Fethullah Gülen Örgütü ve Romanya- 9

*“Ben örgütten koptuktan sonra normal bir insan olabilmek için neredeyse on yılımı verdim” Prof. Dr. Ahmet Keleş
*Diziyi Hazırlayan: HAMDİ YILMAZ
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Adam Komünisttir, yumuşatılmış ifadesi ile Sosyalisttir, Ülkücüdür, Milliyetçidir, hatta dincidir, daha da ötesi şeriatçıdır vs.
Hepsi iktidara gelmek, kendilerince bozuk olarak gördükleri sistemi değiştirmek ülkesine hizmet etmek ister.
Fetullah Gülen’in ikide bir isim değiştiren, Nurculuktan Hizmet hareketine kadar evrilen organize suç örgütünün yukarıda anlattığım hareketlerden farkı, Türkiye’yi bilerek, isteyerek Küresel çetelere yem etmektir. Bunu ne karşılığı yaptığı bilinen bir gerçektir.
Ömrünü Türkiye’yi yok etmeyi hedeflemiş küresellerin taşeronluğunu yapmakla geçirmiş bu suç organizesinin klasik taktiklerinden biri uzunca bir sure “Mülayimlik” rolü oynamak olmuştur.
AK Parti İktidarı’nın çaylaklık döneminde sessiz sedasız parsa toplamakla uğraşan Cemaatin, Romanya’daki Zaman Gazetesinin Özgür adlı bir muhabiri vardı.
2006 yılında bir gün Targı Mureş kentinde bir işadamı, davasının bütün mensupları gibi efsunlanmış gözüken bu muhabire sordu, “Siz hiç tepki vermez misiniz?”
“Vermeyiz” yanıtını alan işadamı “Ananıza avradınıza küfür edilse de mi tepki vermezsiniz?” diye sorusunu ağırlaştırarak yineledi. Özgür’ün yanıtı yine aynı oldu. daha depara kalkmayı erken buldukları günlerdi.
Bu soruları soran işadamı AK Partili bir işadamıydı, bir kaç yakını milletvekili olarak hükümet veya partide önemli görevdeydiler.
Bu anlattığım ile 15 Temmuz sonrası, “Yılbaşı günlerinde karılarına kırmızı don giydirmeyi bile söylemişler” şeklindeki tevatürleri bir araya getirince FETÖ örgütünün siyasi partilerin, hükümetlerin, önemli kamu kurumlarının iliklerine kadar sessiz sedasız sızmayı bir metot olarak kullandıklarını görüyoruz.
Efsunlanmış yüzleri, zaman zaman kutsallık kazandırdıkları maklube mi, makbule mi her ne ise başta olmak üzere mantı vs ikramları ile insanların dostluklarını, güvenlerini kazanmak üzere sinsi sinsi çalıştılar.
Toplumun iliklerine kadar sızdıklarına inandıkları andan itibaren de ilk işleri kendilerine makam mansıp veren, devleti soyma kapılarını sonuna kadar aralayan ortakları AK Parti’ye hücum ettiler.
İliklere kadar sızma işinde aldıkları ile yetinmediler, kendilerine hizmet edecek, daha doğrusu sağcısı ile solcusu ile ne kadar vatansever varsa hepsinin canına okumak için Hukukun ırzına geçen referandum sırasında işi “Mümkünse ölülerineze bile oy kullandırın”a kadar götürdüler.
Sinsiliği, sadece Türkiye’de veya Türkiye dışındaki toplumumuz mensupları ile değil bulundukları ülke yetkililerine karşı da kullandılar.
Sinsiliklerinin en belirgin özelliğini ise yalakalık oluşturuyordu. Kendileri için önemli olan insanlara karşı yalakalıkta sınır tanımadıkları gibi utanma, hicap gibi insani duyguları da ciğer gibi astılar.
Halen de aynısını yapıyorlar. Bu özelliklerini yansıtan bir hikâye anlatmak istiyorum:
2013 yılı ilk baharındaydı, Romanya Türk İşadamları (TİAD) yönetici ve üyelerinden oluşan bir heyet Türkiye’ye yakın gözüken ve iş insanlığından gelme Bayan bir Romen Bakan’ı ziyarete gitti. Bakanlık koridorunda karşılaşılan ve TİAD heyetinden önce Bakan ile görüştüğü anlaşılan Lumina Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Gürsoy öncülüğündeki Fetullahçı heyeti, TİAD heyetine katılarak Bakan ile ikinci defa görüşme fırsatı buldu.
Diplomatik sözleri karşılıklı kullanmaktan öte gitmeyen görüşme sırasında Fatih Gürsoy, “Sayın Bakan’ım çok büyük bir sorunumuz var!” dedi.
Bir gazeteci olarak görüşmeyi izleme izni verilmiş, bir gazeteciden öte sıfatı olmayan ben de tam o sırada içimden kendi kendime “Aferin, şimdi Türk toplumunun bir sıkıntısını, sorununu aktaracak” diye düşündüm.
Sevincim kısa sürdü. Fatih Gürsoy, “Sayın Bakan’ım çok büyük bir sorunumuz var!” diye başlayan cümlesini “Sizin çalışma hızınıza nasıl yetişeceğiz?” şeklinde soruya dönüştürerek yalakalıkla sonlandırdı.
Dini argümanları hayat felsefesi gibi gösteren bir Cemaatin mensubu böyle kendisinin bile inanmadığı belli yalanları niçin kullanır?
Nitekim bu Romen bakanı daha sonra hareketlerinin bir elemanı gibi tepe tepe kullandılar.
Necdet Çelik, çok övündüğü Romanya pasaportu sevdasına karısının başındaki 40 yıllık başörtüsünü fırlatıp attırarak Romen basını önünde şov yaptırdı.
***
ROMEN ŞOV YILDIZINA KOCA BULDULAR
Yukarıda FETO/FETÖ cenahının kimleri hangi amaçla dost edineceklerinin şuur altı izlerini aktarmaya çalışmıştık. Kısa ve uzun vadeli çıkarlar için yalakalıktan öte şaklabanlık vs. gibi.
15 Temmuz 2016 Gecesinden itibaren tüm dünyada olduğu gibi Romanya’da da basının nasıl kamuoyunu Türkiye aleyhine etkilediğini, gerçekleri nasıl çarpıtarak aktardığını gördük.
Politikacıların doğal olarak isim veremedikleri için “üst akıl” diye nitelendirdikleri küresel çetelerin taşeronu FETÖ yandaşları da önce ektiler. Yedirdiler, içirdiler 15 Temmuz sonrası da meyvesini toplamaya çalıştılar. Hatta, yedirmenin içirmenin ötesinde dilimin ucuna geleni yazmayayım ama kibarcasını söylüyeyim, çöpçatanlık yaptılar. 35 Romen gazeteciyi toplayan ünlü TV yıldızı Andreea Marin’i evlendirdikleri gibi.
İşte size Andreea Marin’e koca, FETÖ cenahına 35 gazeteci bulduran haberin öyküsü, hem de FETÖ propaganda aracı CİHAN Haber Ajansı imzası ile:
16 Şubat 2013 tarihli ve “Romanyalı Gazeteciler Cihan'ı Ziyaret Etti” başlıklı haberi okuyalım şimdi:
“Romanya'nın ünlü televizyoncusu ve sunucusu Andreea Marin'in de olduğu geniş bir Romen gazeteci heyeti Cihan Haber Ajansı ve Zaman gazetesini ziyaret etti.
16 basın yayın kuruluşundan 35'e yakın gazetecinin olduğu grup Cihan binasını gezdi. Ziyarette Cihan Yurtdışı Satış Müdürü Hakan Cidal, ajansın çalışmaları hakkında konuk gazetecilere bilgi verdi. Romen gazetecileri ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Cidal, Romanya basını ile daha yakın diyalog ve işbirliği içerisinde olmayı istediklerini söyledi.
Ünlü Romen sunucu ve televizyoncu Marin ise Cihan'ın başarılarını takdirle izlediğini söyledi. İlk defa bu denli kapsamlı gazeteci grubuyla Türkiye'ye ziyaret düzenlediklerini dile getiren Marin bu tür faaliyetlerinin devamının geleceğini ifade etti. Ünlü sunucu Marin, basın olarak iki dost ülke arasında işbirliği ve yakınlaşma köprüsü olmayı arzuladıklarını sözlerine ekledi.”
Bu 35 gazeteci İstanbul’da ağırlandılar. Ama Türkiye’den Romanya’ya dönünce kimse Türkiye hakkında tek satır haber yapmadı. Sadece kendi aralarında kendilerine FETÖ yandaşlarınca bira içirilmediğinin dedikodusunu yaptılar.
Bir de Andreea Marin’in geceleri grubun kaldığı otelin dışında başka bir otelde geçirdiğini bir iki magazin gazetesi yazdı.
Kim, dönüşte hiçbir yazılı veya görsel haber yapmayacak 35 gazeteyi niçin misafir eder? Biz de o günlerde işin bu yönünü ele almış ve İstanbul hakkında yazacak hiç mi bir şey bulamadılar diye sormuştuk.
Marin’in Türk fizyoterapist ile evlenmesinden birkaç ay sonra da Sicilya Mayfa tipi örgütlenme metodu uygulayan FETÖ şöhret bir sunucu ve medya organizatörü elde etmiş oldu.
Meğerse, 35 Romen gazeteci FETÖ’nün kara günlerinde kullanılmak, Romen kamuoyunu Türkiye aleyhine döndürmek için İstanbul’da ağırlanmış! Nitekim FETÖ gelini 15 Temmuz’un ardından Türk STK’larının ortak basın toplantısını olabildiğince istismar eden, FETÖ yandaşlarına gol atacakları paslar verdi.
İşin acı olan tarafı ney biliyor musunuz; bizim yazıp çizmemize rağmen, olup biteceği görmemize, uyarmamıza, şayet 17 Aralık bir milat ise bu ‘Milad’a rağmen FETÖ Gelini ve kocası bazı Türk sivil toplum kuruluşlarının ve temsilciliklerimizin gözdesi, önemli günlerin baş davetlisi oldu.
İşte FETÖ yandaşlarının Romanya’daki en önemli dostlarının başında bu 35 gazeteci gelir ki, hala vazifelerini aksatmadan yaparlar.
17 Aralık Miladı’na rağmen FETÖ Gelini ve kocasını baş olduğu kurumun gözdesi haline getiren seviyesiz ve seciyesiz biri de, geçen hafta gerçekleştirdiğimiz etkinliği sabote etmek için Hamdi Yılmaz’ı “Vatan haini” olarak itham etme cüretini dahi gösterebildi.
(Bu yazı 28 kasım 2016 tarihinde yayımlanmıştır)




