğu’nun zaafından söz eden şikayetleri sıralamıştı.
Padişaha karşı sert eleştiriler yönelten Ahmet Rıza, iş Padişaha karşı şiddet konusuna gelince orada duruyordu.
Padişaha karşı şiddeti reddeden Ahmet Rıza laik görünümü dolayısı ile de bazı Jön Türklerin tepkisini çekmiş ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin bölünerek kan kaybetmesine vesile olmuştu.
Meşveret’e göre, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmaktan kurtulması için ortak bir Osmanlı kimliği üzerinde birleşilmesi gerekiyordu.
Bugünkü ‘Türkiye kimliği’ konusuna ne kadar da benziyor değil mi? Ülkenin kalkınması için de eğitim ve adalet sistemine önem verilmesi isteniyordu. Kapitülasyonlara karşı çıkan gazete Ermenilerle ittifak yapılarak, Ermeni sorununun da çözüleceği inancını savunuyordu. Tıpkı bugün bazı benzer sorunların çözülme şeklini içeren talepler gibi.
Şimdiki İslamcı liboşların Ahmet Rıza’yı nasıl atladıklarını, “Padişah Ahmet Rıza’nın fikirlerini uygulasaydı Osmanlı batmazdı..” diye başlayan yazılarla karşısında olduğumuz benzer sorunlara niçin tarihî dayanak göstermediklerine doğrusu şaşmak lâzım.
Ahmet Rıza, “Ermenilerle ittifak”, “Osmanlı kimliği” gibi gerçeklerden uzak fikirler taşısa da, aslında samimi ve mücadeleci bir kişiliğe sahipti.
Kurulan engelleri aşarak İstanbul’a ulaşan Meşveret’in yayınlarından rahatsız olan Padişah, Meşveret gazetesini Fransız hükümetine kapattırmıştı.
Yılmayan Ahmet Rıza, İsviçre’ye geçerek Meşveret’i yayınlamaya devam etti. Padişah O’nu orada da rahat bırakmadı ve Meşveret gazetesini Cenevre’de basan matbaayı satın alarak yayını yine durdurttu.
Sultan Abdülhamit’in aldığı bu matbaa sonra ne oldu bilinmez ama Ahmet Rıza’nın bu sefer de Belçika’ya geçerek Meşveretin yayınını sürdürdüğü biliniyor.
Ahmet Rıza’nın öyküsü aslında bizim 115 yıldır aynı sorunlar yumağındaki düğümü çözemeyişimizin de öyküsüdür.
(Bu yazı 9 Mayıs 2013 tarihinde yayınlandı)


