CCIB’nin Amerika ve Karayipler Çıkartması- 5

Yazan: Ercan Çölmekçi

Premier Group CEO’su • CCIB Başkan Danışmanı
Ekonomik Misyonu Notları-19 Kasım 2025
Chicago’dan Barbados’a: Bir Sayfa Biterken Yeni Bir Gün Başlıyor
*19 Kasım – Sabahın İlk Saatlerinde Barbados Yolculuğu
Sabah erkenden, Chicago Başkonsolosumuz Lucian Ilie-Stănică ve konsolosluk ekibi bizi nasıl karşılamışlarsa yine aynı ilgi ve samimiyetle havaalanına uğurladı.
Üç gün boyunca sahada omuz omuza çalışınca ayrılışlar daha farklı hissediliyor. Chicago’nun keskin soğuğunda yapılan bu sade veda, misyonun ilk perdesinin doğal bir kapanışı oldu.
Havalimanındaki kısa bekleyişin ardından Miami aktarmasına geçtik.
Toplam yolculuk — aktarmalar ve beklemelerle birlikte — neredeyse tüm günü doldurdu.
Chicago’nun gri göğünden, uçak penceresinden bir anda görünen turkuaz Karayip denizine geçmek ise yalnızca manzarayı değil, insanın ruh hâlini de değiştiriyor.
Aynı hafta içinde üç ayrı mevsim yaşadık:
• Romanya’nın sonbaharı, Chicago’nun keskin soğuğu, Barbados’un tropik yazı

Bu hızlı geçişler valiz planlamasını bile başlı başına bir stratejiye dönüştürüyordu.
***
Barbados’a Varış – Sıcaklık, Sorgulama ve Net Kurallar
Bridgetown’a indiğimizde geceydi. Uçağın kapısı açılır açılmaz yüzümüze çarpan sıcak hava “artık başka bir dünyaya geldik” dedirten türdendi.
Ancak pasaport kontrolüne girdiğimizde bambaşka bir atmosferle karşılaştık.
Görevliler son derece detaylı sorular soruyordu:
• Ne kadar kalıyoruz?
• Neden geldik?
• Dönüş biletimiz var mı?
• Hangi otelde kalıyoruz?

Doğrusu, Amerika’ya girişte bile bu kadar sıkı bir kontrol görmediğimizi söylemeliyim.
Bagaj alanında fotoğraf çekmek kesinlikle yasaktı; görevliler sürekli uyarıyordu.
Dış kapıya çıktığımızda ise “burada bekleyemezsiniz, kenara geçin” gibi yönlendirmelerle karşılaştık. Barbados’un küçük ama kuralcı bir devlet olduğunu daha ilk dakikada anlamış olduk.
Dışarıda bizi iki önemli isim karşıladı:
• Ionuț Bârșan – Romanya’nın Barbados Konsolosu
• Oliver Jordan – Barbados Onursal Konsolosu
Gece geç saat olmasına rağmen son derece zarif bir karşılama yaptılar.
Yaklaşık 30 dakikalık kısa bir transferin ardından otele vardık ve uzun bir yol gününü geride bırakıp odalarımıza yerleştik.
19 Kasım, tam anlamıyla bir geçiş günüydü:
Soğuk Chicago’dan Karayip sıcağına, çelik gökdelenlerden tropik palmiyelere uzanan bir geçiş…
***
Barbados’a Dair Kısa Bir Not – İsmin Kökeni ve İlginç Bir Tesadüf
Burada birazcık Barbados’dan bahsetmek isterim; Karayipler’in doğusunda, Atlantik Okyanusu ile Karayip Denizi’nin kesişim noktasında yer alan Barbados, siyasi istikrarı, şeffaf kamu yönetimi ve Anglo-Sakson hukuk geleneğine dayanan kurumsal yapısıyla bölgenin öne çıkan ada devletlerinden biriymiş. 1966 yılında Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazanan ülke, 2021 yılında anayasal monarşiden cumhuriyet sistemine geçerek kendi devlet başkanını seçmiş ve kurumsal egemenliğini pekiştirmiş. Yani daha 5 yaşında bir ülke.
Yaklaşık 280.000 nüfuslu Barbados’ta ekonomi büyük ölçüde turizm, uluslararası finansal hizmetler, sigortacılık ve rom üretimi üzerine kurulu. Özellikle uluslararası şirketler için sunduğu öngörülebilir vergi rejimi, İngilizce iş dili ve güçlü bankacılık altyapısı sayesinde, Karayipler’de bir iş ve finans merkezi olarak konumlanmaktadır.
Adının kökeni ise ilginç bir dilsel kesişmeye dayanıyor:
16. yüzyılda adaya gelen Portekizli denizciler, sarkık kökleri sakalı andıran incir ağaçlarını görünce adaya “Os Barbados” — Sakallılar adını vermişler.
Bizdeki Barbaros Hayreddin Paşa ise adını tamamen başka bir kaynaktan alıyor:
İtalyancadan, barba rossa — kızıl sakal anlamına geliyor. Yani Barbados ile Barbaros’un tek ortak noktası gerçekten de sakal;
biri ağaç kökünden, diğeri Akdeniz’in büyük komutanından…
Ama ikisinin de tarihte bıraktığı iz güçlü.
Yarın:
Barbados’taki ilk resmi temaslar, ada programının açılışı ve Karayipler’de diplomasi–iş dünyası dengesinin ilk günü.


