KAYBOLAN CENNET, ADAKALE– 6

ADA’DAKİ HAYDUTLUK VE AŞKLAR DÖNEMİ
Ada Kale’de, haydutların ve romantik maceraların dönemi başlıyor...
O zamanki maceralardan, entrikalardan söz etmek istiyoruz. Ada Kale’deki Mülümanlar, Kuran ve inançlarına göre bir hayat sürüyorlarmış. Diğer yerlere benzemeyen Ada’nın, kendine has bir hayat tarzı oluşmuştu.
Miskin Baba’nın mucizelerine ve kutsallığına inanılıyordu. Miskin Baba’dan daha sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak bahsedeceğim. Sultanlar bu yeri gitgide unutmaya başlamışlardı ve sanki “Unutulmuş Ada” ya dönüşüyordu Ada Kale..
1800-1885 dönemi haydutların dönemiydi demiştik. Romen hükümeti bu adayı unutmuş gibiydi. Kale’nin komutanları bu dönemde Recep kardeşlerdi.
Yazılanlara göre, bunlar dört kardeştiler. Çocukluklarında, Banat bölgesine ait bir köyden devşirilerek paşalık kurallarına göre büyütülüyorlar. En büyük kardeş Paşa’nın kızıyla evlenerek, Recep Ağa ünvanını alıyor (ağa polis anlamına geliyormuş). Bu Ağa, birçok savaşa katıldı fakat en son dönemde, Mehedinti’e gidip, otoriteleri korkutarak, Ada’daki yerliler için yiyecek giyecek getiriyormuş.
1795-1807’ deki Oltenia bölgesinin korkulu rüyası Vidin’deki Pasvantoğlu Paşa olmuştu. Craiova’yı ateşe veren kişiydi. Çaldıkları mallardan Ada sakinleriyle paylaşıp paylaşmadığı bilinmiyor.
Fakat ondan birçok kişi örnek alarak eşkiyalığa başlamıştı. Mesela Beytula Ağa, “Tuna’nın Kabusu” lakabı ile anılır olmuştu.
Bu dönemde, Recep kardeşlerle iyi geçinen Romen Tudor Vladimirescu haydutu ortaya çıkarak, Ruslar’ın yardımıyla, 1810’da adayı ele geçiriyordu. 1812’de Bükreş’te imzalanan “Rus-Türk Barış Anlaşması” nedeniyle, Ruslar Basarabya’ya el koyuyorlar ve Türkler’de “Küçük ve Büyük Valahya’ya tekrar sahip oluyorlardı. Tuna bölgesi tekrar onlara ait. Ada- Kaleh sakinleri haklarını aldılar. Fakat, Recep Ağa, Vidin ya da Belgrad’taki Paşa’nın satılışıyla, kalleşçe öldürülüyor.
Recep Ağa’nın kardeşi olan Salih Ağa kardeşinden daha ürkütücüydü. 1814’te Cernetiu, Strehaia ve Mehedinti’teki bazı yerleri ele geçiriyor. Öte yandan, Ada korsanlar, maceracılar ve haydutlar için sığınak, gizlenecek bir yer olmaya başlamıştı.
1829’daki Adrianopol Anlaşmasının yerlilere nasıl geldiği bilemeyiz. Fakat kesin bilinen birşey varki, o da Ada’nın Türk hakimiyetinden çıkartılıyor oluşuydu. Daha da ötesi, ticaret özgürleşiyor ve aynı sene, burada bir liman inşaa ediliyor.
Dışardan ve uzaktan Ada’ya bakıldığında burası romantik bir yere benziyordu.
1841’de Danimarkalı hikayeci Hans Christian Andersen “Şairin Bazarı” kitabında şöyle aktarıyor:
“Önümüzde, Türk Orşova duvarları görünüyor. Bir Paşa’nın evine giriyoruz. Kahvaltı sofrası hazırdı. Hilal adına ve haremdeki örtülü kadınlar için bir kadeh kaldırıyoruz.
Orşova Noua (Yeni Orşova ) adasındayım ve burada evlerin duvarları kırmızıya, minareler de beyaza boyatılmıştı. Parmaklı pencerelerin ardında, gemimizi izleyen güzel kadınlar vardı. Belki de dürbünleri de vardır en azından bir tanesi her gelen yabancıyı uzaktan izliyordu. Ne yazık ki, her yabancı bu güzel kadınlara ulaşma mutluluğunu yaşayamıyordu...
Paşa, 40 yaşlarında kuvvetli sıhhatli bir adamdı. Mavi askeri kıyafeti, bir fesi vardı. Uzaktan bizleri selamladı....”
YARIN
KRAL KAROL DÖNEMİ

Danimarkalı hikayeci Hans Christian Andersen

Adakale Hatırası
Hazırlayan: İLMİA SÜLEYMAN


