İLMİA SÜLEYMAN KILIÇ- Garip Bir Hüzün Çöktüğünde...

1958’de Çin “Tchang Yang Yee Pan” Gazetesi, “Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Kemal'i mutlaka kıskanırdı.” Diye yazmıştı. Yeni öğreniyorum, Ankara radyosu ölüm haberini 11 ayrı dilde dünyaya duyurmuştu...
Şu an üzüntümü bir kenara bırakıp sizlere bir soru soracağım:
Bugün, 57 yıllık ömrüne 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 13 kitap, 1 ülke ve milyonlarca özgür insan sığdıran, Atatürk’e ihtiyaç var mı?
Norveççe Atatürk gibi olmak deyimi kullanıldığını herhalde az çok bilen vardır. Olamayız da, söz gelişi, biz niye Atatürk’ün düşüncelerini önemsemiyoruz? Şu an dışarıda rahat, rahat Türkiye Cumhuriyeti yazılı pasaportu ile geziyor vatandaşımız. Aksi olsaydı değil gezmek, ticaret yapmak vs. dedelerin kimliği bile olmazdı. En iyimser şekliyle düşünürsem, denizler ile bağlantısı olmayan İç Anadolu’ya sıkışmış bir ülke olurduk. O da lütfederlerse...
Cumhuriyet neydi? Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi...yani, kısacası halk yönetimi. Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde artık halk bir vatana sahip olup, kendi kaderini seçme hakkını kazanmış oldu. O dönemde böyle bir hakka sahip miydi? Elbetteki ki, hayır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşun ardından yapılan ilk nüfus sayımı aynı zamanda da okuma yazma oranını gösteren ilk resmi istatistik bilgilere ulaşabiliyoruz. Pek parlak olmasa da, bu sayıma göre Harf İnkılabından önce Türkiye genelinde Arap harfleriyle okuma yazma oranı yüzde 8.61 ve 7 yaş üzeri nüfusta ise %10,6 olarak ölçülmüş. İlber Ortaylı’ya göre ise, halkın yüzde 90’ı okur yazar bile değildi.
Şimdi buraya kadar anlattıklarımın çerçevesinde, eğer bir ülkeyi kurmuş olsaydınız ve dünya ülkeleriyle rekabet edecek gücü edinmek isteseydiniz, yapmanız gereken ilk iş ne olurdu? Elbette eğitim ve o halkın kendine olan özgüveni kazanmak değil mi? O dönemi göz önünde bulundurursanız, Mustafa Kemal Atatürk, en çok ihtiyaç ve gereken şey eğitim olduğunu anlamıştı. Buradan da hareket ederek 15 yılını ülkeyi geliştirmek için geceyi gündüzüne katarak, devrimlerini gerçekleştirdi.
O dönemde açtığı fabrikaların bazıları: Kayseri Uçak fabrikası, Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (MKE), Eskişehir Hava Tamirhanesi, Gölcük Tersanesi, Ankara Fişek fabrikası gibi örnekler bugüne bakacak olursak ne kadar isabetli olduklarını daha net anlamış oluyoruz. Elbette sadece fabrikalar değil Anadolu Ajansı, Ankara Hukuk Fakültesi, Çocuk Esirgeme Kurumu gibi kurumlar da vardı.
1938’de öldüğünde, 1 dolar 1,28 TL idi ve ülke borçsuz, tam bağımsız bir ülkeydi...
...Yıllar önce, Romen öğretmenler ile Türkiye’ye ziyarete geldiğimde, vatandaşlarımızın pencerelerine bayrak astıklarını görmüşler. Tabi çok gariplerine gitmiş olmalı ki, bana şunu sordular: “Bu bayrakları pencereye size zorla mı astırıyorlar?” Elbette şaşırmamıştım, 50 yıllık bir Komünist rejimden yeni kurtulmuştuk. Cevabım ise, “Hayır, her Milli Bayram ve 10 Kasımlarda vatandaşlar kendi hür iradeleriyle bunu hep yapar. Ne kadar gurur verici değil mi? Diye sordum. Okul müdürümüz, içten içe sessizce “Keşke Romenler de bu kadar milliyetçi olsaydı” demekle yetinmişti...
10 Kasım 1938’de birçok ülkede bu kara haber geldiğinde, Atatürk’e gazetelerine taziye mesajları yazmışlardı. Dostumuz veya o dönemdeki düşmanımız her kim ise, bu büyük önderin karşısında elbette saygı ve sevgi göstermişti.
Örneğin, kendi ülkemdeki Romanya Rador Ajansı “Milletimiz en büyük Türk’ün karşısında kederli bir saygı ile eğilmektedir. Romanya’da Atatürk’ün haberi geldiği gün bütün okullarda tatil edildi.” Diye yazıyordu...
Yine başka bir mesaj ise, Uluslararası Kadınlar Derneği Delegesi Prenses Alexandria’dan geliyordu: “Atatürk, dünyada yeni bir çağ açtı. Kadınlara verdiği haklarla ve annelerin önemini vurgulayarak batıya nasıl ders verdiğini asla unutamam.” Diye yazmıştı.
Bugün 10 Kasım’ın verdiği hüzün ve içtenliği ile, tarih tekrarlardan ibaret olduğunu ben anladıysam, çoğunuz da gelecek olanı eminim görüyorsunuzdur. Dolaysıyla, ne düşünürsek düşünelim, hangi politik rengine bağlı olursak olalım, bizim ve çocuklarımızın geleceği için, yurdumuza ve birliğimize sahip çıkalım.
Saygı ve minnet ile..
“Atatürk dünyanın farkına erken varanlardandır!” – Winston Churchill


