Ana Sayfa / Gündem / DOĞU TÜRKİSTAN’DA TUVA TÜRKLERİNİN VARLIĞI

DOĞU TÜRKİSTAN’DA TUVA TÜRKLERİNİN VARLIĞI

6 Temmuz 2025 01:340 görüntülenme
DOĞU TÜRKİSTAN’DA TUVA TÜRKLERİNİN VARLIĞI

*Hatice UZUNER

Çin’in kuzeybatısında yer alan Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan), tarih boyunca çok sayıda etnik grubun kesişim noktası olmuş, kültürel çeşitliliğiyle her daim dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu etnik mozaik içerisinde sayıca az olmalarına rağmen tarihsel ve kültürel kimliklerini büyük ölçüde korumayı başaran topluluklardan biri de Tuvalardır. Özellikle Altay Dağları'nın eteklerinde yaşamlarını sürdüren Tuvalar, yüzyıllardır bu bölgede varlık göstermektedir. Çin resmi istatistiklerinde çoğunlukla Kazak veya Moğol kimliği altında tanımlanmalarına rağmen dil, kültür ve yaşam tarzı bakımından özgün nitelikler taşıyan bu topluluklar, bölgenin etno-kültürel yapısına özgün katkılar sunmaktadır.

Tarihi Arka Plan

Tuvalar, esas olarak bugün Rusya Federasyonu sınırları içerisindeki Tuva Cumhuriyeti'nde varlığını devam ettiren bir Türk topluluğudur. Tarihsel olarak Sayan Dağları, Altaylar ve Orhun vadisi gibi bölgelerde konar-göçer bir yaşam tarzı benimseyen Tuvalar, çok eski dönemlerden itibaren Türkistan Bölgesi’nin çeşitli siyasi yapıları içerisinde yer almışlardır. Göktürkler, Uygurlar, Kırgızlar ve Moğollarla tarihsel etkileşime girmiş, zaman zaman bu topluluklara dahil olmuş ya da kendi özerk varlıklarını koruyabilmişlerdir.

17.yüzyıldan itibaren Rusya ve Qing İmparatorluğu'nun Türkistan Bölgesi’ndeki nüfuz mücadeleleri Tuva halkının kaderini derinden etkilemiştir. 18. yüzyılda Qing Hanedanlığı, bugünkü Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ni de kapsayan geniş alanlarda denetim kurmuş ve bölgeye göçebe toplulukları yerleştirme siyasetini benimsemiştir. Bu süreçte, Tuva topluluklarının bir kısmı Altay Dağları'nın güneyine, bugün Sincan sınırları içerisinde kalan bölgelere yerleşmiştir. Diğer bir kısmı ise Qing-Rus sınırının değişmesiyle bu topraklarda kalmış ve zamanla Çin idari sistemine entegre olmuştur.

18.yüzyıl başlarında Sovyetler Birliği ile Çin arasındaki siyasi gelişmeler ve sınır düzenlemeleri de Tuvaların konumunu etkilemiştir. Sovyetler Birliği, 1944 yılında Tuva Halk Cumhuriyeti'ni içine alarak (bugünkü Tuva Cumhuriyeti) kendi sınırlarına dahil etmiş, buna karşılık Sincan bölgesindeki Tuvalar Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlı olarak kalmıştır.

Tuvaların Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisindeki varlığı, sayısal olarak oldukça sınırlı bir nüfusa sahip olsa da etno-kültürel açıdan dikkate değer bir niteliğe sahiptir. Çin’deki Tuva topluluklarının kesin nüfus verilerine ulaşmak güç olmakla birlikte, çeşitli akademik kaynaklara ve saha çalışmalarına göre bu sayı 2.000 ila 4.000 kişi arasında tahmin edilmektedir. Bu küçük topluluk, büyük oranda Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Altay ili sınırları içerisinde yaşamaktadır. Özellikle Altay Dağları’nın eteklerinde bulunan yerleşim alanlarında ve komşu bölgelerde dağınık şekilde bulunurlar.

Dil, Kültür ve Kimlik

Tuva topluluklarının en belirgin özelliklerinden biri, zengin sözlü kültüre ve çok katmanlı etno-kültürel kimlik yapısıdır. Tuva dili, Türk dilleri ailesine bağlı Kuzeydoğu Türk lehçeleri grubunda yer almaktadır. Ancak Çin’de yaşayan Tuvaların dili, Rusya Tuva Cumhuriyeti'ndeki Tuva ağızlarından belirli farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklar yüz yıllardır devam eden coğrafi ayrılık ve çevresel etnik gruplarla olan dilsel etkileşimin sonucudur. Bugün Çin Tuvalarının konuştuğu ağız, Kazakça ve Moğolca ile önemli ölçüde karşılıklı etkileşim içindedir.

Tuva dili, çocuklar arasında anadil olarak aktarılmaya çalışılmakla birlikte, bu aktarım süreci giderek zayıflamaktadır. Özellikle şehir merkezlerine yakın yerleşimlerde yaşayan Tuva ailelerinde, çocukların okul ortamlarında Mandarin Çincesi ve Kazakça ile daha fazla temas halinde olmaları, Tuva dilinin kuşaktan kuşağa aktarılmasını zorlaştırmaktadır.

Çin’in resmi etnik sınıflandırma sisteminde Tuvalar, "Kazak" veya "Moğol" gibi daha geniş ve tanınmış gruplar içerisine dahil edilmektedir. Bu durum, etnik kimliğin resmî olarak tanınmasını engellediği gibi dilsel ve kültürel hakların kullanılmasını da sınırlamaktadır.

Asimilasyon ve Güncel Tehditler

Tuvalar, Çin içerisindeki en küçük etnik topluluklardan biri olarak yoğun bir asimilasyon tehdidi altında bulunmaktadır. Bu baskı, çoğunlukla dolaylı yollarla kendini göstermektedir. Eğitim sisteminde Tuva dilinin yer bulamaması, resmî belgelerde etnik kimliğin tanınmaması, ekonomik sebeplerle şehir merkezlerine göç ve bunun sonucunda geleneksel yaşam tarzının terk edilmesi, bu sürecin temel noktalarıdır. Ayrıca Tuva topluluklarının yaşadığı yerlerde kamu hizmetlerine erişimin sınırlı olması, bu toplulukların modern toplumsal yapı içinde dezavantajlı hale gelmesine neden olmaktadır. Genç nesillerin Mandarin Çince’sini öğrenmeye zorunlu olması hem dilsel hem de kimliksel yabancılaşmayı beraberinde getirmektedir. Geleneksel kültür unsurlarını aktarma mekanizmalarının giderek zayıflaması da asimilasyon sürecini hızlandıran faktörler arasındadır.

Tuva toplulukları çift yönlü bir baskı altındadır: bir yandan resmi tanınma eksikliği diğer yandan da yoğun etnik etkileşim nedeniyle kendi iç dinamiklerini sürdürememektedirler. Bu durum, Tuvaların hem dillerini hem de kültürel özelliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin kuzeybatısında yaşayan Tuva toplulukları hem tarihsel hem de kültürel olarak bölgenin özgün bir bileşenini oluşturmaktadır. Ancak bu özgünlük, günümüz koşullarında ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Sayıca az olmaları, resmi etnik sınıflandırma sisteminde bağımsız bir statüye sahip olmamaları, dillerine ve kültürel kimliklerine yönelik aktarımların zayıflaması gibi etkenler, Tuva topluluklarını hızlı bir asimilasyon süreciyle yüz yüze bırakmaktadır. Tuvaların dili, kültürü ve etnik kimliği; sadece sözlü gelenekler ve aile içi aktarım mekanizmalarıyla sürdürülebilir olmaktan uzaklaşmaktadır. Dilsel kayıp, kültürel çözülmenin öncüsü haline gelmekte; genç nesillerin Mandarin Çincesi veya bölgedeki baskın dilleri öğrenmek zorunda kalmaları, Tuva kimliğinin geleceği açısından ciddi riskler taşımaktadır.

KAYNAKÇA

Aytekin, Kadir (2012). “Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki Tuva Türkleri Üzerine Bir Araştırma”, Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, 61, 87–104.

Baskakov, N. A. (1970). Tuvinskiy yazyk i yego mesto sredi tyurkskikh yazykov. Moskva: Nauka.

Bican, Ercilasun A. (2004). Kuzeydoğu Türk Ağızları. Türk Dil Kurumu Yayınları.

İbrahim, Zeynep (2017). “Tuva Türklerinin Kimlik ve Kültürel Yapısı Üzerine Bir İnceleme”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, 17(2), 125–143.

Karakaya, H. (2024). Töreen Çurttan Irakka – Ana Yurttan Uzakta / Töreen Çurttan Irakka: Far From the Motherland: Transkripsiyon-aktarma-sözlük/dizin [Yüksek lisans tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrasya Araştırmaları Ana Bilim Dalı].

Karpov, V. A. (1983). Tuvintsy: Istoriko-etnograficheskiy ocherk. Kyzyl: Tıva Knijnoe İzdatelstvo.

Sertkaya, Osman Fikri (2000). “Tuvalar ve Dilleri”, Türk Kültürü Araştırmaları Dergisi, 38(1), 89–102.

Şeyhülislamoğlu, Hilal (2015). “Tuva Türkçesinde Ses Bilgisi Özellikleri”, Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, 2(3), 211–225.

Tenishev, E. R. (1965). Tuvinskiy yazyk. Moskva: Nauka.

Kaynak: https://www.thepaper.cn/newsDetail_forward_14475137

Paylaş:
Doğu Türkistan

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz