ABD gazetesinden AB’ye ‘Batı Balkan’ baskısı

*Schengen Bölgesi’ne bile almadığı Bulgaristan ve Romanya’nın üyeliğini sindirememiş AB’ye, ABD gazetesi tarafından “Batı Balkan’ baskısı yapılıyor
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gazetesi Politico’nun Avrupa versiyonunda Çin ve Rus sopası gösterilerek, Avrupa Birliği’nin (AB) “Bu jeopolitik anda, AB bölgeyi iltihaplanmaya terk etmeyi göze alamaz” denilerek toplam nüfusu 18 milyondan daha az olan 6 ülkenin 2024 yılındaki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde oy hakkı olmayan “Gözlemci Üye” seçmesinin önünün açılması istendi.
“AB, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan'ı birbirinden uzak tutmaya devam ederse, bunun alternatifi Rusya ile daha yakın işbirliği olabilir” korkusu salan Paul Taylor imzalı yazıda, rüşvet bataklığına döndüğü izlenimi verilen Brüksel’e; “AB onları mesafeli tutmaya devam ederse, alternatifler Rusya ile daha yakın uyum, liberal olmayan, Macaristan'dan Türkiye'ye kadar uzanabilecek bağlantısız bir bölgenin ortaya çıkması veya - daha da kötüsü - organize suç ve silahlı göçün zehirli bir karışımını içeren yeni bir silahlı çatışmaya dönüşebilir.” uyarısı yapıldı.
“AB, Balkanlar'daki jeopolitik anı yakalamalı”, “İnandırıcı bir katılım beklentisi, Putin ve Çin'i Güneydoğu Avrupa'da uzak tutmak için hayati önem taşıyor” tespiti yapılan yazıda, “Rusya'nın Ukrayna'yı işgali nihayet Avrupa Birliği'ni Batı Balkanlar'ın stratejik önemine ve Moskova'nın Batı'yı baltalamak için bölgedeki çözülmemiş anlaşmazlıkları kullanma potansiyeline uyandırdı.” denildi.
Yazıda daha sonra şu görüşler ifade edildi:
“AB'nin kendilerine 2003'te resmi olarak üyelik perspektifi vermesinden bu yana salyangoz hızındaki ilerleme konusundaki derin hayal kırıklığına rağmen, AB üyeliği Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan ve Avrupa'nın geri kalanı için hayal edilebilecek en iyi sonuç olmaya devam ediyor.”
“AB'nin genişleme yorgunluğunun en yoğun olduğu bazı Batı Avrupa başkentlerinde, özellikle Paris ve Lahey'de, statükonun yönetilebilir olduğu ve Avrupa güvenliği için ciddi bir risk oluşturmadığına dair kendini beğenmiş bir varsayım var. Elbette, Batı Balkanlar'daki insanlar 1990'ların dehşetinden sonra savaştan bıkmış durumdalar.”
“Durum kontrol altında görünebilir, ancak süresiz olarak sürdürülebilir değildir. Bosna içindeki veya Sırbistan ile Kosova arasındaki çözülmemiş çatışmaların küçük alevlenmelerle donmuş olarak kalacağının veya yerel siyasi şiddetin tırmanarak dış aktörleri çekmeyeceğine ve AB'ye yeni mülteci, silah ve uyuşturucu akışını körüklemeyeceğine dair hiçbir garanti yok. Kosovalı Sırpların araba plakaları konusundaki son çatışmalar, küçücük bir kıvılcımın nasıl kuru bir çırayı tutuşturabileceğini gösteriyor.”
“Peki, AB şimdi ne yapmalı?” sorusu sorularak, “Birincisi, daha görünür siyasi katılım.” denilerek AB’nin, uzun süredir ihmal edilen bölgeye dikkat çekmek konusunda 2022 yılında daha iyi bir başlangıç yaptığı belirtilen yazıda “Bu etkileşim devam etmelidir” aklı verilirken, “İkinci olarak, katılım avantajlarını ve katılımı öne çıkarın” denildi.
Yazının sonunda ise şu ifadeler kullanıldı:
“Adaylar reformda ilerlerken AB'nin, üyeliğin mali ve piyasaya erişim faydalarından daha fazlasını önceden dağıtmak için hantal katılım sürecini yeniden şekillendirmesi gerekiyor. Şu anda, katılana kadar yalnızca bir damla katılım öncesi yardım alıyorlar.
AB, bölgeden bakanları ortak ilgi alanlarına ilişkin gayrı resmi konsey toplantılarına katılmaya davet etmelidir. Batı Balkan ülkelerini, 2024 Avrupa seçimleriyle aynı zamanda Avrupa Parlamentosu'na gözlemci seçmeye teşvik etmeli, böylece AB yasa yapımında oy olmasa da söz sahibi olabilsinler.
Çoğunluğu demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, ifade özgürlüğünün ve yolsuzlukla mücadelenin temel koşullarından uzak olan aday ülkelerin üyeliğe hak kazanabilmeleri için elbette en büyük yükün alınması gerekiyor.
Her zaman olduğu gibi, bu bir tavuk-yumurta problemi. Balkan siyasetçileri neden böylesine uzak ve belirsiz bir ihtimal için güç ve para üzerindeki kontrollerini gevşetebilecek sancılı reformlar yapsın? AB'nin, yukarıdan teşvikler sunarken ve baskı uygularken, değişimin itici güçleri olarak sivil toplumu, kadın örgütlerini ve küçük işletmeleri desteklemek için aşağıdan daha çok çalışması gerekecek.
Bu jeopolitik anda, AB bölgeyi iltihaplanmaya terk etmeyi göze alamaz.”


