Mehmet Fuat ERGÜN & HAYAT, ÇOCUKLUĞUNUZDA BAȘLAR

1957-58 Adana’da babam vali polisi. Şimdiki adıyla koruması.
İlkokul bir, iki, yaz tatillerinde, okuduğum çocuk kitaplarını vali konağı yanındaki derme çatma, vali lojmanı gecekondu tipi evimizin önünde sergi yaparak satmaya çalıştım.
İnanasım gelmiyor.
Nasıl keşfettim bilemiyorum. Düşünce ve akıl sahibi benim. Ayakkabı kutusuna pencere açtım. Pencerenin önüne geçirgen bir yağlı kağıt koydum.
O zamanın Tommiks, Çelikbilek resimlerini keserek rulo yaptım.
Tabi zamk bilmiyoruz. Zamkı alacak param yok. Un ıslandığında kuruyor ve zamk görevi görüyor.. Rulodaki resimleri bu metot yapıştırdım.
Kutu içinde çevirerek, arkadan ses dublörlüğü yaparak, beş kuruşa filim seyrettiriyorum çocukluk arkadaşlarıma.
Akıl işte. Şimdi bile şaşıyorum nasıl becerdim bunu bilemiyorum.
Neyse evimizin yakınında o zamanın Sabancı’nın Güney Sanayi fabrika lojmanları vardı.
Bir gün Amerika’da tahsil etmiş genel müdürleri evi olan lojmanına giderken benim sinema ve kitap satış sergimi gördü.
Müşterim oldu.
Sırf ben hevesleneyim diye. Alışveriş yaptı. Nasıl seviniyorum bilemezsiniz?
Sonra babama bu çocukta cevher var. Şeker, şans kader al satsın. Amerika’da sistem böyle dedi.
Babam Malatya erkeği ya! Ben ölmedim rıza göstermem diyerek teklifini geri çevirdi.
Genel müdür, babama aldırış etmeyerek o zamanın şeffaf jelatinde küp şeklinde ağızda kolay eriyen kahverengi şekerlerden sermayem olsun diye iki yüz elli gram alarak Fuat bunlarının tanesini beş kuruştan sat.
Sermayenle yeniden al. Kârını biriktir dedi.
Bir baktım bir ayda benim sermaye nerdeyse 250 gramdan, kilogram oldu.
Sonra kimse tutmasın Fuat’ı.
Şeker az geldi. Gazete, şans kader, dondurma, ayakkabı boyacılığı. Malatya’dan aldığım kenger sakızını Adana’da çalışan doğu kökenli inşaat işçilerine pazarlayarak aldım başımı gidiyorum.
Sonunda babam komiser akademisinde öğrenci 1961 Ankara’dayız.
Babamın maaşı sınırlı, ancak geçimimizi sağlıyor.
Ben durur muyum? Ticaret aşkını Adana’da tattım bir kere.
Hemen kardeşim Faruk’a da bir sandık ayarladım.
O yolun bir köşesine ben diğer köşede; müşterileri iki köşeden kazanmak için ayakkabı boyuyoruz.
Ben 25 kuruşa, kardeşim 10 kuruşa.
Nerdeyse iki kardeş evimizin diğer ihtiyaçlarını giderir hale geldik.
Demek istediğim o ki.
Mümkün olduğu kadar hiçbir şey yapamazsanız, utanmadan evlatlarınızı ticarete alıştırınız.
O çocukluk dönemi kendi alın terimle kazanma gücü, bana hayattan korkmamama kendime güven duymamı aşıladı.
O güzel insan 1958 Güney Sanayi genel müdürü amcayı saygıyla, şükranla anıyorum.
Bana tahsilimin yanında bir ticaret üniversitesi diploması kazandırdı.


