KAYBOLAN CENNET, ADAKALE – 8

KRAL II. KAROL ADAKALE’YE GELİYOR
Geçen bölümde, Ada’nın savaş sonrası yaşam kaosundan bahsetmiştim.
1931’den başlayarak bu Ada’nın talihi dönmeye başlıyor. Uzaktan, buradaki yaşayan insanlara da, gökten koruyucu bir yıldız gözükmeye başlamıştı. Ada sakinlerinin ağlatıcı durumları tarihi bir ziyaretle sonuçlandı.
Romanya Kral II. Karol ve o zamanın Başbakanı aynı zamanda ünlü tarihçi Nicolaie İorga, 4 Mayıs 1931’de Ada- Kaleh’i ziyaret ediyorlar.
Aslında ziyaret edecekleri yer burası değilmiş. Fakat belli ki, bu tarihi buluşma da kaderin güzel oyunuydu.
Kral, o günün sabahı Sırbistan Kral Alexandru ile görüşmüştü.
Yakınlarda oldukları için, İorga ve Romanya Kralı Karol, Ada- Kaleh’i gemiyle dolaşmayı düşünüyorlar.
Kral ve misafirlerini Ada’ya girerken belediye başkanı ile Ada’nın tanınan siması Ali Kadri karşıladı.
Kral, bu yerde zamanı unutmuş ve kendisini büyülenmiş bir yerde hissediyordu. Bu yüzden yapması gereken ziyareti de unuttu. Kral’a Ada- Kaleh’e has tatlılar ve içecekler ikram edildi.
Bunları tadarken de Kral Karol, sanki minyatür gibi olan Levent yerinden gitmek istemiyordu. Kral, bazı Türklerin gecekondu gibi yerlerde yaşadıklarını da fark etti.
Bunları gören Kral, Ada sakinlerine İmam Ahmet Ali’nin tercümesiyle şöyle diyor: “Evlerinize rahatlıkla dönebilirsiniz. Her hakka sahip olacaksınız ve benim sizleri koruyacağımdan hiç şüpheniz olmasın.”
Bu sözler gerçeğe de dönüşüyordu.
17 Mayıs’ta, Ada’daki insanlar, Din Komitesi Başkanı olarak Ali Kadri’yi ve Belediye Başkanı İsmail Turhan’ı da, delege olarak Kral’ın söz verdiği bütün hakların imzasını almak üzere Bükreş’e gönderiyorlardı.
Ada sakinlerine verilen haklar neydi?
Ada’ya sınır vergisi ödenmeden, yılda 10 tren vagonu şeker, 1 vagon yabancı sigara, 1 ton kağıttan sigara, 3 vagon yabancı ve yerli alkollü içecekler (bunlardan, daha sonra Ada- Kaleh’e has Rom içeceği yapıyorlar), iki vagon kahve, 1.500 kilo pazar eşyası ve 1.500 adet fes getirilebilinecekti.
Gökten yağmış bir zenginlik gibiydi bütün bunlar.
Türkler, bütün bu malların peşinden kazanç elde etmek gerektiğini düşündüler. Böyle düşünerek, başta Ali Kadri olmak üzere ve 30 kişi daha, “Müslüman” adında, Anonim Senet Şirketi kuruyorlar. Birçok kişi bunun için kafalarını çalıştırdı fakat, senetlere sahip olamayan zavallı fakir insanlara da, elde edilen kazançlardan, küçük bir pay verilecekti. Eh, Türk bir yerde yaşar da, ticaret ilerlemez mi? Elbette tahmin ettiğiniz gibi, Ada sakinlerince başlatılan ticaret kısa zamanda artış göstermeye başlayarak, Ada’yı en çok ziyaret edilen yer haline getirdiler.
Ada, 1934’te resmen temiz havası ve suyundan dolayı sağlıklı dinlenme yeri ilan edildi. Bu durum Ada sakinlerine yeni gelir kapıları açmaya başladı. Şeker için sağlanan ucuzluğun yanında, demiryolu biletleri de ucuza satılmaya başlandı.
Turistler akın akın Adaya geliyordu.
1935’te “Müslüman” atölyesinin 100 çalışanı vardı. Bunların sayısı sonraki yıllarda artış göstermişti.
17 çeşit sigara ve ‘Made in Müslüman” markalı başka şeyler de üretiliyordu. Turizm, “Müslüman” bir turizm sektörü halinde gelişmeye başladı. Severin ve Orşova’da şubeleri oluştu.
Bu şubeleşme Kral’ın Sarayı’na ve Türkiye’ye kadar uzadı.
Bu son saydıklarımızın sözleşmeleri vardı. Dünya Savaşı’na kadar burada ne inşa edildiyse, hepsi bu şirket sayesinde oldu. Yeni evler, hanlar restoranlar, bir hotel (burada halka açık kütüphane de içine almıştı), ekmek fabrikası, futbol sahası, halk bankası, her tür malları bulunan bakkal, Elektrik Fabrikası (1934). Bütün bunlar, ana caddede, gemiye kadar uzanıyordu. Yeni evler, eski Kale’nin temeli üzerine inşaat edilmişlerdi. Kiremit kullanılmıştı. 1935’te gecekonduda sadece 8 aile yaşıyor hale gelmişti. 700 nüfusu vardı. Gecekonduda hala yaşayanların arasında hiçbir işte çalışmak istemeyen vardı. Bunlar “Müslüman” Şirketi’nin verdikleriyle yetinen kişilerdi. Buna rağmen, durumlarından memnundular, fakirlik çekmiyorlardı. Daha fazlasını ister halde olsalardı belki biraz omuz koyup, yapabilirlerdi.
Her şey, bütün bu ilerlemeler, Kral’ın ziyaretiyle başlamıştı.
O, 4 mayıs tarihi insanların kalbinde ve sigaralar veya “Made in Ada- Kaleh” yazısı hatıra eşyaların üzerine yazılmış olarak kaldı.
YARIN: ADA’NIN en zengini ALİ KADRİ, ATATÜRK ile görüşüyor.
Hazırlayan: İLMİA SÜLEYMAN


