CCIB’nin Amerika ve Karayipler çıkartması: İlk durak Chicago

*Bükreş Ticaret ve Sanayi Odası “Amerika ve Karayipler Ekonomik Misyonu” başlığı ile 16 Kasım – 2 Aralık 2025 tarihleri arasında ticari bir gezi gerçekleştirdi.
Bükreş Ticaret ve Sanayi Odası (CCIB) “Amerika ve Karayipler Ekonomik Misyonu” başlığı ile 16 gün süren ticari bir gezi gerçekleştirdi. Gezide Premier Group CEO’su ve CCIB Başkan Danışmanı Ercan Çölmekçi de yer aldı.
İş adamı Çölmekçi izlenimlerini “Rüzgâr Şehrinde Diplomasi, Ticaret ve Yeni Ufuklar” başlığı ile yazıya döktü. İşte Çölmekçi’nin yazısı:
***
1. Bölüm
Yazıya başlarken
Öncelikle şunu söylemeliyim: Ben bir yazar ya da gazeteci değilim. Ancak bu yazının konusu olan ticari seyahatte yaşadıklarımız—diplomasi, iş dünyası, diaspora, turizm ve insan hikâyelerinin birbirine karıştığı o yoğun 16 gün—bende öyle güçlü izler bıraktı ki, en azından kendim için notlar tutmam gerektiğini hissettim.
Bu yolculuğun fitili birkaç ay önce ateşlendi.
Hem danışmanı olduğum hem de abi–kardeş hukuku geliştirdiğimiz Bükreş Ticaret Odası Başkanı dostum Iuliu Stocklosa, bir görüşmemizde bana dönüp şöyle dedi:
“Amerika ve Karayipler’e bir ekonomik misyon düzenliyoruz. Senin de bizimle olmanı çok isterim.”
Bu davet üzerine birkaç gün düşündüm. Seyahat; başkanın hatırı, açacağı yeni ufuklar ve açık konuşmak gerekirse puro stoğumun tamamen tükenmiş olmasının verdiği küçük bir yan motivasyonla birleşince, kararım netleşti:
“Evet, geliyorum.”
Aldığım notların bu kadar detaylı olmasında gazeteci olan ağabeyim Hasan Çölmekçi’nin payı büyük. Yılların verdiği sezgiyle olacak ki daha yolculuğun ilk gününde “haber kokusunu” almıştı ve sürekli aynı uyarıyı yapıyordu:
“Not al Ercan, bu yaşananlar yazıya dökülmezse günah olur.”
Başta bu notların yalnızca bende kalacağını düşünüyordum.
Dönüşte görüştüğüm Gazete Balkan’ın sahibi sevgili Hamdi Bey ise bu süreci adeta mühürledi:
“Bu geziyi mutlaka yazın Ercan Bey; hem iş dünyası hem gençler için önemli bir rehber olur.”
Böyle olunca, tutulmuş bu notları bir kenara kaldırmak yerine okurla paylaşmaya karar verdim.
İşte bu satırlar, hem yaşadıklarımızın hem de o dostane teşviklerin bir sonucu.
Umarım satırlarda sizi sıkmam; bir kusurum, bir noksanım olursa da şimdiden affınıza sığınırım.
Bu satırlardan bir fayda doğarsa ne mutlu bana.
Öyleyse haydi başlayalım…
BÜKREŞ’TEN RÜZGÂR ŞEHRİNE – YOLCULUĞUN BAŞLANGICI
16 Kasım sabahı, Bükreş’ten İstanbul aktarmalı uzun bir uçuşla Chicago’ya doğru yola çıktık. Daha ilk saatlerde bu seyahatin bedenime ciddi yük bindireceğini anladım. İlk üç gün boyunca ciddi bir jet lag ile mücadele ettim: gece 02.00’de uyanmak, saat farkı yüzünden tekrar uyuyamamak, programlarda yüksek odak gerektiren tempoya ayak uydurmak…
Neyse ki THY’nin business servisi, 13 saatlik yolculuğumuzu çok daha kolay ve konforlu hâle getirdi. Eğitimli kabin ekibi, detaylara hâkimiyetleri ve servis kalitesiyle uzun uçuşu adeta kısa gösteriyordu. Boşuna her yıl bu kadar ödül almıyorlar; kaliteyi istikrarlı şekilde hissettiren bir hizmet anlayışları var.

Uçakta Başlayan Dostluk: Daniela & Nick
Daha koltuğuma yeni yerleşmiştim ki yanımdaki Romen hanımefendiyle ve bir sıra ilerde oturan eşiyle göz göze gelip selamlaştık. Ardından sohbet kendiliğinden açıldı; malum, yol uzun, muhabbetsiz olmaz.
Konu ilerledikçe hikâyeleri daha da ilgimi çekti.
Yaklaşık 30 yıl önce Amerika’ya göç etmişler. Nick, yangın güvenliği üzerine çok şubesi olan büyük bir şirket kurmuş; sektöründe tanınan, güçlü bir yapı hâline getirmiş. Oğulları ise bu temelin üzerine bir yazılım geliştirerek milyonluk değerde ayrı bir teknoloji şirketi kurmuş. Hatta çalışmalarının karşılığında aile için küçük bir uçak bile almışlar.
Daniela da Chicago’da emlak danışmanlığı yapıyor; sohbeti, enerjisi ve hayat hikâyeleriyle gerçekten keyifli bir yol arkadaşıydı.
Uçakta başlayan bu sıcak sohbet, Chicago’daki CRATI resepsiyonunda yeniden karşılaşınca daha da anlam kazandı.
Tesadüflere pek inanmam; ama doğru insanların doğru zamanda kesişmesinin hayatta özel bir yeri olduğuna inanırım.

ABD’ye Giriş – Sürpriz Bir Kolaylık
O’Hare Havalimanı’nda bilinen ,klasik ABD prosedürlerini bekliyordum: uzun kuyruklar, detaylı sorgular, stresli kontroller…
Hiçbiri olmadı.
Pasaport kontrolü hızlıydı.Bagaj teslimi yalnızca birkaç dakika sürdü.Tek bir ek soru bile sorulmadı.
ABD gibi bir ülkeye böylesine akıcı bir giriş doğrusu sık rastlanan bir durum değil.
Diplomasi Kapıda Başladı
Terminalden çıktığımız anda Chicago günlerinin tonunu belirleyecek o sahne karşımızdaydı:
Lucian Ilie-Stănică – Romanya’nın Chicago Başkonsolosu
Andrei Stanciu – Konsolosluk Sekreteri
Florin Pricop – Romanya–Amerika Ticaret Odası Başkanı
Saat gece yarısına yakındı.
Ama Başkonsolos bizzat kapıdaydı.Hepimizi tektek selamladı,hal hatır sordu..Valizlere yardım etti, bizi kendi aracıyla otele götürdü.
Üç gün boyunca tüm programlarda yanımızda olmaları ise sadece diplomatik bir destek değil, gerçek bir insani sahiplenme göstergesiydi.
Bu karşılamanın bendeki etkisi kolay kolay unutulacak gibi değil.
Heyetin Yapısı – Romanya İş Dünyasının Temsilcileri
Chicago programında CCIB Başkanı Iuliu Stocklosa liderliğinde 11 şirket yer aldı:
- East Electric – Endüstriyel otomasyon
- SPIACT Arad – Raylı sistemler
- Moesis by Angelo – Agrifood
- AscendNet – Yazılım & IT
- Seestematic – Yazılım & IT
- Crowd Favorite – Yazılım & IT
- Demeter Media – Medya & gayrimenkul
- Medical Nootropics – Sağlık
- Aqua Brava – İçme suyu üretimi
- Axis Holding – Acil sağlık hizmetleri
- Premier Group / Premier Vision – Ticaret, yatırım, danışmanlık
Her bir şirketin hedefi ortaktı:
ABD pazarına açılmak, doğru ortaklıklar kurmak, bilgi ve teknoloji transferi sağlamak.
Romanya – ABD Ticaretinin Çerçevesi
2024 itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi 5 milyar USD seviyesindeydi.
- Romanya’nın ABD’ye ihracatı: ~2,4 milyar USD
- ABD’den ithalatı: ~2,6 milyar USD
Öne çıkan sektörler:
Enerji
Savunma
IT & teknoloji
Üretim transferi (reshoring + nearshoring)
Bu tablo, iki ülke arasında büyüme potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.
ABD’de Yaşayan Romen Nüfusu – 600.000 Kişilik Bir Güç
Chicago, yaklaşık 100.000 kişilik Romen topluluğuyla ABD’nin en yoğun diaspora merkezlerinden biri.
Bu sayı sadece bir demografik veri değil; şehrin ekonomik ve kültürel dokusuna işlenmiş bir etki alanı demek.
Buradaki Romen topluluğu:
- kendi kiliseleri, okulları ve kültür merkezleriyle güçlü bir sosyal ağ kurmuş durumda,
- iş dünyasında restoranlardan yazılıma, tıptan inşaata kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor,
- şehrin politik ve kurumsal hayatında da görünür bir etki alanına sahip.
Diasporanın bu yaygın ve örgütlü yapısı, hem yeni gelenlere destek sağlayan bir omurga oluşturuyor hem de Romanya’daki iş çevreleri için doğal bir köprü görevi görüyor.
Bu nedenle Chicago:
- Romanya şirketlerinin ABD pazarına girişinde ilk temas noktası,
- yatırım ve ortaklık arayışlarında güvenilir bir ekosistem,
- iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin büyüdüğü stratejik bir merkez
niteliğinde.
Kısacası, burada yaşayan 100.000 kişinin varlığı sadece bir nüfus bilgisi değil; Romanya iş dünyası için hem bir avantaj hem de güçlü bir kaldıraç.
Otelimiz – Şehrin Tam Kalbi
Chicago’daki konaklama adresimiz, Silversmith Hotel – Downtown Chicago idi.
Michigan Gölü ile Chicago Nehri’nin birleştiği bölgeye yürüme mesafesinde, şehir merkezinin tam kalbinde yer alan bu otel, hem konumu hem de çevresindeki mimari doku ile bize etkileyici bir şehir deneyimi sundu.
Etrafımızda yükselen Trump Tower, hemen karşıdaki zarif Wrigley Building, kıyı boyunca uzanan Chicago Riverwalk, çevredeki modern sanat galerileri ve tarihi yapılar…
Her sabah dışarı adım attığımda Chicago’nun modern dinamizmi ile tarihî dokusunun nasıl yan yana akıp gittiğini görmek ve o havayı teneffüs etmek farklı bir duyguydu.
Gündüzün hareketi, akşamın ışıkları, rüzgârın şehrin sokaklarında taşıdığı enerji…
Programlar bittiğinde fırsat bulur bulmaz kendimi dışarı attım. Yalnız başıma yürüdüğüm o akşam saatlerinde Chicago’yu kendi akışında izlemek; şehrin sesini, ritmini, kokusunu içime çekmek…
İtiraf etmeliyim, bu kısa anlar bile seyahatin en özel duraklarından biri oldu.
Chicago’nun İlk Günü: Bir Başlangıçtan Daha Fazlası
İlk gün yaşadıklarımız—karşılamalar, heyetin yapısı, şehrin enerjisi ve yaptığımız ilk görüşmeler—aslında üç günlük Chicago programının sadece giriş bölümüydü.
Daha o noktada bile önümüzde yoğun bir tempolu maraton olduğunu anlamıştım.
Bu arada, gittiğimiz ekonomik misyon sadece Chicago’dan ibaret değildi.
Bükreş Ticaret ve Sanayi Odası’nın organize ettiği bu çalışma; Chicago’dan başlayıp Barbados’a, Saint Vincent & Grenadines’e ve Küba’ya kadar uzanan geniş bir hattın ilk durağıydı.
Bu misyonun ortaya çıkmasında:
- Saint Vincent and the Grenadines Başbakanı Ralph E. Gonsalves’in daveti,
- Chicago Ticaret Odası’nın desteği,
- Romanya’nın bölgede görev yapan diplomatik ekiplerinin koordinasyonu
etkili olmuştu.
Program da bir hayli yoğundu:
iş forumları, Karayip ülkeleriyle toplantılar, şirket ziyaretleri, sanayi parkı gezileri, Havana’daki FIHAV Fuarı, ardından Romanya’nın Millî Günü sebebiyle büyükelçiliğin düzenlediği resepsiyon…
Kısacası; enerji, IT, gıda, turizm, tarım, finans… birçok sektörde Romanya şirketlerinin önünü açmayı hedefleyen, geniş kapsamlı bir yolculuktu bu.
CCIB’in bugüne kadar yaptığı en büyük bölgesel misyonlardan biri olarak da biliniyordu.
Bizim Chicago’daki ilk günümüz ise tüm bu uzun hikâyenin sadece ilk sayfasıydı.
Yarın…
“Chicago’da İşin Kalbine Yolculuk – CME Group / CRATI / Yerel Şirket Ziyaretleri” başlıklı ikinci bölüme geçiyoruz.
Chicago’da sahne açılıyor.


